24 Kasım 2017 Cuma 05:08
  • 3,638 TL
  • 3,903 TL
  • 144,20 TL
  • 90.491
KOCAELİ 14°

MUSTAFA ALARATA… “ZOR PROJELERİN ADAMI”

MUSTAFA ALARATA… “ZOR PROJELERİN ADAMI”
  • 0
  • 3480

Çelik konstrüksiyon işinde Türkiye’nin en iddialı projelerinde yer almış isim; MUSTAFA ALARATA…

Onun ki sıfırdan başlayan bir başarı hikayesi…

Eczacıbaşı’nın üst yöneticisi Umut Kemal Vefkioğlu ise
Onun dönüm noktası…
İlk göz ağrısı Kanyon AVM ile başlayan,
Marmara Forum ile devam eden bir işkolik…
“Yapılamaz” kelimesi onun lügatinde yok.
Türkiye’nin en iddialı projelerinde onun imzası var,
Ağaoğlu 1453, Vadi İstanbul, Acıbadem Grup, Eti Maden,
İstinye Park, Doğuş Grubu sadece bunlardan bir kaçı…
O bu sektördeki Türkiye’nin ilk üçün içindeki firmanın yaratıcısı…
O ÇELİKAS’ın sahibi
Ve O, MUSTAFA ALARATA

 

-Mustafa bey, kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

1978 yılında Afyon’un İhsaniye ilçesine bağlı Döğer kasabasında dünyaya geldim.  5 kız, 3 erkek olmak üzere 8 kardeşiz. Özellikle kız kardeşlerimin ve de annemin emekleri büyüktür bende, ne yapsam haklarını ödeyemem. İlk ve orta okulu Döğer’de, liseyi ise Afyon’da endüstri meslek lisesi torna tesviye bölümünde okudum. Bu okulu seçmemin sebebi de öğretmenimin yönlendirmesiyle oldu aslında tüm okulu sınava soktu diyebilirim.  Sınava girdiğim gün maç vardı, ben beş dakikada sınavda toto oynadım ve de kazandım. Babam, büyük hayvan tüccarıydı. Biz tabi çocukken hayvanlara bakabildiğimiz kadar bakardık ama ben bir şekilde babamdan para alıp kaçardım, 3 ay da gelmezdim. Yapı olarak daha o zamanlardan beri de eğlenceyi çok severdim, askere kadar hayatım boş ve amaçsızdı. Isparta’da acemi birliğini yaptım, Siirt’te de uçak savar nişancısıydım.

 

“BABAM İFLAS EDİNCE,
 BEN HAYATIN
GERÇEKLERİYLE
TANIŞTIM”

-Baban büyük hayvan tüccarıymış ve askerliğe kadar sizin çelik konstrüksiyon işiyle anladığım kadarıyla hiçbir bağlantınız olmamış. Bu sektöre nasıl dahil oldunuz?

Askerden döndükten bir ay sonra, babam iflas etti ve kalp krizi geçirdi. Ben işte o zaman hayatın gerçekleriyle tanıştım ve de hayata döndüm diyebilirim. Yani babam kalp krizi geçirmeden ve iflas etmeden önce sorumsuz bir insanın tekiydim. Hayatımda ilk defa çelik sektörüne o dönemde girdim. Bizim köylümüz olan birisiyle İstanbul’a çalışmaya gittim ve işi de hiç bilmiyordum.

 

“ECZACIBAŞI’NIN ÜST YÖNETİCİSİ
UMUT KEMAL VEFKİOĞLU BENİM
DÖNÜM NOKTAM OLDU VE
KANYON AVM İLK GÖZ AĞRIMDIR”

 

2001 yılında bir taşeron Kanyon AVM’nin şantiyesine beni ve arkadaşlarımı götürdü ama o taşeron iflas etti ve kaçtı. Kanyon da o günün en büyük ve en iyi şantiyesiydi ve biz de helikopter pisti yapıyorduk. Taşeron kaçınca “Ben bu işi yaparım” dedim ama açıkçası işi de bilmiyordum. Projeyi önüme koydular, Eczacıbaşı’nın üst yöneticisi Umut Kemal Vefkioğlu ise bu işi bana öğretebileceğini söyledi ve dediğini de yaptı. Orayı yaptım, Umut bey ve orası benim dönüm noktam oldun. Kanyon AVM benim ilk göz ağrımdır.

-Umut beyle tanışman işinde nasıl bir gelişmelere yol açtı?

Umut bey, bana çok emek verdi ve de çok para kazandırdı. O dönem hep taşeron şeklinde çalıştım. 2002-2003 yıllarında Umut bey, ikinci iş olarak beni Gebze’de bulunan Balküpü projesine yönlendirdi ve orayı da başarılı bir şekilde tamamladım.  Güzel para kazandım ve var olan borçları ödedim.

 

 

“BİR ŞEYİ İSTERSEM
ONU YAPMADAN
DURAMAM”

 

-Hiç bilmediğiniz işte büyük adımlar attınız, yapabilirlik açısından hiç ikileme düşmediniz mi?

Hiç düşmedim, çünkü bende, babamdan aldığım bir özgüven vardı. Babamın o yaşlarda bize yaptığı en büyük iyilik ise; “Yapın, satın, zarar da yapsanız düzeltirsiniz” derdi, bize bunları öğretti. Ben zarar çok açtım ama her seferinde “Tamam, bir dahakine böyle yaparsın” dedi. Babam bize özgüveni, o zamanlardan yükledi. O yüzden işe başlarken bende medeni cesaret zirvedir, her zaman “Kaybedecek bir şeyim yok” derim. Hala da öyleyim. Bu yüzden de bir şeyi istersem, onu yapmadan duramam.

 

“IRAK’TA SADDAM’IN YAKALANDIĞI
BÖLGEDE ÇALIŞIYORDUK VE
ÇALIŞTIĞIMIZ YERE ROKET,
BOMBA HER ŞEY DÜŞÜYORDU.”

 

-Balküpü projesinden sonra süreciniz nasıl ilerledi?

Balküpü’nü bitirdikten sonra Azerbeycan’a gittim ve orada 5 ay işçi olarak çalıştım ama Eczacıbaşı ile bağlantımı hiç kesmedim. Arkasından Türkmenistan’a geçtim ki; işimin bütün özünü bu süreçte öğrendim diyebilirim. O sıra Irak Savaşı başladı ve bana oradan da iş geldi. 2004 yılında savaş olmasına rağmen Irak’a gittim. Saddam’ın yakalandığı bölgede çalışıyorduk ve çalıştığımız yere roket, bomba her şey düşüyordu. Irak’ta 3 ay çalıştık ama inanılmaz para kazandık. Geri döndüğümde çelik sektöründe kriz vardı, çelik olayını bitirerek kendime bir kamyon aldım. Hayvan yiyeceği olan küspe ve kömür satmaya başladım. Kütahya’dan kömür, Afyon’dan küspe ve pancar çekiyordum. İnanılmaz çalışıyordum, yenilgiyi ve düşmeyi hayatta hiç hazmedemedim. Tam bir buçuk yıl onları yaptım.

 

 

 

“MARMARA FORUM İŞİNİ
GÜNÜNDEN ÖNCE BİTİRDİM,
O İŞ BENİM SİVRİLDİĞİM İŞ OLDU”

-Tekrar çelik konstrüksiyon işine ne zaman dönüş yaptınız?

2006 yılında İstanbul’da tekrar Umut beyin vasıtasıyla Marmara Forum’da işe başladık. Profil işi yaptık ki en pis işti. Eylül’de başladık projeye ve 29 Ekim gibi bir tarihte bitecekti, kendi kapasitemi ben orada aştım. Başka firmaların yapamadığı işleri hep “Mustafa yapar” derdi ve ben de onu hiç mahcup etmedim, bütün firmalara beni önerirdi. Sonra Timsan’ın işlerini yaptım ve Marmara Forum’u da gününden önce bitirdim. Orada artık ben sivrildim. Marmara Forum’u bitirdikten sonra yine 2006 yılında benim Bandırma hikayem başladı. Atılım Endüstri işini aldım ve 5-6 ay iş yaptım. Orada daha da sivrildim. Bandırma küçük sanayide artık kendi işimi almaya başlamıştım. 2008’e kadar Bandırma, İstanbul’da hep 2-3 şantiyem oldu.

 

“ÇALIK GRUBUNA AİT TÜRKİYE’NİN
EN BÜYÜK ÇİFTLİĞİNİ 26 AY SÜREM
OLMASINA RAĞMEN 14 AYDA BİTİRDİM.”

Ondan sonra Kayseri maceram başladım. Kayseri Emin Çelik bünyesinde Çalık Grubuna ait Türkiye’nin en büyük çiftliğini 26 ay sürem olmasına rağmen 14 ayda bitirdim. Artık Emin Çelik ne iş alıyorsa, ben o işteydim, normalde adam kapasitem 40-50 iken 100’ü geçti ve bir anda 11-12 şantiyem oldu. Emin Çelik’le aşağı yukarı 3 yıl çalıştım. Başka hiçbir yere iş yapmadım, sadece ona hitap ettim ve hayal ettiğim araba olan Sorento’yu aldım.  Mola vermeden Atılım Endüstri’nin bir işi vardı, oraya gittim. Atılım Endüstri’yle Bandırma’daki Teksütü yaptık ve o dönem ATS Mekanik’nin sahibi Barış Toka ile tanıştık. Benim iş hayatımda Salih Ustamehmetoğlu ile Barış Toka’nın yeri başkadır, onlara inanılmaz güvenirdim. Onlar da bana güvenirlerdi, kimseye bakmazlardı hep “Mustafa sen yap” derlerdi.

 

“ATS’NİN İŞİ AZİZ YILDIRIM’IN
ÇİFTLİĞİNİ 15 GÜNDE YAPTIK VE
ATS BARIŞ TOKA İLE İÇ İÇE OLDUK,
FATİH ÖZSAĞLAM İSE İZMİT’E
AÇILMAMA NEDEN OLAN İNSAN OLDU”

-ATS ile nasıl bir araya geldiniz?

2011 yılında ATS, Aziz Yıldırım’ın çiftliğini almıştı, yapıyorlardı ama istenilen düzeyde değildi. Kış dönemiydi hatta o zaman İzmitli yine bu sektörde olan Fatih Özsağlam’ların da işi vardı. Onlar da yapamamıştılar ve beni buldular. Biz de Fatih Özsağlam’la orada tanıştık. ATS’ nin işi için de 40 gün dediler ve ben de ”Ben burayı 15 günde yaparım, fiyatım da budur” dedim. Kabul ettiler ve ben 15 günde işi teslim ettim. Daha sonra Bigadiç’te işleri vardı, yine zor bir işti ama orayı da yaptık. Sonra artık Barış Toka ile iç içe olduk. Fatih Özsağlam yani Fatih abi benim İzmit’e açılmama neden olan insanlardan biridir. Yoksa ben bu tarafa açılmayı çok düşünmüyordum. Darıca Kültür Merkezi’ni Fatih abimin tavsiye etmesiyle bu projeye dahil oldum ki burası tarihimdeki en zor projelerden biriydi. Hep bükümlü profil ve hatasız işti.

 

“2013 YILINDA ETİ MADEN’İN
EN BÜYÜK İŞİNİ ALDIK, 18 ŞANTİYE AÇTIK,
ALARATA 2013 YILINDA ÇIĞIR AÇTI,
2014 YILINDA DA ZİRVEDEYDİ”

-Bu dönemlerde mi İzmit’te firmanızı kurdunuz?

Evet, Fatih abimin arkadaşı Başöz Kimya’nın sahibi Yaşar Başaran’la da samimi olmuştum ve bana muhasebecisi Hilmi Alçın’ı önerdi ki; sonra Hilmi ile kardeş olduk.  Alarata Endüstriyel firmasını kurdurduk ve artık firmayla gitmeye başladık. Gerçi o dönem İzmit’te ne iş yaptıysak, para alamadık ama yılmadım sürekli iş almaya devam ettim. 2011 yılının sonunda Bandırma’da Eti Maden’e başladık. Atılım Endüstri’nin de sürekli işleri oluyordu ve ben Bandırma’ya hitap etmeye başladım.  Hem kadro, hem firma olarak büyümeye başladık. 2013’de Eti Maden’in yine büyük bir işini aldık. 2013’de Alarata çığır açtı. 17-18 şantiye açtık ve bu bizim kapasitemizin en büyük işiydi. Orada artık bizim her şeyimiz kırıldı ve istediğimiz hayatı yaşamaya başladık. Ben her zaman büyük düşündüm, yapabileceğimi biliyordum, şuan nasılsam 2011 yılında da o özgüvenim vardı. Kısacası 2013 Alarata’yı büyütmekle geçti, 2014’de de artık zirvedeydi. Tamamen yatırıma dönmeye başlamıştım. O sıra Eti Maden’in en büyük müteahhidi Uğur Kara intihar etti ve ATS ile birlikte büyük bir borcun altına girdik ama umutsuzluğa kapılmadık ve Ankara’nın en büyük alışveriş merkezi olan Ankamall’ı aldık. Bu benim şu hayatta ve bu durumda olmama sebep olan iştir.

 

 

 

“BEN BU DURUMU
HAZMEDEMEDİM, İKİ
AYAĞIM ALÇILI BİR
ŞEKİLDE İZMİT’E GELDİM”

Orayı yaparken teslimata 5-6 gün kala bir talihsiz olay başımıza geldi. Vincin yanlış manevrası neticesinde diktiğimiz platforma çarptı. İskelenin üstünde emniyet kemeri olan bir çocuk ve ben vardım ki ben de hiçbir emniyet ekipmanı yoktu. Çocuk iskeleyle birlikte göçtü ve vefat etti. Hayatımın tek vicdan yarasıdır. Ben ise uçtum, iki ayağım, belim ve omzum kırıldı. Ankara Gazi Üniversitesi’nin yoğun bakımında bilinçsizce 15 gün yattım, kimseyi tanımıyordum. 13 ameliyat geçirdim ki; sol ayağımı doktorlar kesme kararı aldı. Bu arada şirketimde bu kaza olduğu için bütün arabalarım bağlandı, olan parama da temlik kondu kısacası hiçbir şeyim kalmadı ama ben yoğun bakımda olduğum için bunlardan haberim bile yoktu. Afyonlu bir doktor “Ben onu ayağa kaldırırım” demesi üzerine beni Afyon’a götürdüler ve ameliyatım için gerekli o parayı çevrem, yakınlarım toplamışlar. Bu arada doktorlar da dahil iki yıldan önce yürüyemeyeceğimi söylemişlerdi. 60 kiloya kadar düştüm, çocuk gibi olmuştum. Özel ihtiyaçlarımın hiçbirini karşılayamıyordum. Belimde 7 platin, omuzumda hala çıkıklık vardır, ayaklarım kırık, ben 23 Eylül’de kaza yaptım ama Aralık 20’de de ayağa kalktım ve o süreçte hala ameliyatlarım sürüyordu.

 

 “DOĞUŞ GRUBU’NUN İŞİNİ
KOLTUK DEĞNEKLERİ VE BİR AYAĞIM
ALÇILI BİR ŞEKİLDE BİTİRDİM”

Tabi araçlarıma, parama el konulmuştu ve ben bu durumu hazmedemedim, iki ayağım alçılı bir şekilde İzmit’e geldim ve o gün biz ondan bundan para toplayarak çek ödedik. Sonra Aslı Börek’te Fatih abi ve Hilmi Alçın’la birlikte oturduk. “Ne yapabiliriz?” diye düşündük, çünkü borç var, mahkemeliksin, kaza durumu var kısacası her şey var. Avukatla da görüştük ve Hilmi’ye şuan ki firmamız Çelikas’ı kurdurduk. O kaza bana artık dönüm noktası oldu. Fatih abinin aracılığıyla Doğuş Grubuyla bir araya geldik. Beraber gittik, bende koltuk değnekleri vardı. Adam “Sen mi yapacaksın?” dedi ve ben de yapacağımı söyledim. Şantiyeyi Fatih abi gördü ve bana da anlattı. Ben de ekipleri topladım ama çok zor bir projeydi. Asansörler vardı, boru cepheler, helikopter pisti ve 140 metre yükseklikteki bir işti. Orayı ben koltuk değnekleri ve bir ayağım alçılı bitirdim. Orayı bitirdikten sonra Şişli’deki Türksab’ı aldım ki hala koltuk değneklerim vardı.

 

“AĞAOĞLU 1453
PROJESİ İLE ÇELİKAS
BÜYÜMEYE BAŞLADI”

-Peki, Çelikas firmanızın büyümesi nasıl oldu?

2015 yılında Ağaoğlu’nun 1453 projesi vardı ama hiçbir iş doğru düzgün yürümüyordu, gelen ekipler de kaçıyordu. Daha önceden yaptığım işlerden dolayı Ağaoğlu bu projeyi bana teslim etti.  İşte, Çelikas’ın da büyümesi böyle başladı. Cenab-ı Allah’da bana o zaman “Yürü Mustafa” dedi. Arabalarımız aldık ve borçlarımızı sıfırladık. Ağaoğlu’nun bir projesini bitiriyoruz, diğeri başlıyor, çıkamıyoruz Ağaoğlu’ndan. Tabi bu arada Atılım ve ATS’ deki işler de devam ediyor. Bursa Arçelik depoları, ATS’nin Eti Maden’de dört beş işi derken eleman kapasitem 150’yi aştı.  Türkiye’de montajda sayılı firmalardan biri olduk. İmalat da yapıyoruz ama asıl branşımız montajdır. Bandırmada atölye açtık ki; burada da Atılım ve ATS bana bu konuda çok el uzattı.

 

“AĞAOĞLU, ETİ MADEN, VADİ İSTANBUL,
DOĞUŞ GRUBU, VATAN KABLO, ACIBADEM,
TADIM, FİBABANK, İSTİNYE PARK GİBİ BİRÇOK
PROJELERDE OLDUK VE HALA DA DEVAM EDİYOR”

-O zaman büyümeyle başlayan ve bu zamana kadar getiren projelerden bahseder misiniz?

Eti Maden’ de büyük işimizi aldık. Yine aynı yıl yani 2015’de Çorlu Vatan Kablo, Sistem Prefabriğin işiydi ki; atölyesine girdim bütün elemanlar çıkmıştı, kendi elemanlarımı soktum, arkasından Ümraniye Acıbademi aldık. Ağaoğlu, Eti Maden, Doğuş Grubu, Vatan Kablo, Acıbadem hepsi aynı andaydı ve benim ayda yaptığım kilometre 15 bin ile 17 bin kilometre arasında değişiyordu. Arkasından Vadi İstanbul projesinde sinema salonlarını yapmaya başladık ki; iş olarak 300 tonluk bir işti ama meblağ olarak çok büyüktü. Yine ATS’nin Bandırma Kapalı Pazar yerini aldık ki; 3 bin tonluk bir işti, bu da bizim aşağı yukarı en büyük işlerimizden biridir. Toplam 15-16 şantiyeyi aynı anda yürütüyorduk. Şişli Mecidiyeköy’de Fibabank, 2016’da da İstinye Park’a başladık, oluk oluk artık iş geliyordu. Asıl önemli olan kimsenin cesaret edemediği işlere ben imzamı attım. Ben kolay iş hiçbir zaman almadım. Çelik sektöründe çok param gitti, alamadığım çok param oldu ama ben hep insan ve dost kazandım. İhtiyacım var dediğim an bana el uzatan çok oldu. Bu edindiğim dost ve arkadaşlarla çok güzel işler yaptık ve bugünlere geldik. Sürekli işimiz var ve 12 ay hiç boş kalmıyoruz. Şuanda da ATS’ nin Bandırma Eti Maden, Kütahya İçtaş, Atılım Endüstri’nin Gönen’de montaj işlerimiz var. Vadi İstanbul, Acıbadem, Gebze’de Tadım, Çekmeköy Devlet Hastanesi, Fibabank’ın genel merkez şantiyeleri devam ediyor. Şimdi  İran işiyle uğraşıyoruz. İran’da gübre fabrikası ama çok büyük bir iş, umarım olur, bekliyoruz.

-Böyle bir kadroyu nasıl topladınız?

Benim personelimin geneli bizim kasabamızdandır. Bazı adamlarım sabittir ki; minimum 10 yıldır benle birlikteler. Benim en büyük avantajım çalışanlarımdır. Benim işimi sahiplenirler, ben oturayım onlar üç kat daha fazla çalışırlar. Hepsinden Allah razı olsun, ekip arkadaşlarım olmasa ben bu konumda olmazdım.

 

“AĞAOĞLU’NUN TÜM
ŞANTİYESİNİ YAPMAK
İSTERDİM”

-“Keşke şu şantiyeyi ben yapsaydım” dediğiniz proje oldu mu?

Ağaoğlu 1453 projesinin yüzde 70’ini ben yaptım, orada da taşerondum. Oraya çok emek verdim, sıkıntılar içinde yine de o projeyi tamamladım. Keşke oraya yüklenici firma olarak girseydim çok daha farklı olurdu.

“ÇELİK MONTAJ KONUSUNDA
TÜRKİYE’DE İLK ÜÇE GİRERİM.
ÇOK ZORLASAK BİRE DE GİRERİZ.”

-Peki, hedeflerinizden bahseder misiniz?

Benim hayatıma dair ne ukde varsa gerçekleştirdim, sadece en büyük hedefim çocuklarıma iyi bir gelecek sağlamak, zaten şuan işlere yetişemiyoruz. Ben artık bu sektörde istediğimi, istediğim an yapıyorum. Ama farklı iş olarak veya ek yatırım olarak Yap-sat veya hayvancılık yapabilirim. Benim iş almak gibi bir zorluğum yok. Biz kazandık ve ismimizi de yaptık. Eskiden iş yaparken teminat olarak senet, çek ve tapu isterlerdi şimdi ise sözümün yettiği noktadayız. Çelik montaj konusunda Türkiye’de ilk üçe girerim. Çok zorlasak bire de gireriz. Türkiye’nin en elit ve en iddialı projelerinde illaki bizim elimiz vardır. 2014’e kadar biz seçiliyorduk, artık biz iş seçiyoruz.

BİZLER, ÇALIŞMAYI
SEVİYORUZ, SEVDİĞİMİZ
İŞİ YAPIYORUZ…

-Çelikas firmanızı misyon ve vizyonuyla bize anlatır mısınız?

Çelikas Çelik, sektörünün renklerinden biri; üretim, imalat ve destek hizmetleri olarak güvenebileceğiniz, prensipleri ve değer yargıları sarsılmaz, çözüm otağınızdır. Ekip olabilmek için, önce bir hedef belirlemenin gerektiğinin bilinciyle, birlikte hedeflerimize emin adımlarla ilerlemekteyiz. Kurumsal olarak henüz genç bir firma olmamıza rağmen, sektördeki tecrübesi uzun yıllara dayanmaktadır. Bu gençliğin verdiği dinamizm ve tecrübe özgüvenimizi pekiştirmiştir. Çağımızda eski ve yeni arasındaki fark gelişen teknoloji ve bilişim ile bir hayli azalmıştır. Önyargılardan ve alışkanlıklardan sıyrılıp , sadece çalışıyor ve gerekeni yapıyoruz. Ekip olabilmek için, önce bir hedef belirlemenin gerektiğinin bilinciyle birlikte hedeflerimize emin adımlarla ilerlemekteyiz. Kısacası bizler çalışmayı seviyoruz ve sevdiğimiz işi yapıyoruz.

“ÇOCUKLARIM OLMAZSA
OLMAZIMDIR, KALİTE İSE
YAŞAM ŞEKLİMİN TARİFİDİR”

 

-Mustafa Alarata’nın yaşam ve iş felsefesi nedir, bize kendinizi tanımlar mısınız?

  Alperen isminde bir erkek, Zeynep Sıla ve Azime isminde iki kız babasıyım. Hayatımdaki en büyük neşem ve huzurum çocuklarımdır. Çocuklarım için, olmazsa olmazlarım diyebilirim. İster iş olsun, isterse özel hayat yaşam şeklim tamamen kalite üzerine kurulmuştur. Kaliteli yaşam şeklim önceliğimdir ve hissetmediğim hiçbir şeye başlamam, hislerime çok güvenirim. Hayatım boyunca olmazı başarmak en önemli kriterim oldu. Benim için kazanmak veya bir işte başarılı olmak, mal mülk sahibi olmak değildir. Hayattaki en önemli felsefem, kazanımlarımı çalışma arkadaşlarımla ve çevremle paylaşmak üzerine kurulmuştur. Yardım severlik en birincil yönümdür. İş almaktan çok çalıştığım kurumlarda dostluk kazanmak benim iş prensiplerimin en önemli parçasıdır. Bir bakıma iş ortaklığı ben de kader ortaklığına döner. Bu ortaklığın içerisinde çevrem, çalışma arkadaşlarım da dahildir. Başarıyı yapı olarak kendime kabul etmem, her şeyden önce bir ekip işidir. Bu başarıda emeği olan herkese sonsuz teşekkür ederim.

 

 

3480 defa okundu.

DİĞER HABERLER

MURAT ILGAR; “GELECEK NESİLLERDE TEMİZ BİR TÜRKİYE İÇİN GERİ DÖNÜŞÜM, OLMAZSA OLMAZDIR.”

MURAT ILGAR; “GELECEK NESİLLERDE TEMİZ  BİR TÜRKİYE İÇİN GERİ DÖNÜŞÜM,  OLMAZSA OLMAZDIR.”

Hayatta 3 kurala önem veriyor, akıl, kalp ve fizik.Bunların da her birinin bir nedeni var. Ticarete ilkokuldayken simit satarak başlamış. Spor ise O’nun olmazsa olmazı. O, Türkiye’nin ilk Elektronik Atık ve Lamba Geri Dönüşüm Tesisi  Exitcom Recycling’in kurucusu. Bu konuda hala ilk ve tekler. Geri dönüşüme dair söylediği cümleler ise çok önemli. En büyük hayali engellilere istihdam sağlamak.

Hakan Özsoy; Zenginlik, bence BAŞARILI OLMAKTIR

Hakan Özsoy; Zenginlik, bence BAŞARILI OLMAKTIR

Ticaretin içinde yetişmiş bir genç, Ama ona göre ticareti ve hayatı Unilever’de öğrenmiş. Edinmiş olduğu tecrübeleri kendi kurduğu firmasında uygulamış. Bu konuda da oldukça başarılı olmuş. O, çelik konstrüksiyon işini ve büyük firmalara danışmanlık yapıyor. O, Haksoy A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı, Ve O, başarılı genç işadamı HAKAN ÖZSOY…

UNLU ELLERDEN, ÜNLÜ LEZZETLER

UNLU ELLERDEN, ÜNLÜ LEZZETLER

Hedeflerinde hep vardı, sırf bu uğurda üç sene boyunca Sabah altı, gece on bir onun çalışma saatleri oldu.Hedeflerine ulaşmasındaki en büyük etken ise sevgili eşiydi.Hiç bilmediği İzmit sokakları, navigasyonla çözümlediği sipariş noktalarıBu markanın ilk hikayeleri oldu.Unlu mamullerin hepsinde iddialı,Markasının büyümesindeki en büyük etken de bu iddianın gerçekliliği.Şimdi Kandıra Sapağı’ndaki yeni yerleriyle de Bu işi ne kadar doğru yaptıklarını kanıtladılar.Bu mekanın en güzel yönü İzmit siluetinin duvara yansıması,Her Cafe&Restoran konseptinde bunu görebilirsiniz.Bu marka Kocaeli’nin markası,Bu marka By Unlu ve yaratıcılarıErkan BALCI ve sevgili eşi Güleser BALCI

KARADİZAYN MÜHENDİSLİK; MURAT KARADAŞ&ÜMİT KARALI

KARADİZAYN MÜHENDİSLİK; MURAT KARADAŞ&ÜMİT KARALI

“İLK 5 BİN 10 BİN TL’LİK RAKAMLARLA BAŞLADIK, ŞU ANDA 100 BİN 200 BİN DOLARLIK İŞLER YAPIYORUZ”

BRC ESTETİK FATMA BURCU AKTI; “GÜZEL KADIN, BEDENİNDEN ÖNCE RUHUNU MARKALAYANDIR.”

BRC ESTETİK FATMA BURCU AKTI; “GÜZEL KADIN, BEDENİNDEN ÖNCE  RUHUNU MARKALAYANDIR.”

Düzce’de doğup, büyümüş, Çok küçük yaşta da kızı Ayça’yı kucağına almış. 20 yaşında hayatını nerde bıraktıysa oradan da devam etmiş.Liseyi dışardan bitirmiş, üniversiteye giderek de Mesleğine dair ilk adımlarını atmış ve bir bakıma çocuğu ile okumuş. İzmit’e geliş bir bakıma mesleğindeki en önemli adımlarından biri olmuş. Özel hastane tecrübeleri onu başarıya bir adım daha yaklaştırmış. Cebindeki 200 TL ile kendine işyeri açma cesaretiyle başlayan başarılı bir estetisyen. O, Gazi Üniversitesi Cilt Bakımı mezunu. O, Yenicuma Camii yanında bulunan BRC Estetik’in sahibi.O, müşteri memnuniyetiyle reklam yapmadan zirveye oynayan işkadını. O, titiz, mesleğine aşık ve o güzelliğe dair cümlelerin sahibi…Ve O, FATMA BURCU AKTI

1985 yılından günümüze İHSAN GÜVEN “YAPTIĞIM İŞİ TİTİZLİKLE İYİ OLMASI İÇİN UĞRAŞTIM”

1985 yılından günümüze İHSAN GÜVEN “YAPTIĞIM İŞİ TİTİZLİKLE  İYİ OLMASI İÇİN UĞRAŞTIM”

O, hayatı mesleğin içinde okumuş. 15 yaşında çırak olarak adım attığı mesleğinde, 1985 yılında kendi kurduğu işyeriyle devam etmiş, Ürettiği tatlıyla markanın adını Tatlı Güven olarak tescillemiş. Günde 50 tepsi yapmış, 16 saat çalışmış. “Hatunum yanımda olmazsa olmaz, çocuklarımla da var oldum” diyor. O, Milli Takımın tatlısı olan Sütlü Nuriye’nin yaratıcısı, O, Tatlı Güven markasının var olma sebebi, O, başkalarına göre İhsan Güven,O, başkalarına göre Hacı, Ve O, bana göre tatlıcı İhsan Amca…

ANKET

KÖŞE YAZARLARI