21 Kasım 2017 Salı 07:12
  • 3,638 TL
  • 3,903 TL
  • 144,20 TL
  • 90.491
KOCAELİ 10°

CAFE DE LUCA KAHVE ONLARIN İŞİ…

CAFE DE LUCA Kahve onların işi…
  • 0
  • 2754

İzmit’te bir kafe vardır, bir de LUCA.

Çünkü kahve denildiği an, ilk LUCA akla gelir.

3. dalga kahve akımını ilk onlar İzmit’e getirdiler.
Kahve adına ilklere ilk, onlar İzmit’te imza attılar.
Kahve firması olarak da Türkiye’de ilk 5’şin içerisinde üçüncüler.
İşte bu markanın başındaki Özkan Gürel’le
3.dalga kahve akımına dair her şeyi konuştuk ve tabi LUCA markası önderliğinde…

 

-Özkan bey, buranın oluşum hikayesini alabilir miyiz?

Biz, bir 10 senedir, İzmit’te çok fazla sayıda gidilebilecek mekan ve işletme olmadığını düşünerek bir mekan açmayı hayal ediyorduk. 2 buçuk 3 sene önce böyle bir atılım yapma kararı aldık, bunda da Avrupa’da çok rövanşta olan, Türkiye’de de İstanbul’da 2-3 tane mekanın yeni getirdiği, 3.dalga kahve akımının etkisi oldu. Bu akımı İzmit’e getiren ilk kişi olalım istedik.

 

“BİZ HAKİM OLMADIĞIMIZ İŞİN,
BİZE AİT OLMADIĞINI DÜŞÜNEN
İŞLETMECİ ZİHNİYETİNDEYİZ.”

-Neden, sadece kahve?

Bu soruyu soran çok oldu hatta, etrafımızdaki insanlardan “Sadece kahve mi olur veya sadece kahveci mi olur, yemek yenilecek bir mekan olsun” diye eleştiriler aldık. Biz hakim olmadığımız işin, bize ait olmadığını düşünen işletmeci zihniyetindeyiz. O yüzden bizim bu işi yapmamız gerekiyordu ve açmadan önce de 6 ay yoğun bir eğitim aldık. Çünkü; kahve nerede yetişirden başlayarak, kahveyi en dibinden tanımak gerekiyor ve yapacağımız işe hakim olmamız gerekiyordu.

 

“EL EMEĞİYLE, RUHU
OLAN, BİR MEKAN
ORTAYA ÇIKTI”

-Dekorasyondaki bu konseptti nasıl belirlediniz?

Sevgili kardeşim Serkan Gürel, görsel konusunda ufku fazlaca açık biri, buradaki her şeyi birebir kendi ellerimizle yaptık. Dekor tamamen Serkan’ın düşüncesiydi, babamla ben, elimizden geldiği kadarıyla, ustalığımızı kullanıp, bütün üretimi kendimiz yaptık. Dışardan usta veya herhangi birini kullanmadık, kısacası Serkan düşünüyor, biz yapıyoruz. Böylece el emeğiyle, ruhu olan, bir mekan ortaya çıktı. Masa sayısı fazla olsun, çok insan gelsin den daha çok, masa sayısı az olup, aynı frekanstaki insanlar gelsin istedik. Kendimize has, evde hissedebilecekleri bir yaşam köşeler oluşturmaya başladık. Bu yaşam köşeleri çok da keyifli oldu, zaman içerisinde talepler arttıkça, bölümleri çoğaltmaya başladık. Sigara yasağı ile ön taraflarda sigara içebilecek alanlar oluşturduk, arkada da bahçe alanımız var ki; gerçekten bahçe keyfini yaşayabilecekleri bir dekora sahip. Amacımız, bu işten keyif alan kişilerin yani kahveyi seven ya da kahveyi sevmek için kahveyi  öğrenmek isteyenlere bir yer oluşturmak istedik. Çok şükür, kahveyi seven, bilen herkes doğuş yerinin burası olduğunu ve “İzmit’te kahve içeceksiniz, Luca’ya gitmelisiniz” cümlesini söyler oldu. Bu bizim için güzel bir şey, istediğimizi başarmış olduk. Gün geçtikçe burada kaliteli mekanların gelmesi, bizim gibi insanların öncü olması, İstanbul’a gitme ayağını biraz daha kısaltmaya başladı. Çünkü İstanbul da trafik artık tavan yapmış durumda. Trafiğin olmadığı saat, nefes alacak zaman yok, o yüzden insanlar kendi bölgelerinde bulunan mekanları tercih etmeye başlıyor. İzmit’te alışveriş merkezi bile yokken bugün Symbol,41 Burda, Outlet gibi birçok kaliteli alışveriş merkezleri var.  Biz de böyle bir mekanı oluşturduk, insanlar mutlu biz mutlu.

 

“ İSİM VERDİK, PARAYI
ALDIK TÜRÜ BAYİLİK ANLAYIŞI
İÇERİSİNDE OLMADIK”

-Bayilik düşünmüyor musunuz?

Bayilik talepleri geliyor ama bayilik konusunda biraz zayıf kaldığımızı düşünüyorum çünkü isim verdik, parayı aldık türü bayilik anlayışı içerisinde olmadık, hakim olabilmemiz ve hakim olabileceğimiz uzaklıklarda olması gerekiyor. Bunun alt yapı çalışmalarını yapıyoruz, önce bir ikinci bayiyi kendi üzerimizde planlıyoruz. Sakarya ile İzmit arasında olabilecek bir yapı düşünüyoruz. Yahyakaptan etrafında olabilir çünkü o bölge, gerçekten gelişen bir bölge ki; en azından bizim yaptığımız işi algılayabilecek kitlenin barındığı bir yer. Alışveriş merkezlerinde ise bizim istemiş olduğumuz projeye uygun bir imkan sağlayabilecek, dış alanlarda değişik bir konseptte yer yapmayı planlıyoruz. Şuan bu projemize cevaplayan olmadı. Açıldıkları günden beri görüşüyoruz AVM’lerle, eğer olursa AVM’lerde de istiyoruz.

 

-Peki, konumuz kahve, yararlarından bahsedebilir misiniz?

Kahvenin vücuda ne kadar yararı olduğunu elimizden geldiği kadarıyla anlatmaya çalışıyoruz ki; geçtiğimiz okul sezonunun ortalarında Kocaeli Üniversitesi Turizm ve Otelcilik bölümündeki arkadaşlara kahve ile ilgili seminerler verdik. Bu sene biraz daha fazlalaştırmayı düşünüyoruz. Yararı o kadar çok var ki; tek tek anlatılabilecek bir şey değil, bağırsakların çalışmasından tutun da güne başlarken hücrelerin direk aktif hale gelmesine kadar birçok etken var ama hangi kahveyi nasıl tüketmemiz konusunda da işte biz orada devreye girip, nasıl kahve tüketmelisiniz, yeni nesil 3.dalga kahve nedir, nerede yetişir, nasıl toplanır, bu toplanan kahvenin çekirdekleri nasıl kavrulur, hangi bölgeye göre kavrulmalı ki; daha iyi sonuç verir ya da hangi lezzeti almak istiyorsunuz gibi bilgileri vermek istiyoruz. Ya da 3.dalga kahve demleme ekipmanları var ki; hepimizin alışmış olduğunun dışında farklı demleme teknikleri vardır.

 

-Peki, 3.dalga kahve akımı nedir?

3.dalga kahve akımı diyor ki; kahvenin içine giren tüm katkı maddelerini bırakın artık, kahveyi sade için, kahvenin bütün yararlarını alabileceğiniz yer, kahveyi sade içtiğiniz noktada başlıyor. İçine koyduğunuz her katkı maddesi onun özelliklerinden bazılarını çalmış oluyor. Kahvenin içerisinde ortalama 337 tane bileşen var, bu bileşenlerin insan vücuduna yararı ve zararıyla ilgili çalışmalar Avrupa’da yapılıyor. İşte bu çalışmalar kahvenin dalga kısmını oluşturuyor, 1.dalga, 2.dalga şuan 3.dalgada içindeki maddelerin 33-34 tanesinin ne olduğu bulunmuş durumda, bunların da içindeki o kötü maddelerin çıkartılabilmesi için değişik demleme teknikleri geliştirilmiş.

 

 

“BİZ BİN RAKIMIN ALTINDA ÇEKİRDEK
TEDARİKİ YAPMIYORUZ, RAKIMIN
ALÇAK OLDUĞU YERLERDE İSTER
İSTEMEZ LEZZET DÜŞÜKLÜKLERİ OLUYOR.”

-Kahvede özellikle neye dikkat ediyorsunuz?

Kahve, Kuzey Amerika ve Güney Amerika arasındaki ekvator çizgisinin altındaki kasabalarda, köylerde yetişiyor. Sahile yakın yerlerde yosun ve toprak kokusunun yoğun olduğu kahve çekirdekleri yetişir, rakım yükseldikçe kahve çekirdeğinin kalitesi artar. İçindeki doğal beslenmeleri artar, aromasıyla kendi içerisinde lezzetleri oluşturur. Hatta bazı tarlaların etrafına 1 km ötesine portakal, mandalina ağaçları dikerler, kahve çekirdeği 1 km ötesindeki o meyvelerin, sebzelerin özlerini alıp, kendi içinde barındırarak değişik lezzet aromaları oluştururlar. Aynı yörenin kahvesi bile kendi içinde değişebilir. Biz bin rakımın altında çekirdek tedariki yapmıyoruz, bin rakımın üstünde olmasını istiyoruz. Rakımın alçak olduğu yerlerde ister istemez lezzet düşüklükleri oluyor. Tabi düşük maliyetli kahve tedarik etmek istiyorsanız; rakımı düşük olan yosun ve toprak kokusunu içine çekmiş olan kahve çekirdekleridir. Bunların toplama sitemi de makinalarla olmakta ki; yüksek rakımlarda toplama işleminde dağlara çocuklar bir günde çıkıyorlar. Bir ekip inerken diğer ekip çıkıyor.

 

“AYNI YÖRESEL KAHVENİN BİLE
FARKLI DEMLENMİŞ, KAVRULMUŞ
ÖZELLİKLERDE ÇEKİRDEKLERİ, YETİŞTİĞİ
RAKIMA GÖRE KALİTESİ ARTAN BÖLGELER VARDIR.”

Burada ne kadar kahve sevmeyen varsa onlara kahveyi sevdirdim, ne kadar kahveden nefret eden varsa onları kahveye alıştırdım. Kahvenin ucu bucağı yok. Dediğim gibi aynı yöresel kahvenin bile farklı demlenmiş, kavrulmuş özelliklerde çekirdekleri, yetiştiği rakıma göre kalitesi artan bölgeler vardır. Mesela Kenya kahve var, Kenya’yı sevmiyor olabilirsiniz ama bizim bünyemizde Kenya AA Plus vardır ki; içinde de bir sürü aromatik lezzet mevcuttur. Her içtiğinde farklı bir lezzeti algılayabiliyorsun, bu da o dakika damak tadınıza göre değişir yani kahve öncesinde yediğiniz yemeğin, suyla ağzınızı çalkalamamanızın vermiş olduğu etkiyle her içtiğiniz kahveden farklı lezzet alırsınız. Yemekten sonra hemen çay içmek isteriz işte çaydaki aynı lezzeti alabilmemiz için yemekten sonra kahve içiyorsak; mutlaka bir sodayla ya da suyla damak tadımızı temizlememiz gerekiyor. Kendi özünü algılayabilmek için mutlaka bir şey tatmadan içmek gerekiyor.

 

 

“KAHVE FİRMASI OLARAK
TÜRKİYE’DE İLK 5’ŞİN
İÇERİSİNDE ÜÇÜNCÜYÜZ.”

-Buranın işletmenizin tanımı nedir?

Biz kahve eviyiz. Ataşehir’den kavrulmuş kahveleri alıp, burada insanlara içirmeye çalışıyoruz. Türkiye de manifesto olarak baktığımızda birçok yerde var ama kahve firması olarak Türkiye’de ilk 5’şin içerisinde üçüncüyüz. Bunu İzmit’te insanlara anlatmak ve biz bu kadar kaliteliyiz demek zor. Bunu kahvenin lezzetinden, tadından anlıyor insanlar, geldikçe, oturdukça, tattıkça lezzetleri algılıyorlar. Bu lezzeti alan bize gelmeye devam ediyor. İzmit’te kafeler var, bir de Luca var, böyle bir ayrım oluştu, bu bizim için güzel bir şey. Mekanların kendileri bile bunu kabullendi, eksiklikleri olduğu zaman bize gelirler. Açılan her yer para kazansın, bizlere bu işler dedelerimizden kalmadı, çalışarak elde ediyoruz, herkesi kendim gibi görüyorum ve onların da kazanmasını ama kazandığı parayı mutlaka ama mutlaka müşterisine geri döndürmesini istiyorum. Biz 11 yıllık Luca olarak, tek yaptığımız şey kazandığımız paranın daha fazlasını müşteriye geri döndürmek oldu. Müşteri kitlenizi artırmak tekrar müşteriye yaptığınız yatırımla mümkün olur. Biz ilk önce müşteri memnuniyeti diyoruz, bugüne kadar yaptığımız bütün işlerde önceliğimiz para kazanmak değil, müşteri kazanmak olmuştur.

 

-Mesela benim gibi klasik bir müşteriniz geldi, bende 3.dalga kültürü hiç yok, nasıl öneride bulunup yönlendiriyorsunuz?

Şöyle bir diyalog haline giriyoruz; öncelikle nasıl kahve tükettiğini öğreniyorum, siz nescafe içiyorsanız sütlü mü sade mi, tükettiğinizi soruyorum. Sade içiyorsanız size filtre kahveyi öneriyorum çünkü sade ve düzgün bir kahve içebileceğiniz, o algıyı alabileceğiniz şey; filtre kahve ve bahsettiğimiz o değişik yöresel tatlara göre de sizi yönlendirmeye çalışıyorum. Basite indirip size Double Americano da diyebilirim, sert bir kahvedir, hatta içine sütte ekleyebilirsiniz deyip geçebilirim, ama aromatik lezzetleri sevip sevmediğinize kadar soruyorum. Mesela filtre kahve sevmeyip içemiyorsanız; en başta bahsettiğimiz Americano dediğimiz şey, suyla Espressonun biraz daha açılarak servis edilen bir içecektir. Ama nescafe gibi bahsettiğiniz ürünlerde bol kaşık sade içiyorsanız; Double Americano’yu tavsiye ederim çünkü daha yoğun kahvenin olduğu bir içecek olmuş oluyor sizin için.

 

 

“NUTELLALI LAKTE,
TAM HAYAL ETTİĞİM GİBİ
VE BİZE ÖZEL BİR İÇECEK OLDU”

-Size ait Yani Luca’ya ait bir içecek var mı?

Burayı açtıktan bir ay sonra bize ait bir içecek olması lazım düşüncesi belirdi.  Bir gün evde televizyonun karşısında bir kavanoz Nutella’yı kaşıklarken; birden Nutellalı Lakte fikri aklıma geldi. Nasıl uygulayabilirimi düşündüm. Ertesi gün mekana geldim ve yeğenimden Nutella almasını istedim. Lakte’yi sunduğumuz bardaklar, bizim insanların geldiği zaman “Bu nasıl basit bir bardak” dediği ama Avrupalıların kullandığı bardaklardır. Bu bardaklar kahveyi biraz daha sıcak sunulup, sıcaklığını kaybetmeyecek ürünler olarak üretilmişlerdir yani burada kullandığımız bütün ürünlerin malzemelerini araştırdık ve Avrupa’yla eşdeğerdir.  İnsanların alışık olduğu sunumlara girmedik, yaptığımız iş Avrupai bir işti, Avrupa’da bu iş nasıl yapılıyorsa Türkiye’de de uygulamaya çalıştık. Özellikle 3.dalga kahve akımında kullanılan ekipmanlardır. Bahsettiğim bu cam bardağın etrafına Nutella’yı sürdüm, içine normal Laktemizi yaptık, hedefim şuydu; kahveden her yudum aldığınızda Nutella dudaklarınıza yapışacak ve siz de dudaklarınızı yalamaya başlayacaksınız. Oradaki algı biraz daha çikolata yemeliyim, biraz daha kahve içmeliyim algısı olacak ve kahvenin nasıl bittiğini anlamayacak olacaksınız, böylelikle ben de değişik bir lezzet sunmuş olacağım. Fotoğrafını Instagram’da paylaştım, gelen misafirlerimize sunduk, Nutellalı Lakte dediğimizde; aromasında çikolata olduğunu düşündüler, bardaklar gelip etrafında çikolataları görüp içtiklerinde; kafamda kurduğum o senaryo ağız yapısında oluştu. İçen dudaklarını yaladı, sonra kaşıkla Nutella’ya girişti. Tam hayal ettiğim gibi ve bize özel bir içecek oldu. İlk olmak her zaman için iyidir, biz de İzmit için bir ilkiz, hem markasal anlamda hem de yaptıklarımız, görsellerimiz ve sattıklarımız anlamında ve ilk olmayı da seviyoruz.

 

“CHEESE KEKLERİMİZİ
MÜMKÜNATI YOK,
BAŞKA YERDE YİYEMEZSİNİZ.”

-Kahvenin dışında, kahve severler ne bulabilirler bu mekanda?

Biz restoran değiliz, biz İngiliz Kraliyet Ailesi’nin çaylarını ve kahve satıyoruz. Burada ayrıca atıştırmalık dediğimiz salata, sandviç ve tost sunumlarımız var. Zorunluluktan koyduk, severek yaptığımız bir şey değil, talepten dolayı.  Çünkü burada kahve sever  insanlar gelip, zamanlarını geçiriyorlar, kahvelerini içiyorlar, işlerini yapıyorlar,  karınları kazındığı zaman onlara bir şeyler sunabiliyor olmamız lazımdı. Ayrıca kruvasanlarımız, özel el yapımı pasta gruplarımız var.  Özellikle Cheese keklerimizi mümkünatı yok, başka yerde yiyemezsiniz. Yine bize özel ev yapımı Magnolia ve kurabiyelerimiz var.

-Özkan bey, son olarak ne söylemek istersiniz?

Biz bir markayız, kendimiz bunu böyle görüyoruz, bu kalitede de yapmaya çalışıyoruz. İşleyişimiz kurumsal bir firma gibi, müşteriye bakış algımız aynı şekilde, müşterilerimizin kurumsal algısı yerel olabilir ama biz onlara kurumsal hizmet vermeye devam edeceğiz.

2754 defa okundu.

DİĞER HABERLER

BEN DE YOK DEMEMELİ, İNSAN KENDİNİ KONTROL ETMELİ.

BEN DE YOK DEMEMELİ, İNSAN KENDİNİ KONTROL ETMELİ.

Yakalandığı meme kanseri hayatının geri kalanına yön verdi

ENEZ’DE (AİNOS) ÜÇ GÜN

ENEZ’DE (AİNOS) ÜÇ GÜN

Gülerek; “Yine kayboldun” tatlı sitemini yapan dostlara; “Üç günlüğüne Enez’e kaçtım” yanıtını verdiğimde, bir bölümünün; “Enez nerede” sorusuyla karşılaştım.

Kasım’da AŞK BAŞKADIR

Kasım’da AŞK BAŞKADIR

Kasım ayından hepinize kucak dolusu sevgiler. Kasım ayı yemyeşil ağaçların yapraklarını sararttığı, sonbaharın iyice hissedildiği bir ay olması sebebiyle insanda hüznü çağrıştırır. Ben ve kızımda ise bu hüznün sebebi bir tık daha fazladır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, bir kasım sabahı aramızdan ayıran bu ay yaklaştıkça, onu anmak için her sene bir etkinlik yaparız

TURK CHOPPER “BAŞKAN”

TURK CHOPPER “BAŞKAN”

Geçtiğimiz sayılarda Ender Garage ile yaptığımız röportajda Selahattin Ender ile keyifli bir çekim gerçekleştirdik. Her ay farklı konular ve konuklar ile yaptığım çekimlerde farklı hikayelere şahit oluyorum

Benim Güzel Ailem “GÖKMEN AİLESİ”

Benim Güzel Ailem “GÖKMEN AİLESİ”

Bu ay Özel Mira Anaokulu Miracle Kids’in kurucuları Eyüp Gökmen ve Lena Tuğper Gökmen’in evine konuk olduk. Bir kere özellikle şunu söylemek isterim, kahkahaların bir röportajı nasıl sabote ettiğini bu röportajda tanık oldum. i

Uzman Konuşma Terapisti YASEMİN TEKİN uyarıyor! ANNE VE BABALAR MUTLAKA OKUMALI!

Uzman Konuşma Terapisti YASEMİN TEKİN uyarıyor! ANNE VE BABALAR MUTLAKA OKUMALI!

Fizomer Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi, Uzman Konuşma Terapisti Yasemin Tekin, İki yaş itibariyle konuşmayan çocuk derhal bir konuşma terapistine götürülmeli çünkü gecikme ileri de hem konuşma güçlüğüne hem de biliçsel geriliğe neden olabilir" dedi.

ANKET

KÖŞE YAZARLARI