23 Eylül 2017 Cumartesi 06:37
  • 3,638 TL
  • 3,903 TL
  • 144,20 TL
  • 90.491
KOCAELİ 22°

BU ANAOKULUNDA MUCİZE VAR ÖZEL MİRA ANAOKULU

 Bu anaokulunda MUCİZE var ÖZEL MİRA ANAOKULU
  • 0
  • 1325

Yıllarını çocukların eğitimine adamış eğitimci bir çift…

İstanbul’da Türkiye’nin önde gelen okullarında hem yöneticilik yapmışlar hem de eğitimcilik…

Kızları Bade, 3 yaşına gelince de ciğer parelerini emanet edecekleri anaokulu aramışlar.
Ama her bir görüşme sonrası kafalarında onlarca soru ve olması gereken cevaplar olmuş.
Yurtdışı tecrübeleri bir anaokulunda olması gereken doneleri biraz daha artırmış.
Sonunda kızları Bade’ye okul yapmaya karar vermişler.
İşte mucizemiz burada başlıyor.
Eğitim hayatlarındaki 20 yıllık tecrübe ve üstüne de yurtdışı tecrübelerini ekleyen çift,
İlimizde Milli Eğitim Müfettişlerinin de örnek olarak gösterdiği bir anaokulu yaptılar.
İsmi Özel Mira Anaokulu diğer ismi Miracle Kids;
Anlamına gelince de Mucize Çocuklar…
Peki kim bu çift?
Kurucu Müdür Lena Tuğper Gökmen ve okul müdürü Eyüp Gökmen…
İşte bu mucizenin yaratıcılarından Özel Mira Anaokulu’nun tüm detayları…

 

-Tuğper hanım, çok ince detaylarına kadar düşünülüp belki de lüks diyebiliriz, bir anaokulu yaptınız, böyle bir anaokulu yapma fikri nasıl doğdu?

Bunu diyen çok kişi oldu, açıkçası biz “Cebimizde çok paramız var, hadi çok lüks bir şey yapalım” diye yola çıkmadık, temelde de iki ana sebebimiz vardı. Kızımız Bade’nin bir iki yaşında olduğu dönemlerde İstanbul’da oturuyorduk ve eşimle birlikte Türkiye’nin en büyük kurumlarından biri olan bir okulda çalışıyorduk. Ben o okulda yabancı diller sorumlusu olarak çalışıyor, eşim de okulun üst yöneticiliğini yapıyordu. Haliyle herkes veya her çalışan aile gibi çocuğumuz 3 yaşına geldiğinde; okul öncesi eğitim kurumuna bırakacaktık. İstanbul’da fellik fellik uzun bir süre anaokulu aradık. Gittiğimiz kurumlarda o kadar çok eksik gördük ki; sanırım 20-30 kurum gezmişizdir. Sonuçta yıllarımızı eğitime verdik, yurtdışı emsallerini de inceleme fırsatı da bulduk. Her kurum mükemmel olacak diye bir şart yok ama çocuğunuz da ciğer pareniz oluyor, emanet edeceksiniz.

 

“KIZIMIZ BADE’YE HAYAL
ETTİĞİMİZ ŞEKİLDE, BİR
OKUL YAPALIM DEDİK”

İşte o süreçte böyle olmayacağını düşünerek çalıştığımız kurumdan ayrıldık ve biz hayal ettiğimiz şekilde “Bade’ye bir okul yapalım” dedik. Hayal ettiğimiz derken de; özellikle bu sektörde öncü durumundaki Almanya’nın ekol olmuş okullarında bulunma ve inceleme fırsatımız oldu.  Tabi, okulun konseptinin belirlenmesindeki en önemli etken Bade idi. Yıllar yılı ki 20 yıllık bir süreçte İstanbul’un en iyi örneklerinin olduğu şehirdeki okullarda görev aldık ve gözlemleme fırsatımız çok oldu.  Maalesef bizim Milli Eğitimimizin eksilikleri ve yanlışlıkları çok fazla ki; biz Türkiye’nin dünyaya satabileceği bir eğitim sistemini yani politikasını oluşturamamışız. Evet, biz Bade için bir şeyleri hayal ettik, Bade “Şöyle bir ortamda olsun” dedik, tabi Bade şahsında yüzlerce çocuk için de.

 

 

“EĞİTİM FELSEFEMİZİN
MERKEZİNE YABANCI
DİLİ KOYDUK”

-Eğitim felsefenizi bize anlatır mısınız?

Biz felsefemizin merkezine yabancı dili koyduk, mesela veliler diyebilir; “Daha bu çocuk Türkçe bile konuşamıyor ne alaka” diye. Zira ülke olarak İngilizce özürlü bir toplumuz, hâlbuki yabancı dilin öğrenilmesi için en verimli yaş 0-6 yaştır ki; çocukların bu yaş grubunda 4 dil öğrenebilecekleri kapasitelerinin olduğunu kanıtlayan bilimsel araştırmalar var. Dolayısıyla İngilizceyi sunabileceği, algılatabileceği, en iyi, en verimli dönem, beynin bu dönemidir. İngilizce öğreteceksek de bu, present perfectleri öğreterek olmayacak. Mesela Bade çok güzel Türkçe konuşuyor, ama biz ona özne ve tümleci anlatmadık, bizim evimizde konuşulan Türkçe çok düzgün bir Türkçe olduğu için, Bade onu algıladı. Aynı şekilde İngilizceyi de öyle. Biz ona İngilizce öğretmedik ama bulunduğumuz atmosfer buna müsait olduğundan dolayı Bade de bundan etkilendi. Mesela, size kimse Türkçe öğretmedi, ama siz belli bir aydan sonra pat diye Türkçe konuşmaya başladınız, çünkü öğrenme işi daha çok kulak doygunluğu işidir.

 

“ÇOCUĞUN GÖZÜNÜ, KULAĞINI
MAKSİMUM İNGİLİZCE İLE
DOLDURMAK BİZİM
EĞİTİM PROGRAMIMIZDIR”

Her şeyi duyarak öğrenirsiniz, gördüklerinizle de bunları meçlersiniz. Dolayısıyla Bade’nin, sizin kulağınız Türkçe ile dolduğu için belli bir aşamaya geldiğinde siz Türkçe konuşmaya başladınız. İngilizceyi burada öğretme politikasını oluştururken izlediğimiz yol da bu oldu. Yani çocuğun burada gün boyunca geçirdiği yaklaşık 10 saatlik zaman diliminde, dokunduğu, gördüğü, iletişim kurduğu her şeyi maksimum İngilizce yaparak öğrenecek. Burada çocuğun gözünü ve kulağını maksimum İngilizce ile doldurarak, biz bunu bir eğitim programı olarak sunmak istiyoruz. Böylece de İngilizce farkındalığı oluşturmak, çocuk ilkokul çağına geldiğinde İngilizceyi fobi halinden çıkartıp, hobi haline getirmek, devamında da İngilizceyi tıpkı Türkçe konuşmak gibi dünyada farklı kültürler olduğunu çocuğun fark etmesini sağlamak, bunun gayet doğal sıradan günlük hayattan bir şey olduğunu hissetmesini istiyoruz.

-Okulunuzun iki ismi var, biri Miracle Kids diğeri yani tabela isminiz de Mira, açılımını yapabilir misiniz?

Aslında bu İngilizce vizyonu gereği Miracle ama biz Milli Eğitim çerçevesinde yani tabela ismi olarak Mira’yı kullanıyoruz. Türkçedeki Mira kelimesi İngilizce Miracle’dan geçmiş, bunun 8-10 tane anlamlarından biri de “Mucize” demek. Biz de onun üstüne “Kids” kelimesini ekledik ve “Mucize çocuklar” olarak çok güzel bir slogan oldu.

 

BUZ PATENİ SALONUMUZ VAR,
ÇOCUKLARIMIZ HAFTA SONU
ETKİNLİĞİ OLARAK DEĞİL,
DERS PROGRAMI
İÇERİSİNDE GÖRÜYORLAR”

-Şimdi okul müdürümüz Eyüp beye dönmek istiyorum, eğitim programınızı biraz daha açarak anlatır mısınız?

Veliler buraya geldiği zaman biz hiçbir zaman “Sizin çocuğunuzu çok seveceğiz” demiyoruz. Zaten sevgi olmadan eğitim olmaz. Biz diyoruz ki; bizim bir eğitim programımız var, bunun temeline Tuğper hanımın yöneteceği yabancı dili koyduk. Bizim için diğer önemli konu da çocuklarımızın sosyal açıdan çok güçlü olmasını istiyoruz ama her şeyi bilmesini, yapmasını değil. Az şeyi koyalım ama bu onda da davranış olarak yerleşsin. Mesela hepimiz okul hayatımız boyunca müzik dersi gördük. Hiçbirimiz doğru düzgün enstrüman çalamıyoruz.  Aynı şekilde beden eğitimi dersinde onlarca dal gördük ama hiçbirimiz bir spor dalında ihtisas sahibi olamadık. Çünkü bunları kuramsal ve ders olarak gördük, bunlar bize bir davranış değişikliği oluşturmadı, hatta özendirmedi. Halbuki dünyadaki eğitimciler eğitimi; “Kişinin kendi isteği yoluyla, onda kalıcı davranış değişikliği oluşturma süreci” olarak tanımlıyorlar. Demek ki; davranışta bir değişiklik olması gerekiyor ki; eğitim aldığınızın bir anlamı olsun. Mesela biz buraya buz pateni koyduk, bu binanın içinde mini bir buz pateni salonu var. Bizim öğrencilerimiz ders programı içinde, buz pateni dersini görüyorlar. Biz bunu bir hafta sonu etkinliği ya da beşten sonraki bir etkinlik olarak yapmıyoruz. Biz velilerimize diyoruz ki; “Burada bir sene devam eden çocuk, en geç bir yılın sonunda, destek almadan, yardım almadan, kendi başına paten kayabiliyor olacak”. Tabi bizim burada kadrolu bir hocamız da var.

 

 

“BİZ ÇOCUKLARA BİLGİ
YÜKLEMEYECEĞİZ, BİR HAYAT
KURGULAYACAĞIZ VE
O HAYATI YAŞAYACAKLAR”

Potansiyel olarak da birçok şey burada yapabiliriz. Burası resmi kontenjanıyla Kocaeli’nin en büyük 2-3 anaokulundan bir tanesidir. Milli Eğitime göre 186 resmi kontenjana sahip. Bizim hedefimiz,  bizden mezun olan çocuk, en geç bir yılın sonunda buz patenini ihtisas olarak edinebilsin. Sevsin, televizyonda kış sporlarını seyrederken ilgiyle seyretsin, otoritelerin isimlerine ilgi duysun. Özellikle algıları 0-6 yaş arasında çok açık olduğu için her şeyi verebilirsiniz, sınırlı sayıda verip ihtisas kazandırdığınızda bu ileriki yaşlarında onlara çok avantaj sağlayacak. Yurtdışında liselere, üniversitelere kabul edilme şartlarında bizim gibi sistemleri yok, onların kabul sınavları var, bu kabul sınavlarına da CV’lerinizle giriyorsunuz, mesela bir yaşlılar evinde çalıştınız mı?, herhangi bir spor dalında branşınız var mı?, bunlara bakıyorlar. Evet, oralarda da matematik, fizik önemli, denk derslerimiz var ama bunlar kabulünüzün yüzde 40’ ını sağlıyor. Yüzde 60’şı ise oluşturmuş olduğunuz CV’ler. Bizim burada varlık sebebimiz aslında, mevcuttaki eksiği düzelterek, katkı sağlamaktır. Biz bunu yapmak istiyoruz.

 

“AMACIMIZ, TOPLUMUN KARŞISINA
ÇIKTIKLARINDA SÖZ SÖYLEYEBİLEN,
KENDİNİ ANLATABİLEN VE
ANLAYABİLEN BİREYLER YETİŞTİRMEK.”

Milli Eğitim, 3 yaşından itibaren okul öncesi eğitimi öngörüyor, biz burada bilgi yüklemeyeceğiz, sadece onlara burada sabah 8:30’ dan akşam beşe kadar bir hayat kurgulayacağız. Burada bir hayat yaşayacaklar. Buradaki eğitim felsefemizi 3 başlık altında toplayabiliriz. Üç temel adımımız var. Birincisine yabancı dili koyuyoruz, ikincisi verdiğimiz aktivitelerin kalıcı davranış oluşturmasını istiyoruz, bunlar da yapmış olmak için değil ya da hafta sonu eğlencesi olarak değil, daha çok öğrenciye nitelik kazandırması ve ihtisas sahibi olması için. Üçüncüsü de çocukların özgüveninin gelişmesini istiyoruz. Toplumun karşısına çıktığında, söz söyleyebilen, tabi edep kriterlerimizin içerisinde isyankar havasında değil, ama sözünü söyleyebilsin, kendini anlatabilsin, anlayabilsin.

 

“BURASI BİR VİLLADAN VEYA BİR
APARTMANDAN DÖNÜŞTÜRÜLEREK
YAPILMIŞ BİR OKUL DEĞİL, SIFIRDAN
ANAOKULU OLARAK PROJELENDİRİLİP,
İNŞA EDİLMİŞ BİR BİNADIR.”

-Tuğper hanım, okul binanızın fiziki yapısından ve bölümlerinden bahseder misiniz?

Binamızın temel alanı 200 metrekare, kapalı alan olarak da 700 metrekare. Kapalı alanın haricinde yaklaşık 400 metrekare de bahçemiz var. Burası bir villadan veya bir apartmandan dönüştürülerek yapılmış bir okul değil, sıfırdan anaokulu olarak projelendirilip, inşa edilmiş bir binadır. Böyle de baktığınızda buranın her bir santimetresi çocuğun eğitimi için planlandı. Bu doğrultuda burada oluşturduğumuz profesyonel yemekhane ve mutfak, 11 tane derslik, 2 tane uyuma odası, bir konferans salonu, jimnastik ve drama salonu, 1 tane de görsel sanatlar atölyemiz var. Kapalı alanlardaki donanımlardan bahsedersek aslında mini bir kampüs donanımızın olduğunu söyleyebiliriz. Bahçe alanından tutun da binanın yapısına kadar her şey bir anaokulunun ihtiyaçlarına göre planlandı. İlk etapta tabi ki temelde Milli Eğitim Bakanlığı’nın standartlar yönergesini baz aldık. Ama bir de bizim kendi vizyonumuz var. Milli Eğitim Bakanlığı’nın standartlar yönergesini temel alıp, üzerine kendi vizyonumuzu koyduk ve bir konsept oluşturduk. Dersliklerimiz ortalama 26-27 metrekaredir. En küçük sınıfımız ise 25 metrekaredir.

 

“11 TANE DERSLİĞİN İÇERİSİNDE
SADECE O SINIF ÖĞRENCİLERİN
KULLANACAĞI TUVALET VE
LAVABOLAR YAPTIK”

Orada bir yaşam alanı oluşturuyoruz, her çocuk için burada 10 litre su depolayacak kadar su depomuz var. Bu binada 41 tane pencere mevcut, ama tüm pencerelerimiz korumalıdır, dışarı çıkması mümkün değildir.  Her okulda olduğu gibi tuvaletler koridorlarda vardır. Ama biz burada çok farklı bir şey yaptık. 11 tane dersliğin içerisinde sadece o sınıf öğrencilerin kullanacağı tuvalet ve lavabolar yaptık. Bu iki açıdan çok önemli. Yönetmeliğe göre 30 öğrenciye koridorda bir tuvalet yeterli diyor, benim ise 11 tanenin dışında yemekhane de ve yukarıda da var. Hijyen açısından çok önemli, koridora koyduğunuzda 30 öğrenci onu kullanacak ama sınıfa koyduğunuzda o sınıfın öğrencileri yani 10 öğrenci kullanacak. Diğer önemli konu da güvenlik açısından çok önemli. Çocuk sınıftan dışarı çıktı, aşağı indi ki; merdivenlerden yuvarlanma olabilirliği var, tabi tedbir almak önemli ama biz sınıfın içine koyduğumuzdan öğretmenin kontrolünde hijyen bir ortamda ihtiyacını gideriyor. Ayrıca tabi burada özlük hakları da önemli. Müfettişler  incelemelerde “Bir anaokulu olacaksa sizin gibi olmalı” dediler, müfettişler çok beğendiler.

 

“BAĞIMSIZ BİR ANAOKULUNDA
TÜM SINIFLARDA AKILLI TAHTA
OLMASI BİR İLKTİR.”

Tabi resmi kurumlardan da böyle bir iltifat almak bizi daha da motive etti. Demek ki; doğru bir iş yapıp, doğru bir yoldayız. Kışın kapalı kalan pencerelerde sınıfın maksimum oksijeni muhafaza etmek için, tavan yüksekliğini 3 metre 10 santim yaptık. Tüm sınıflarımızda akıllı tahtalar olacak ki; bağımsız bir anaokulunda tüm sınıflarda akıllı tahta olması bir ilktir. Amacımız dijital bir nesil yetiştirmek değil fakat görsel, işitsel duyuların kullanımı ve gelişimi açısından akıllı tahta büyük ölçüde işimizi kolaylaştıracak. Tüm sınıflarda öğrencilerin dokunduğu bütün materyaller anti bakteriyel, sınıflarımız çok renkli ki çocuklarımızın dünyası da renkli olsun istedik, çok hastane gibi kurgulamadık. Beslenme bizim için çok önemli, evet her konuda iddialıyız ama beslenme konusunda hiç tevazu göstermeyeceğim. Çocukları obez yapmayacak bir şekilde beslenmeleri sağlanmakta. Aklınıza gelen her şeyi kendimiz yapıyoruz ve burada hazırlıyoruz. Kışın özellikle bahara kadar Cuma günleri balık günümüz, onun dışında da her gün yoğurdumuz var. Herkes küçümser ama yoğurt çok önemli besin kaynağıdır. Pakete giren, dondurulmuş olan veya konserve asitli ya da kafein içeren hiçbir şey kullanmıyoruz. Yatakhanemizde yataklarımız ranza şeklinde, çocuklarımızı yerde süngerde yatırmıyoruz ki bu bana hiç doğru bir davranış gelmiyor. Kemik ve kas gelişimi çok önemli olduğundan yaylı yataklar kullanıyoruz. Her yatakta alez bulunmakta,  yastıklar bakteriyel ama aileler isterlerse kendi eşyalarını getirebilirler.

 

“BU EĞİTİM FELSEFESİNİ
BÜYÜK BİR KAMPÜS OKUL
İLE TAÇLANDIRMAK İSTİYORUZ.”

-Son olarak, hedeflerimizden bahseder misiniz?

Bir yıl içinde 2 şube daha açmayı planlıyoruz. Önümüzdeki 3 yıllık periyotta bu sayı 5 veya 6’ya çıkacak. Bu zamana kadar markalar İstanbul’dan Anadolu’ya gelmiştir. Artık Anadolu menşeili markalar da İstanbul’a gidecekler, sanırım onlardan biri de biz olacağız. Şubeleşmemiz bitikten sonra bu eğitim felsefesini büyük bir kampüs okul ile taçlandırmak istiyoruz. Yani biz kendi öğrencimizi, çocuklarımızı yetiştirmek istiyoruz.

 

1325 defa okundu.

DİĞER HABERLER

İzmit tarihi BU SOKAKTA

İzmit tarihi BU SOKAKTA

İzmit’in tarih kokan Kapanca Sokağı restorasyon çalışmalarıyla tekrar canlandı. Gidilmesi, görülmesi hatta keşfedilmesi gereken bir sokak. Selim Sırrı Paşa Konağı’nın da yer aldığı sokakta, Türk konut mimarisiyle inşa edilen geleneksel evlerin seyrine doyamayacaksınız

GÜLÇİN KARAASLAN; Hayallerinin peşinden koşan İÇ MİMAR...

GÜLÇİN KARAASLAN; Hayallerinin peşinden koşan İÇ MİMAR...

Fazlasıyla üretken, korkusuz bir girişimci, Hayallerinin peşinden koşan bir iç mimar. Gülçin hanım, Gülçin Karaaslan Mimarlıkta, başarılı tasarımcı Soner Yıldırım ile çalışmalarına devam ediyor. Her gün İzmit’ten Ataşehir Ağaoğlu My Prestige’deki ofisine gidiyor. Sonrasında gününün nasıl geçtiğini anlamanız için benim gibi 1 tam günü onunla geçirmeniz gerekiyor. Arada görüştüğümüzde yoğunluğundan bahsediyordu. Aynı şuan benim size bahsettiğim gibi. Ancak ben bunu tam olarak anlayamıyordum, aynı şuan sizin beni tam olarak anlayamadığınız gibi

CAFE DE LUCA Kahve onların işi…

CAFE DE LUCA Kahve onların işi…

İzmit’te bir kafe vardır, bir de LUCA.

BESİNLERİN SİHRİ: GLİSEMİK İNDEKS DEĞERLERİ  

BESİNLERİN SİHRİ: GLİSEMİK İNDEKS DEĞERLERİ  

Hayatın içinde koşuştururken, yaptığımız beslenme hatalarından birisi de öğün atlamak.   Yaşadığımız en büyük sıkıntı da kan şekeri ve tansiyonda oluşan dalgalanmalara bağlı bir takım problemler.  (Göz kararması, baş ağrısı, halsizlik, denge kaybı vb.)   Uzun süren açlığın ardından en uygun olduğumuz an ise, aşırı yemek yiyerek başka bir hataya daha sebep oluyoruz.  Hemen ardından da hazımsızlık, uyku hali, konstipasyon vb. kapımızı çalıyor. 

MALTA; İTALYA VE AFRİKA ARASINDA CENNETTEN BİR PARÇA…

MALTA; İTALYA VE AFRİKA ARASINDA CENNETTEN BİR PARÇA…

Geçtiğimiz ay sıra dışı ziyaretle bir ada ülkesi olan Malta’yı ziyaret ettim. Bu ziyaretin başrolünde, dil okuluna gidip, orada evlenen ve bu güzel adaya yerleşen 17 yıllık Maltalı aslen İzmitli Serkan Başkut var. Uzun zamandır yazılarımı takip eden Serkan, bu küçük ve sevimli adayı İzmit’e tanıtmak istemiş. Bana ulaşarak Malta’yı tanıtma fikrini benle paylaştı. Sonrasında Malta Turizm Bakanlığı’nı da işe dahil ederek; bu projeyi gerçekleştirmemizde başrolü oynadı.

Farkı, meleklerin elinden olması; GÖLCÜK DOWN CAFE

Farkı, meleklerin elinden olması; GÖLCÜK DOWN CAFE

Burası bir hayal ürünü, Burası tamamen şahıs desteğiyle yapılmış, Birlik ve beraberlikle oluşmuş bir yer.

ANKET

KÖŞE YAZARLARI