23 Kasım 2017 Perşembe 17:59
  • 3,638 TL
  • 3,903 TL
  • 144,20 TL
  • 90.491
KOCAELİ 13°

BRC ESTETİK FATMA BURCU AKTI; “GÜZEL KADIN, BEDENİNDEN ÖNCE RUHUNU MARKALAYANDIR.”

BRC ESTETİK FATMA BURCU AKTI; “GÜZEL KADIN, BEDENİNDEN ÖNCE  RUHUNU MARKALAYANDIR.”
  • 1
  • 3416

Düzce’de doğup, büyümüş, Çok küçük yaşta da kızı Ayça’yı kucağına almış. 20 yaşında hayatını nerde bıraktıysa oradan da devam etmiş.Liseyi dışardan bitirmiş, üniversiteye giderek de Mesleğine dair ilk adımlarını atmış ve bir bakıma çocuğu ile okumuş. İzmit’e geliş bir bakıma mesleğindeki en önemli adımlarından biri olmuş. Özel hastane tecrübeleri onu başarıya bir adım daha yaklaştırmış. Cebindeki 200 TL ile kendine işyeri açma cesaretiyle başlayan başarılı bir estetisyen. O, Gazi Üniversitesi Cilt Bakımı mezunu. O, Yenicuma Camii yanında bulunan BRC Estetik’in sahibi.O, müşteri memnuniyetiyle reklam yapmadan zirveye oynayan işkadını. O, titiz, mesleğine aşık ve o güzelliğe dair cümlelerin sahibi…Ve O, FATMA BURCU AKTI

 

-Burcu hanım sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Aslen Vanlıyım ama ben Düzce’de doğdum ve büyüdüm. O zamanki şartlar öyle gerektirdiği için 16 yaş gibi çok küçük bir yaşta evlendim, 17 yaşında da Ayça isminde bir kızım oldu ve 20 yaşında da eşimden ayrıldım. Eşimden ayrıldıktan sonra, hayatımı nerde bıraktıysam oradan devam etmeye karar verdim ve liseyi dışarıdan okuyarak bitirdim.  Ardından da Gazi Üniversitesi Cilt Bakım bölümünü kazandım, çocuğumla birlikte okuduğumu da söyleyebilirim ama ailem bu konuda çok destek oldu.

“HER GÜN DÜZCE’DEN ANKARA’YA GİDİP GELEREK, ÜNİVERSİTEYİ OKUDUM”

-Özellikle mi okudunuz Cilt Bakım bölümünü?

Estetisyen olan bir ablamız vardı, onu takip ettim ve çok da hoşuma gidiyordu. “Yapabilir miyim?” derken eğitim anlamında hem kurslara gitmeye başladım hem de liseyi okudum ve bu bölümü isteyerek yazdım ve kazandım. Okula her gün sabah beş otobüsüyle Düzce’den Ankara’ya gidip geldim.

“ÖZEL HASTANELERDE VE CERRAHLARLA ÇALIŞMAK MESLEĞİM AÇISINDAN BANA ÇOK BÜYÜK AVANTAJ SAĞLAMIŞTIR.”

-Mezun olduktan sonra kariyer gelişiminiz nasıl oldu?

Mezun olduktan sonra Düzce’de bir estetik merkezinde 2 yıl kadar çalıştım. Bu sırada boşanmadan dolayı velayetle ilgili eşimle çok büyük sıkıntılar yaşıyorduk. Annem emekli olmuştu, kardeşlerim de evliydi ve abim de İzmit’teydi, az çok burayı tanıyorduk. Bizi Düzce’ye bağlayan bir şey yoktu. 2008 yılında Gebze Medicalpark’a başvuruda bulundum. Medicalpark’ta da iş başvurum kabul olunca; annem ve kızımla birlikte İzmit’e taşındık. 4 yıl Medicalpark’ta çalıştıktan sonra, 1 yıl Akademi Hastanesi’nde çalıştım. Sonra ki süreçte de, 2 buçuk sene 2 plastik cerrahla bir ortaklığımız oldu. Bütün müşterilerimi de bu süreçte yani Akademi Hastanesi’nde ve 2 cerrahla çalıştığım dönemde edindim. Aslında özel hastanelerde ve cerrahlarla çalışmak mesleğim açısından bana çok büyük avantaj sağlamıştır. 2 sene önce de kendi işyerim olan BRC Estetik’ i açtım ve 2 yıldır da kendi işimi yapıyorum.

“CEBİMDEKİ 200 TL PARAMLA BU İŞYERİNİ TUTMAYA KARAR VERDİM”

-Peki, kendi işyerinizi açmaya nasıl karar verdiniz?

Ben burayı açmadan önce doktorlarla ortaklık dönemimde bir hastalık geçirdim. Bir sabah uyandığımda sağ gözüm yüzde 98 görmüyordu. Bir süre bir arkadaşım işlerimde beni idare etti. Uzun bir süreç de tedavi gördüm. Hatta bu rahatsızlığımla alakalı İsviçre’ye ve İtalya’ya gittim. Kortizon kullandım ve uzun süre de hastanede yattım. Tabi o dönemde ortaklarımla sorun yaşamaya başladım. Çünkü senin yerine gelen kişi senin gibi çalışamaz. Ama müşterilerimle o kadar güzel bağ oluşturmuşum ki; beni beklemeyi ve bana anlayış göstermeyi tercih ettiler. O dönemde bu iş yerimin önünden geçiyordum, bir taraftan da kendi yerimi açıp açmama konusunda da düşüncelerim vardı. Hep kafamda bir yerim olacaksa Ulugazi ve burası arasında bir yer olsun istiyordum. Burası da tam istediğim bir noktadaydı. Hemen emlakçıyla görüştüm ve cebimde de 200 TL param vardı. Arkadaşımı aradım “Cebimde 200 TL param var ve ben bir yeri tutmaya karar verdim” dedim, o da “Hayırlısı olsun” dedi.

“FİRMALAR BANA GÜVENDİLER VE SENETSİZ SEPETSİZ MAKİNALARI VERDİLER.”

Tabi ayrıldığım cerrah ortaklarımdan da bir alacağım vardı, ona da güveniyordum. Ama ortaklarımdan paramı alamadım ve evdeki hesap çarşıya uymadı. Ben burayı tutup tadilata başlamış oldum. Bu sefer kara kara düşünmeye başladım, annemden, dayımdan borç aldım, eşim, dostum bana yardımcı oldular ve sonucunda da 2015 yılında ben burayı açtım. Makinaları almak için kredi çekmek istemiyordum, firmalarla uzun süredir çalıştığım için bana senetle vermelerini rica ettim. Ama firmalar bana güvendiler ve senetsiz sepetsiz makinaları verdiler. 2 yıldır da buradayım, çok şükür borçlarımın hemen hemen hepsini bitirdim. Tekrar cihazlarımı yeniledim, cilt bakımıyla ilgili yeni cihazlar da aldım. Yenilikler içerisinde de koşturuyorum.

“PROFESYONEL CİLT BAKIMINI DÜNYADA DA KULLANILAN HYDRAFACİALLA YAPIYORUZ”

-Peki, BRC Estetik’te hangi hizmetleri sunuyorsunuz?

Burada profesyonel cilt bakımı vardır. Bu profesyonel cilt bakımını da dünyada da kullanılan vakumlu bir cilt bakım cihazı olan Hydrafacial ile yapıyoruz. Hydrafacialla, elle sıkma metodunu tamamen kaldırıyoruz. Bu makinayla vakumu sayesinde tıpkı süpürgenin çektiği gibi ciltteki bütün atıkları çekiyoruz, hem gençleştirmede, hem akneli ciltlerde, hem de kırışıklık bakımlarında kullanıyoruz. Bu makinanın dışında buz lazer var ki; şuan son sistem bir cihaz. Buz lazerle dört mevsim lazer yaptırabiliyorsunuz, yanık riski sıfırdır.

“BUZ LAZERLE DÖRT MEVSİM LAZER YAPTIRABİLİYORSUNUZ, YANIK RİSKİ SIFIRDIR.”

Mesela bronzken normalde lazer yaptıramazsınız, yanık riskiniz çok yüksektir ama bu cihazla lazer yaptırıp, akabinde güneşlenebilir, solaryuma girebilirsiniz. Microblading kaş tasarımı ve Dermapen yapıyoruz. İki tane çalıştığımız plastik cerrahlarımız var. Cerrahi işlemleri anlaşmalı hastanelerde onlar yapıyorlar. Onun haricinde burada da botoks dolgu gibi küçük işlemleri yapıyorlar. İlerleyen dönemlerde  zayıflama alanında bir projem var ve manikür, pedikür, medikal el, ayak bakımına girmeyi düşünüyorum. Bununla ilgili araştırmalarım devam ediyor.

“BENİM İÇİN EN BÜYÜK REKLAM, MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ OLDU”

-Sizi neden tercih etmeliler?

Bir kere beni tercih etmelerinin sebebi şu olmalı; ben işimi gerçekten hakkıyla yaptığımı düşünüyorum. Benim hiçbir yerde reklamım yoktur, İzmit’e geldiğimden beri hatta daha önce çalıştığım klinikte bile tabelam yoktu, benim en büyük reklamım müşteri memnuniyeti oldu. Her müşterim bana, üç beş müşteriyle geri dönmüştür. Ben işlere aktif bir şekilde kendim de giriyorum hiçbir zaman stajyerleri dahi müşteriye sokmuyorum. Bir de çok itinalı çalışıyorum, hiçbir zaman işimi sallayarak yapmıyorum. Çünkü müşteri memnuniyetini benim için en büyük reklam olarak düşünüyorum.

“EN BÜYÜK HANDİKAP, İŞİ BİLMEYEN İNSANLARIN GÜZELLİK MERKEZİ İŞLETMESİ”

-Bu sektörde en büyük handikap nedir?

Bu sektördeki en büyük handikap, işi bilmeyen insanların güzellik merkezi işletmesi bence. Bunlar da merdiven altı dediklerimiz. Tabi parası olan ya eşine, ya arkadaşına, ya dostuna açtırıyor. Ben de bu iş yerini açmak istediğim dönemde o kadar çok insan ortak olmak istedi ki; ama işi bilmedikleri için benimle ortak olmalarının hiçbir anlamı yoktur. Çünkü bu tarz ortaklıkların en büyük sıkıntısı da işi bilmemeleridir. Bu tarz açılan yerlerle de inanılmaz derecede sıkıntılar yaşıyoruz.

“LAZER YANIKLARIN KESİNLİKLE GERİ DÖNÜŞÜMÜ OLMUYOR”

-Mesela nedir bu yaşanan sıkıntılar?

Lazerde bana göre en büyük sıkıntı, yanıklar ve kullanılan cihazlardır. Bana müşterilerim biraz pahalı çalıştığımı söylüyorlar. Evet, çünkü benim kullandığım cihaz tıbbi bir cihazdır. Buradan dışarıya çıktığınız zaman benim yaptığımın onda birine yapan insanlar var. Mesela IPL diye bir cihaz var, evet çok ucuza gidilir, ama bu cihaz aslında kılları uyutuyor, iki sene sonra tekrar kıllar çıkar. Yine de bunları anlattığım noktada da bazı müşterilerim gidiyorlar, ama 2 sene sonra bana geri dönüyorlar. Mesela her müşterinin kıl tipi, ten rengi farklıdır. İşi bilmeyen insan, müşterinin kıl ve ten rengine bakmadan lazer yaptığında yanıklar oluşabiliyor. Lazer yanıkların kesinlikle geri dönüşümü olmuyor ve kesinlikle düzelmiyor. Ciddi bir şekilde de leke ve iz bırakıyor.

-Lazer çeneye uygulanıyor mu?

Yüz bölgesiyle kol bölgesindeki kıllar birbirine çok yakındır. İnsanlar tek cihaz kullanıyorlar. Aslında yüz bölgesinde bazı cihazların kesinlikle kullanılmaması gerekiyor.  Mesela çene yaptırdınız tüm yüzünüz 6 ay içerisinde kıl içinde kalabilir. Çünkü bu cihazlar ayva tüylerinizi aktifleştiriyor. Ondan dolayı yüz bölgesine kesinlikle diyot kullanılması gerekiyor.

“BEN YENİ BİR CİHAZ ALDIĞIM ZAMAN HER YENİ CİHAZIMIN EĞİTİMİNİ ALIYORUM.”

-Vakumlu cilt bakımda bir handikap var mı?

Mesela vakumlu cihazı kullanmasını bilmiyorsanız; ciltte morarmalar ve lekelenmeler olabilir. Çünkü laktik asit ve salisilik asit dediğimiz maddeler vardır. Cilt tipine göre uygulama değişir. Kuru cilde aynı solüsyonu kullanamazsınız, yağlı cilde de kullanamazsınız. Her cildin ihtiyacı olan farklı şeyler vardır. Bunların hepsinin eğitimlerini almak zorundasınız. Ben yeni bir cihaz aldığım zaman her yeni cihazımın eğitimini alıyorum. Çünkü teknoloji o kadar çabuk ilerliyor ki; bunları talip etmek gerekiyor.

-Microblading’ten bahseder misiniz?

Kaş en büyük sıkıntılardan biridir. Microblading, kaş kontürü ve kalıcı makyaj dediğimiz sistemde, 3 günlük eğitimle herkes kaş yapıyor. Bütün kuaförler, bütün güzellik merkezleri, evde oturan kadın bile nasıl olsa kolay iş diye bir makine alıp yapıyorlar. Üstelik bunları saçma sapan boyalarla yapıyorlar ki; bu boyaların kimyasal içerikli olmaması, kökboyası olması gerekiyor. İnanılmaz kaşlar geliyor, dövme boyalarıyla yapılmış şekilsiz şemasız kaşlar ki; onları çıkarmak da çok zordur. Burada kaş çıkarma olayı yapıyorum ama eğer dövme ile yapılmışsa çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Ondan dolayı da müşterilerin buna çok dikkat etmesi gerekiyor. Tamirci olmak daha zor bence.  Bir de başkasına yapılan size gitmeye bilir, bazen gelip müşterilerim şöyle bir kaş istiyorum diyor, halbuki onun yüz yapısına, göz rengine, yüz ifadesine, dudağına uymuyor ve uyarıyorum. Israrla uyarılarıma rağmen yaptırmak isteyenler de oluyor. Bu da doğallıktan öteye geçmektir aslında. O kaşı yaptıran müşterim memnuniyetsiz oluyor, ben müşterilerimi ikna etmeye çalışıyorum, önce kaşını çiziyorum, şekil veriyorum ve yüzüne gideceği kaşı bu şekilde gösteriyorum. Sonra onun istediği şekli çiziyorum. Fotoğraflıyorum ve kendilerini görmelerini sağlıyorum. Sonuçta benim dediğime de geliyorlar. Ama buna rağmen ısrar eden müşteri sonradan üzüntü yaşıyor. 

“SARINIZI, BEYAZINIZI, AYVA TÜYÜNÜZÜ DÜNYADAKİ HİÇBİR LAZER CİHAZI GÖRMEZ.”

-İğneli epilasyondan bahseder misiniz?

Ben müşterilerime lazer epilasyonla yapılan epilasyonlarda yüzde 100 bittiğine inanmamaları gerektiğini belirtiyorum. Bana gelen müşterilerime avuç içi gibi bir beklentilerinin olmaması gerektiğini söylüyorum, lazer epilasyon demek, sizin yüzde 85 veya doksan kıllarınızın gitmesi demektir.  Sarınızı, beyazınızı, ayva tüyünüzü dünyadaki hiçbir lazer cihazı görmez. Özellikle yüz bölgesinde de şunu söylüyorum; “ 5-6 seans lazere sokarım sizi, kıllarınız incelir, inceldikten sonra da iğneli epilasyonla devam ederiz”. Yüzde 100 başarı oranını iğneli epilasyonla yakalıyoruz. O yüzden müşterilerime kendilerini bana bırakmalarını ve ben ne yapacağımı çok iyi bildiğimi hep söylerim.

-İğneli epilasyonda insanlar nelere dikkat etmeliler?

İğneli epilasyonu yaz aylarında çok yapma tercihinde bulunmuyorum çünkü müşteri kendisi de koruyamıyor, leke kalma riski çok yüksek. O yüzden Kasım ve Aralık aylarından sonra yapmak en doğrusudur.

-Cilt bakımlarındaki işlemler nelerdir?

Cilt bakımlarında mesela agresif işlemler yapıyoruz. Özellikle bunlar leke bakımlarıdır. Bunlarda Hydrafacialla beraber Kimyasal Peeling ve Dermapen yapıyorum. Kimyasal Peelingle lekenizi yüzde 80-90 açarım diyorum, tabi onun da bir mevsimi var, dediğim gibi kış aylarında olması gerekiyor ve cildin kesinlikle bronz olmaması gerekiyor.

“CİLT BAKIMI YAPTIRMAK DEMEK BENCE GELECEĞE YATIRIM YAPMAK DEMEKTİR.”

-Cilt bakımı için insanlara ne önerirsiniz?

Bence insanlar her ay cilt bakımı yaptıramasalar bile çünkü maddi anlamda herkes buna hazır olmayabiliyor, ama en azından bir yaza ve kışa girerken cilt bakımı yaptırmak gerektiğini düşünüyorum ben. Muhakkak ev bakımlarını yapmaları gerekiyor, en azından sabah kalktığı zaman veya akşam cildin temizlenmesi gerekiyor. Bu cildin ihtiyacına uygun ürünlerle olması lazım ki; bunun içinde çok pahalı ürünlerin kullanılması taraftarı da değilim. Dünyanın en iyi ürününü de kullansanız hiçbir kırışıklığı açamazsınız. Cilt bakımı yaptırmak demek; bence geleceğe yatırım yapmak demektir. Bu da cildi temiz tutmaktır. Mesela ben haftanın 6 günü makyajla dolaşıyorum ama eve gittiğim zaman mutlaka cildimi temizleyip, tonikliyorum ve nemlendiricimi sürüyorum. 25 yaşından sonra muhakkak nemlendirici kullanmak gerekiyor. Gece cildinizi temizlediğiniz zaman bazı müşterilerim sabah ciltlerinin yağlı olduğunu söylüyorlar. Gece cildimizin yağlanması bizim için bir avantajdır aslında, çünkü cildimizin ürettiği yağ bizi gençleştiriyor. Mesela kırışıklıklarım için 6 ayda bir botoks yaptırıyorum, son 10 senedir de gözaltlarım için akşamları vazelin sürüyorum. Vazelin inanılmaz derecede gözaltlarının kurumasını engelliyor, nemlendiricimi de ihmal etmiyorum.  Mesela yaz kış nemlendirici veya fondötenin altına güneş koruyucu da muhakkak kullanmak gerekiyor.

“CERRAHİ İŞLEMLER HARİCİNDE YAPILAN HİÇBİR İŞLEM ÖMÜRLÜK DEĞİLDİR.”

-Cerrahi işlemlerden de bahseder misiniz?

Cerrahi işlemlerimizi cerrahlarımızın anlaşmalı hastanelerde yapılıyor. Meme protezi, karın germe ve özellikle yüz cerrahisiyle ilgili doktorumuz Gökhan Kayabaşoğlu Adapazarı’ndan geliyor ki; yüz cerrahisinde  inanılmaz iyi bir doktordur. yüz Botoks, dolgu ve ip askılarımızı yani örümcek ağını da Gökhan bey,  yapıyor. Örümcek ağı işlemi 2 veya 2 buçuk sene gidiyor ki; cerrahi işlemler haricinde yapılan hiçbir işlem ömürlük değildir. Botoksun süresi de ortalama 5-6 aydır. Ama uzun süre yaptıran müşterilerim senede bir kere artık yaptırıyorlar. Çünkü mimiklerinizi oluşturmadığınız sürece daha uzun süre gidebiliyor ama ben ifadesiz bir yüze karşıyım, muhakkak botoksun da bir ayarı vardır, o dozun üzerine de çok çıkmamak gerekiyor. Ama bunu özellikle isteyen müşterilerimiz de var.  Ben yine de müşterilerime mimikleri olmaları açısından öneride bulunuyorum. O zaman çünkü ne ağladıkları ne güldükleri belli olmuyor.

-Botoksun handikapları nedir?

Botoksun hiçbir tehlikesi yoktur, sadece yaptıktan sonra müşterinin kendini koruması gerekiyor. “Bir gün boyunca ayakkabı bağınızı bile bağlamayın” diyorum. Başı öne eğmemeleri, hemen yatmamaları, havuza denize girmemeleri,  telefon ve bilgisayarla çok fazla ilgilenmemeleri gerekiyor, bu da bir gün için geçerlidir. Eğer bunları yapmazsalar ki; bu tamamen müşteriyle alakalı işlemle alakalı değildir, göz kapağı düşmesi olabiliyor. Bu da botoksu yaptırdıktan 3 hafta kadar sonra kendini gösterir, düzelmesi de 2 veya 2 buçuk ayı bulabilir.

-“İyi ki bu mesleği seçmişim” diyor musunuz?

Evet diyorum çünkü gerçekten mesleğimi seviyorum. Severek yapıyorum, çok keyif alıyorum, yeni yeni insanlar tanıyorum, artık seansları biten müşterilerimin ya çocukları gelmeye başladı, ya da eşi dostu gelmeye başlıyor. Seansları bittiği zaman müşterilerim üzülüyorlar, lazeri biten muhakkak cilt bakımına geliyor yani aramızda bir bağ oluşuyor. Burayı açma aşamasında mesela müşterilerime söyledim, müşterilerimin yüzde 99 diyebilirim yeni yerimi açana kadar kliniğe gitmemiş, beni beklemişlerdir.

-Erkeklerde talep var mı?

Erkeklerde inanılmaz bir talep var ve inanılmaz derecede de bakımlılar. Lazerlerini, cilt bakımlarını, botokslarını yaptırıyorlar hatta kadınlardan daha çok erkeklerde potansiyel var diyebilirim. Sadece biraz gizli yapıp, deşifre olmak istemiyorlar. Mesela benim İstanbul’dan, Adapazarı’ndan ve Düzce’den gelen  çok erkek müşterim var.

-Sektöre dair kendinizi nerede görüyorsunuz?

Herhalde beş sene sonra sektöre dair ilklerinden deyip kendimi  göreceğim ve de en iyi merkez olarak anılacağım. Burada başladım, burada devam edeceğim, ilk yerin şansına da inanıyorum. Yerimi çok seviyorum, evimden çok burada zaman geçiriyorum. İnanılmaz keyif alıyorum ki burası ev ortamı gibi.

“MÜKEMMELLİK ARZUSU BENCE EN BÜYÜK DÜŞMANDIR, BİR KADIN DOĞALLIĞIN HARİCİNDE ÇOK MÜKEMMEL OLMAYA ÇALIŞMAMALI. “

-Son olarak güzel kadın nasıl olmalı ve nelere dikkat etmeli?

Güzel kadın, bedeninden önce ruhunu markalayandır. İlk önce kadın ruhunu markalamalıdır. Ondan sonra bedeniyle ilgilenmelidir. Güzellik ve bakım anlamında demin de konuştuğumuz gibi kendisinin yapabileceği cilt bakımlarıyla başlayabilir. Bir kadın 25 yaşından sonra kendisiyle ilgilenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çok küçük rötuşlarla doğallığı çok kaybetmeden bence bakımlar yapılabilir. Doğallıktan yanayım. Mükemmellik arzusu bence en büyük düşmandır, bir kadın doğallığın haricinde çok mükemmel olmaya çalışmamalı.

HAZIRLAYAN:TÜLAY DURAN   FOTOĞRAF: VEHBİ KILIÇ

 

 

 

3416 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 1 Yorum

DİĞER HABERLER

MURAT ILGAR; “GELECEK NESİLLERDE TEMİZ BİR TÜRKİYE İÇİN GERİ DÖNÜŞÜM, OLMAZSA OLMAZDIR.”

MURAT ILGAR; “GELECEK NESİLLERDE TEMİZ  BİR TÜRKİYE İÇİN GERİ DÖNÜŞÜM,  OLMAZSA OLMAZDIR.”

Hayatta 3 kurala önem veriyor, akıl, kalp ve fizik.Bunların da her birinin bir nedeni var. Ticarete ilkokuldayken simit satarak başlamış. Spor ise O’nun olmazsa olmazı. O, Türkiye’nin ilk Elektronik Atık ve Lamba Geri Dönüşüm Tesisi  Exitcom Recycling’in kurucusu. Bu konuda hala ilk ve tekler. Geri dönüşüme dair söylediği cümleler ise çok önemli. En büyük hayali engellilere istihdam sağlamak.

Hakan Özsoy; Zenginlik, bence BAŞARILI OLMAKTIR

Hakan Özsoy; Zenginlik, bence BAŞARILI OLMAKTIR

Ticaretin içinde yetişmiş bir genç, Ama ona göre ticareti ve hayatı Unilever’de öğrenmiş. Edinmiş olduğu tecrübeleri kendi kurduğu firmasında uygulamış. Bu konuda da oldukça başarılı olmuş. O, çelik konstrüksiyon işini ve büyük firmalara danışmanlık yapıyor. O, Haksoy A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı, Ve O, başarılı genç işadamı HAKAN ÖZSOY…

UNLU ELLERDEN, ÜNLÜ LEZZETLER

UNLU ELLERDEN, ÜNLÜ LEZZETLER

Hedeflerinde hep vardı, sırf bu uğurda üç sene boyunca Sabah altı, gece on bir onun çalışma saatleri oldu.Hedeflerine ulaşmasındaki en büyük etken ise sevgili eşiydi.Hiç bilmediği İzmit sokakları, navigasyonla çözümlediği sipariş noktalarıBu markanın ilk hikayeleri oldu.Unlu mamullerin hepsinde iddialı,Markasının büyümesindeki en büyük etken de bu iddianın gerçekliliği.Şimdi Kandıra Sapağı’ndaki yeni yerleriyle de Bu işi ne kadar doğru yaptıklarını kanıtladılar.Bu mekanın en güzel yönü İzmit siluetinin duvara yansıması,Her Cafe&Restoran konseptinde bunu görebilirsiniz.Bu marka Kocaeli’nin markası,Bu marka By Unlu ve yaratıcılarıErkan BALCI ve sevgili eşi Güleser BALCI

MUSTAFA ALARATA… “ZOR PROJELERİN ADAMI”

MUSTAFA ALARATA… “ZOR PROJELERİN ADAMI”

Çelik konstrüksiyon işinde Türkiye’nin en iddialı projelerinde yer almış isim; MUSTAFA ALARATA…

KARADİZAYN MÜHENDİSLİK; MURAT KARADAŞ&ÜMİT KARALI

KARADİZAYN MÜHENDİSLİK; MURAT KARADAŞ&ÜMİT KARALI

“İLK 5 BİN 10 BİN TL’LİK RAKAMLARLA BAŞLADIK, ŞU ANDA 100 BİN 200 BİN DOLARLIK İŞLER YAPIYORUZ”

1985 yılından günümüze İHSAN GÜVEN “YAPTIĞIM İŞİ TİTİZLİKLE İYİ OLMASI İÇİN UĞRAŞTIM”

1985 yılından günümüze İHSAN GÜVEN “YAPTIĞIM İŞİ TİTİZLİKLE  İYİ OLMASI İÇİN UĞRAŞTIM”

O, hayatı mesleğin içinde okumuş. 15 yaşında çırak olarak adım attığı mesleğinde, 1985 yılında kendi kurduğu işyeriyle devam etmiş, Ürettiği tatlıyla markanın adını Tatlı Güven olarak tescillemiş. Günde 50 tepsi yapmış, 16 saat çalışmış. “Hatunum yanımda olmazsa olmaz, çocuklarımla da var oldum” diyor. O, Milli Takımın tatlısı olan Sütlü Nuriye’nin yaratıcısı, O, Tatlı Güven markasının var olma sebebi, O, başkalarına göre İhsan Güven,O, başkalarına göre Hacı, Ve O, bana göre tatlıcı İhsan Amca…

ANKET

KÖŞE YAZARLARI