19 Ekim 2017 Perşembe 03:02
  • 3,638 TL
  • 3,903 TL
  • 144,20 TL
  • 90.491
KOCAELİ 21°

BİZ GERÇEKTEN SADECE İŞİMİZİ YAPIYORUZ

BİZ GERÇEKTEN SADECE İŞİMİZİ YAPIYORUZ
  • 0
  • 3208

2006 yılında iki hekim abisiyle kurduğu, Özel Fizomer Fizik Tedavi Rehabilitasyon Tıp Merkezi’ni, 2014 yılında tamamen işletmesini devraldı.

İlimizde alanında bilirkişi olma adına en büyük adımları attı.

Şuan kurumda kendi alanında yapılamayan hiçbir hizmet yok, hatta daha fazlası var.
Tamamen dalında profesyonel ekiple çalışmakta.
Böbrek Taşı Kırma Ünitesini açarak da İzmitlilere müjde veriyor.
O, İzmit’in yerli malı olan FİZOMER’in yaratıcısı,
O, iyi bir fizyoterapist,
O, kurumdaki tüm hizmet gelişmelerini ve vermiş oldukları hizmetleri anlattı.
Ve O, Fzt. Metin DEMİRELİ…

 

-Metin bey kısaca kendinizi anlatabilir misiniz?


1991 yılında Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi Rehabilitasyon Yüksekokulu’ndan mezun oldum. Mezun olduktan hemen sonra da işe başlayarak, yaklaşık 11 yıl İstanbul’da çalıştım. Arkasından 2002 yılında İzmit Kızılay’da göreve başladım. Burada yaklaşık 4 yıl çalıştıktan sonra 2006 yılında, iki hekim abimle beraber Özel Fizomer Fizik Tedavi Rehabilitasyon Tıp Merkezi’ni kurduk. Tabi süreçte bazı değişiklikler oldu. 2014 yılında tamamen buranın işletmesini devraldık.

 

“FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON
ANLAMINDA BÖLGEMİZDE
BİLİR KİŞİ OLMAK İSTİYORUZ”

 

- Devraldıktan sonra kurumunuz için ana fikir ne oldu?

 

O günden beri yaptıklarımız, fizik tedavi ve rehabilitasyon anlamında bölgemizde bilir kişi olmak ve bütün ağırlığımızı fizik tedavi rehabilitasyondaki gelişimlere ve hizmet ağına odaklı yaklaşmak istiyoruz. Şuanda kurumumuzda bizimle beraber olan bir Beyin Cerrahi Uzmanı, bir Ortopedist Uzman hekimimiz var. Bunun da olmasının amacı; bu dallar fizik tedavinin komşularıdır. Ortopediyle ilgili olan sağlıksal sorunlarda çözüm ya operasyondur ya da fizik tedavidir. Beyin cerrahi de aynı şekildedir. Biz işimizi gerçekten çok iyi yapmak istiyoruz ve bunun için de ekibimizle beraber gece gündüz çalışıyoruz.

 

 

 

“ŞU ANDA KURUMUMUZDA
KENDİ ALANIMIZDA YAPILAMAYAN
HİÇ BİR HİZMET MEVCUT DEĞİL.”

 

-Vermiş olduğunuz ve kattığınız hizmetlerden bahseder misiniz?

 

Şu anda kurumumuzda 5 Uzman Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hekimi, 1  Ortopedi Uzman hekimi, 1 Beyin Cerrahi Uzman Hekimi, 15 Fizyoterapist, 4 Fizik Tedavi Teknikeri, 2 ATT ekibimiz, 1  de hemşiremiz var. Kısacası biz bu alanda Kocaeli ilinde, Adapazarı’nda, bu bölgemizde, bu konuda ne yapılacaksa biz de yapılmasını istiyoruz.

2014 yılından beri konuşma terapisti, yutkunma rehabilitasyonu ve idrar inkontinansı (idrar kaçırma olayı) gibi dalları da bünyemize kattık. Özellikle Serebral Palsili hastalarında da Duyu bütünleme terapisini kattık. Şu anda kurumumuzda kendi alanımızda yapılamayan hiç bir hizmet mevcut değil. Ne varsa yenilikleri takip ediyoruz. Çünkü biz bu konuda bilirkişi olmak istediğimiz için gerçekten ince eleyip sık dokuyoruz. Eskiden insanlar İstanbul’a taşınırlardı. Bir hasta buraya geldiğinde, bize “Bu tedavi Fizomer’de eksikmiş” demesini istemiyoruz. Burada da uzman fizyoterapist ve uzman hekim arkadaşlarımız var. Ozon terapiden tutun da PRP ve  akupunktura kadar her türlü hekimin yapacağı ya da fizyoterapistin yapacağı tedaviler yapılmaktadır.

 

“BİZ GERÇEKTEN
SADECE İŞİMİZİ
YAPIYORUZ”

 

Halkımız bu yönden rahat olsunlar ki; hiçbir eksik yok, hatta fazlası var, çünkü burada fizik tedavi mekanik bir olay değildir. Sevgi ve emek ile olan bir tedavi yöntemidir ve hiçbir uzman arkadaşımız da burada enerjilerini kişilerden esirgemezler. Çünkü görevimiz bu. Biz bir slogan söyledik; Biz gerçekten sadece işimizi yapıyoruz. Gelen insana burada gerçekten iyi, sağlıklı, kaliteli hizmet vermeye çalışıyoruz. Çünkü onlar bizim gerçekten kapımızı çaldıysa, biz elimizden geleni yapmak zorundayız. Çünkü bir sorunu paylaşıyoruz. Buraya gelen insanın vakti değerlidir. Bir umutla geliyor, umudu boşa çıkarmamaya çalışıyoruz. Bir insan deli olması lazım ki; 15 gün süre ile bir yere her gün bir buçuk, iki saatini  harcasın. İnsanlara “Gezmeye git” deseniz, gezemezler. Ağrısı, sancısı, sıkıntısı var ki, geliyor. Burada da son yıllarda edindiğimiz başarı ile halkımızın takdirini kazandık. Her geçen gün de talebimiz git gide artıyor ve biz bu vermek istediğimiz ödünleri vermekten de artık çekinmiyoruz. Çünkü onlar bizi var ediyor. Bize geliyorlar ki; sorunları çözülsün, rahat bir sosyal hayat yaşasınlar. Bize geliyorlar ki; hayatları kolaylaşsın.

 

 

“ ÇALIŞAN BÜTÜN ARKADAŞLARIMIZ

 ÖN LİSANS YA DA LİSANS EĞİTİMİ
ALMIŞ UZMAN ARKADAŞLARDIR.”

 

Türkiye’de bizim gibi çok sayıda merkez vardır, bu ekibe sahip olan. Bunu sayısının artmasının sebebi de; biz işimizi uzman insanlarla yapmak istiyoruz. Nörolojik rehabilitasyonda bir standart vardır. Saatte bir hasta alırsınız. Biz bu standarttı aşmamaya çalışıyoruz. Özel işletme olmamıza rağmen biz, 8 saat içerisinde 12 hasta alınmasını tasvip etmiyoruz. Çünkü bu bizim kalitemizi düşürür. O yüzden biz Dünya standartları ne ise o şekilde çalışmaya çalışıyoruz. Bütün alanında çalışan arkadaşlarımız, hepsi 2 yıllık ön lisans ya da lisans eğitimi almış uzman arkadaşlarımızdır. Bu maliyeti arttırır mı? Evet, arttırır. Bizler de biliyoruz, daha düşük ücretlerle eğitimi olmayan insanları çalıştırmayı ama burada hastalara sadece yetkili insanlar dokunabilir. Yetkili olsa dahi eğitimli ve yeterli insanlar tedavi edebilir.

 

“BU KONUDA İYİ BİR SONUÇ
ALMAK İSTİYORSANIZ, PROFESYONEL
EKİPLE ÇALIŞMAK ZORUNDASINIZ.”


-“Eğitimli ve yeterli insanlar hastalarımızı tedavi edebilir” dediniz, özellikle buradaki risk nedir?

Buradaki riskler sonuçta biz insan odaklı çalıştığımız için en baştaki hedefimiz kimseye zarar vermemek. Yetkisiz bir insanın yapması beni yasal açıdan zor durumda bırakır, ancak en başta vicdani açıdan zor durumda bırakır. Ahlaken doğru değildir. Ahlaklı olmalıyız ki; herkesten bunu bekleyelim. Birçok özel hastanelerde dahi kesinlikle yetkisiz insanlar maalesef iş başında amaç maliyeti düşürmektir. Ama biz böyle bir şeyi düşünmedik. Sağlık önemli tabi her yapılan iş önemlidir. Bugün sağlığa diyoruz ama eğitim de aynı şekildedir. Gittiğiniz bir yerde aldığınız hizmet sektöründeki hizmet de aynı şekilde önemlidir.
Prensibimiz işi ehlinin yapmasıdır. Bu konuda iyi bir sonuç almak istiyorsanız, profesyonel ekiple çalışmak zorundasınız. Bunun kaçarı yoktur. Evet, Türkiye son zamanlarda ekonomik olarak sıkıntılar çekmekte ama sonuçta işini iyi yapan kurumlara talep her geçen gün artmakta. Biz kendimizce özeleştirimizi de yapıyoruz ama gidişata baktığımızda talep artıyorsa doğru yoldayız demektir.

 

“EN İYİ REKLAM
DOKUNDUĞUNUZ İNSANIN
YAPTIĞI REKLAMDIR.”

 

-Son dönemlerde katmış olduğunuz yeniliklerden bahseder misiniz?

 

İnsanlarımız emin olsunlar ki; ne çıkıyorsa takip ediyoruz ve yenilikleri buraya getirmekle yükümlüyüz. Bu şehrin bu alanda bilirkişisi ve herkesten farklı olmak durumundayız. Beklentileri karşılamak durumundayız. Bir Tıp Merkezi evet, ticarethanedir ama bir yerde de aldığımız misyonla sosyal sorumluluk olayıdır. Çeşitli illerden hatta Avrupa’dan da hastalar gelip artık burada kalıyor. En iyi reklam dokunduğunuz insanın yaptığı reklamdır. Çünkü o pratiğini görmüştür. Evet, dünya kadar billboardlara çıkabilirsiniz ama pratiğini yaşayan insandan duymak farklı bir şeydir. O yüzden sağ olsunlar, kuruma giren, çıkan hastalarımızın tavsiyeleri daha bir altın değeri taşımaktadır. Çünkü bizler açısından canlı reklam yapmaktadır. Biz bu değerin altında kalmamak durumundayız, ne gerekiyorsa bir bilirkişi kurumundaki kurum olarak seve seve bunu yapıyoruz. Çünkü bu inandığınız değerlerin doğruluğunu perçinlemektedir. Şimdi biraz uçuk olmak lazımdır, çok değerli insanlar var, çok değerli teklifle giderler ama o insanların bir misyonu vardır, hedefi çok para değildir, hedefi çok kişiye ulaşmaktır. Bu hizmeti alamayanlara ulaşmaktır. Bizim kurumun bir özelliği de bizde kapı herkese açıktır. Gelsin insanlar tedavileri bir şekilde olur. Çünkü biz sadece iyi tedavi ile övünmüyoruz, toplumda var olan açıkları da kapatarak biz yardımcı olmak durumundayız. İnsanlar bizim için değerlidir. Hayatın asli insandır. Bir kapıyı çalıyorsa, insan gerçekten yardıma ihtiyacı olduğu için, tedaviye ihtiyacı olduğu için ve bir eksikliği olduğu için geliyordur. Sizi sayıyorlarsa siz de sayacaksınızdır.

 

 

 

“BÖBREK TAŞI KIRMA ÜNİTEMİZİ
HİZMETE AÇTIK VE DÜNYADA CİDDİ
ANLAMDA POPÜLER OLAN ANDÜLASYON
TERAPİSİNİ BÜNYEMİZE KATTIK”

 

Şuan çok yeni yaptığımız bir yenilik var. İzmit’te ciddi anlamda böbrek taşı kırma konusunda bir sıkıntı olduğunu düşünüyoruz. Bu anlamda da Böbrek Taşı Kırma Ünitemizi hizmete açtık. Cihazımız 2017 bir cihaz olup, çok kalitelidir. Havanda su dövmek için değildir. İşimizi iyi yaparken de çok kaliteli yapmak istiyoruz. Konumuz dışında bir işe giriyoruz ama bunu da bilirkişilerle yapıyoruz. İyi bir sonuç alacağımıza inanıyoruz. Zaten sonuç almayacağımız bir işe hiçbir şekilde bir adım atmak ve insanları da umutlandırmak istemiyoruz. En son 6 aydır yaptığımız işlerden biri ise Andülasyon Terapi diye bir terapi yöntemi ki; dünyada ciddi anlamda popüler durumda. Türkiye’ye 3 yıldır geldi, bununla ilgili bir şey yaptık. Özellikle sırt ağrılarında, vücut ağrılarında, geçmeyen kronik ağrılarda, vücut metabolizmasını hızlandırmada çok etkili bir yöntem. Yaklaşık günlük 20 dakikalık bir programla ve 30 seanslık bir programla hastanın var olan şikayetinin %80’i -%90 ‘ı azalmaktadır. Yıllarca tedaviye giden bir hastanın biz burada metabolizma hızını arttırıyoruz, dolanımını artırıyoruz, beslenmesini arttırıyoruz ve beslenme artınca vücuttaki ağrı zincirleri kırılıyor.

-Fizik tedavi parkurunuzdan bahseder misiniz?

Bizim Fizik Tedavi parkurumuzda Hil terapisinden, yüksek yoğunluklu lazerden, ESWT terapisinden, klasik fizik tedavi cihazları zaten fazlasıyla mevcut. Ortopedik rehabilitasyon, solunum rehabilitasyon, nörolojik rehabilitasyon, sporcu rehabilitasyonumuz, SP ünitemizde daha doğrusu nörolojik rehabilitasyon üzerinde 10 tane fizyoterapist arkadaşımız günlük yaklaşık 90 hasta kapasitesiyle çalışmaktadır. Hastalarımız maalesef beklemek, sıraya girmek durumunda kalıyor. Bu teveccühleri için de çok teşekkür ediyorum. Çünkü insanlar sonuç alınan yere gitmek istiyorlar. Zaman kaybetmek istemiyorlar, samimi oldukları yere gitmek istiyorlar. Umutlarını boşa çıkarmak istemiyorlar.

-Hastalarınıza servis olanağı sağlıyor musunuz?

Evet, Kocaeli’nin 4 yönüne servis hizmetimiz mevcut. Hastanın durumuna göre, hastanın ihtiyacına göre cevap vermeye çalışıyoruz. Otoparkımız mevcuttur. Çünkü insanların beli, boynu ağrıyor ya da felçli hastalarımızın park için vakit kaybetmesini istemiyoruz. Bu hizmetleri de eksiksiz yerine getirmeye çalışıyoruz. Mantığımız şu; biz bir yere gittiğimizde ne bekliyorsak aynısını vermeye çalışıyoruz.

 

“ANLAŞMALARI OLMAYAN
KİŞİLERLE DE ANLAŞMA BİZİZ.”



-Peki, SGK ve diğer anlaşmalı kurum ayağında ne söyleyebilirsiniz bize?

SGK anlaşmamız, tüm tamamlayıcı sigortalarımız, tüm özel sağlık sigortalarımız, bankalarla anlaşmalarımız, vakıflarla anlaşmalarımız, derneklerle anlaşmalarımız mevcut. Anlaşmaları olmayan kişilerle de anlaşma biziz.

 

“2014 YILINDA 1000 CİVARINDA
OLAN SAĞLIK TESİS SAYISI ŞUAN
YAKLAŞIK 500 CİVARINA DÜŞTÜ.”



-Son olarak ülkemizin genel sağlık yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Devlet aslında bizlerle çalışmakla çok akıllı bir politika gütmektedir. Çünkü hizmeti gerçekten kendi kurumuna sattığından bizden daha ucuz bir fiyata satın almaktadır. Genellikle sağlık kurumlarının %52 ortağı devlettir. Bizler SGK’mızı, stopajımızı, KDV’mizi öderiz. Bizden %20 vergi alır. Ancak yaklaşık 2014 yılından beri devletin özel sağlık politikasında bir aksaklık oldu ve bütün özel sağlık kuruluşları zor durumda. 2014 yılında 1000 civarında olan sağlık tesis sayısı şuan yaklaşık 500 civarına düştü. Çünkü kimse ahlaksız olmak istemiyor.  Kurtulmak istiyor. Çalmayla, çırpmayla bir kurumu götürmek istemiyor. Hepimiz bugün en büyük kurumundan tutun da en küçüğüne kadar işletme yönünden zorlanmaktayız. Ancak bunu daha çok insana ulaşarak, daha çok yeterek aşabiliriz. Her şeyin bir sınırı vardır. O yüzden bu sayı 2014 yılından bugüne %50 azaldı. Burada çalışan insanları düşünün, her çalışan insanı 3 ile çarpalım. Devletin güzelce vergisini, SGK primini aldığı, stopajını aldığı yerleri kapatma gibi bir derdi olmasın. Eğer 1 liraya kendi devlet hastanesine ve ya Eğitim Araştırma Hastanesine satıyorsa bana onu 0,6’ya satıyor. Çünkü vergisini alıyor, SGK’sını alıyor. Ödememe gibi bir durum söz konusu olamaz. Bizler ahlaklıyız, 1 kuruş bile haksız kazancın peşinde koşamayız. Çünkü çok iyi denetleniyoruz. Eğer devlette sosyal devletse, çok iyi denetlenmesi lazım. Çünkü bu karşılıklı bir anlaşmadır.

 

“HÜKÜMETLER, HÜKÜMET
OLURKEN EN ÖNEMLİ SİLAHI SAĞLIK
SEKTÖRÜNDEKİ HİZMET AĞIYDI.”

 

İnsanı var edeceksin ki; o da seni var etsin. Çünkü uzun yıllar bu ülkede söz sahibi olmak için ciddi anlamda sağlık hizmetinin verdiği avantajlardan bu konuda insanlar kendini koruyabilmiştir. Hükümetler, hükümet olurken en önemli silahı sağlık sektöründeki hizmet ağıydı.  İnsanlar artık gidip sıralara girmiyorlardı, insanlar cüzi fiyatlarla gidip tedavilerini oluyorlardı. İnsanlar zaman kaybetmiyorlardı. Bence özel sağlık kuruluşları çok ciddi anlamda daha dürüstler, işlerini daha iyi yapıyorlar ve işlerinde gerçekten çürük elma sayısı azdır. Çünkü hiç kimse kazancını, yatırımını tehlikeye atmak istemez. O yüzden devlet bize sahip çıksın demiyoruz. Devlet rolünü iyi oynasın. Biz dürüstüz, herkes dürüst olsun. Bize gereğinden fazla vermesin, bize hakkımızı versin. Çünkü bu toplum kurumlarla vardır. Fabrika açamıyorsan açanı desteklemek, ayakta tutmak durumundasın. Şimdi devlet bizim babamızdır, evet vergisini de alacaktır ama bir baba evladına gerektiği yerde süspansiyon edebilir. Alacağından feragat edebilir. Biz bunu da istemiyoruz. Belli bir döneme yaysın. Kurumları yaşatsın. Çünkü ne kadar alternatif varsa, hizmet kalitesi o kadar artar. Yoksa siz bir yerlere insanları mahkum ederseniz, kaliteyi düşürürsünüz.

 

“SAĞLIĞI, SAĞLIKTAN GELEN
İNSANIN YÖNETMESİ LAZIM.”

 

Her işin başında bilen insanın olması lazım. Bilen insan olursa hizmet sürer. Onun pratiğinden, çekirdeğinden gelmesi lazım. Sağlığı, sağlıktan gelen insanın yönetmesi lazım. Bakış açısını çok çeşitlendirmek lazım. Bir konseye aynı çeşit beş tane adamdan yaparsanız, hepsi aynı yönden bakar. Ama 5 çeşit farklı fikirle eğer orada olursa doğrusu bulunur. Amaç burada halkın aldığı hizmet kalitesinin artmasıdır. Yoksa biz bir şekilde yine ayakta kalırız. Ama devlet burada ucuza mal ettiği bir şeyi bu fırsatı tepmesin. Biz faturalandırdığımız bir şeyi ince eleyip sık dokuruz çünkü cezalarımız büyüktür. Ama bunları kendi kurumlarına da uygulasınlar. Çünkü o havuza biriken para bu 80 milyon insanın verdiği vergi, prim biz onlardan alıyoruz. Biz haksız yere neden havuzdan para alalım ki?  Ya da birileri çok fazla alsın, bizler neden seyredelim. Yönetenlerin çok ciddi anlamda sistemi sağlıklı bir şekilde hiç kimseyi incitmeyecek şekilde kontrol eden bir sistem kurmaları gerekiyor. Hepimiz bu ülkeyi seviyoruz, bu ülke için çalışıyoruz. Bu ülkenin insanlarına iyi hizmet vermek istiyoruz. Sağlıklı ve huzur dolu günler dileğimiz ile……

3208 defa okundu.

DİĞER HABERLER

Çekici bakışlar ya da YAKICI BAKIŞLAR

Çekici bakışlar ya da YAKICI BAKIŞLAR

Tahsin Eryılmaz'dan öneriler...

Bunları okuyun..!

Bunları okuyun..!

Bir işin tam vakti derler ya işte o hesap. Şimdi kitap okuma zamanı. Tatil bitti. Sıcaklar gitti. Artık sonbaharın o hüzünlü ama tatlı günlerini yaşıyoruz. Böylesi gün ve mevsimlerde yapılacak en güzel işlerden birisi de kitap okumak. Gerçi kitap okumanın yeri ve zamanı yoktur ya neyse.

İzmit’te YEŞİLÇAM KOKUSU

İzmit’te YEŞİLÇAM KOKUSU

“Bir filmde görmüştüm, insanlar birbirini gerçekten seviyordu” gibi iddialı sloganla yola çıkan Uğur Sayaroğlu, 70 ve 80’lerin yansımasını taşıyan mistik yapısıyla dikkat çeken ve Karabaş Mahallesi, Şehit Musa Sokak 14/A İzmit adresinde bulunan işletme, huzur ve nostaljiyi bütünleyerek müşterilerine zamanda yolculuğa sürüklüyor.

ATATÜRK VE KOCAELİ

ATATÜRK VE KOCAELİ

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 94. yıldönümü… Atatürk için İzmit her zaman çok önemliydi. Özellikle Cumhuriyet’i ilan etmeden önce, 16 Ocak 1923’de o dönemin gazeteci ve yazarlarıyla İzmit’te toplantı yapmış, Cumhuriyet ile ilgili fikirlerini ilk kez burada onlara açıklamıştı. Bu vesileyle Ata’mızı saygı ile anarken, o dönemlerde şehrimizde çekilmiş, tarihte yeri olan fotoğraflara yer vermek istedik. Bu araştırmayı yaparken de çok güzel bir hikayenin yansıdığı ilimizde çekilmiş fotoğrafa rastladık. İşte o hikayeyle başlayan, tarihe yansıyan ATATÜRK VE KOCAELİ

Tam zamanı: balık ve diğer DENİZ ÜRÜNLERİ

Tam zamanı: balık ve diğer DENİZ ÜRÜNLERİ

Besin ögelerinin depolanması, sağlık kriterlerinin başında gelen taleplerimizden.  Zira, metabolizma ihtiyaç duyduğunda yoksunluğunu hissetmesin ve işleyiş tıkırında devam etsin…  İçinde bulunduğumuz dönem de deniz ürünleri sayesinde birçok önemli besin öğesini depolama olanağı sunuyor

Bu lezzetleri mutlaka DENEMELİSİNİZ

Bu lezzetleri mutlaka DENEMELİSİNİZ

Geçen ay binlerce kilometre öteden Brezilya ve Arjantin’den iki çok iyi restoranı tanıtmıştım

ANKET

KÖŞE YAZARLARI