23 Kasım 2017 Perşembe 17:56
  • 3,638 TL
  • 3,903 TL
  • 144,20 TL
  • 90.491
KOCAELİ 13°

DÜNYADA BİR İLKE İMZASINI ATAN, ÖZ MALLA HİZMET VEREN TEK FİRMA; KILIÇ NAKLİYAT

Dünyada bir ilke imzasını atan, öz malla hizmet veren tek firma; KILIÇ NAKLİYAT
  • 2
  • 5986

AYHAN KILIÇ;“BİZ BÜTÜN LOJİSTİK AĞIMIZIN, BÜTÜN ÇALIŞAN ARAÇLARINI HER YIL YENİLİYORUZ, MÜŞTERİLERİMİZE MALİYET AVANTAJI SAĞLADIĞI GİBİ BU DA DÜNYADA BİR İLKTİR”Ağrı Patnoslu, nakliyeci bir ailenin bireyi.Ailesine hak ettiği yaşamı sağlama adına Tek kamyonuyla yönünü batıya çeviren bir şoför.Titiz ve çalışkan oluşu O’nu 1994 yılında şirketleşmeye götürmüş,Ve ardından da 6 aracıyla lojistik sektöründe yerini almaya başlamış.Bugün Marmara Bölgesi’nin en güçlü firmalarından biri.Bugün öz malı ile lojistikte hizmet veren tek firma.Yine bugün, Dilovası limanlar bölgesinde, şoföre yeme içme hizmeti veren ilk firma.Dünyada da ilklere imza atan ve bu imza ile müşterilerine maliyet avantajı sağlayanKılıç Nakliyat’ın sahibi Ayhan Kılıç ile sektöre dair tüm gelişmeleri ve sorunları konuştuk.İşte KILIÇ NAKLİYAT ve takdimimdir AYHAN KILIÇ….

HAZIRLAYAN: TÜLAY DURAN
FOTOĞRAFLAR: VEHBİ KILIÇ

 

-Ayhan bey, kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Aslen Ağrı Patnosluyuz, kayıtta 1971 gözükmeme rağmen esasında 1966 doğumluyum. Evliyim, iki kız ve iki oğlan babasıyım. En küçük oğlum 21 yaşında, en büyük oğlum ise 30 yaşında ve 5 torunum var. Bir kızım ve bir oğlum evli, küçük oğlum uluslararası ticareti bitirdi, küçük kızım da Haliç Üniversitesi İçmimarlık son sınıf öğrencisi. Büyük oğlum işin başında, evli olan kızım ise ev hanımı, damadım da burada benle beraber çalışıyor ve o da işin başında.

 

“SAHİP OLDUĞUMUZ BİR KAMYONUMUZLA ÖNCE GAZİANTEP’E, GAZİANTEP’TEN HATAY’A, HATAY’DAN DA İSTANBUL’A YÜK ALARAK BURAYA GELDİK.”

-Sektördeki ilk adımınız nasıl oldu?

1969’dan beri nakliyecilik yapan bir babanın evladıyım yani nakliyeci bir aileden geliyorum. Dolayısıyla ben de nakliyeciliği sevdim, tabi o zamanlar ki nakliyecilik kavramı farklıydı, kamyonu olan nakliyeciydi, 90 yılından sonra değişen dünya gerçeği ile lojistik sektörü de şekillendi ve değişti. Avrupa standartları ve normları yavaş yavaş Türkiye’de uygulanmaya başlandı. Dolayısıyla 1991’in sonunda 1992’in başında askerliğimin hemen bitiminden 5 gün sonra abimle ben, sahip olduğumuz bir kamyonumuzla önce Gaziantep’e, Gaziantep’ten Hatay’a, Hatay’dan da İstanbul’a yük alarak buraya geldik. İlk bu tarafa gelişimiz öyle oldu. Dilovası’nda Hacılar Petrol İstasyonu’nda sabahladık, kahvaltı yaptıktan sonra yine Dilovası’ndaki Çolakoğlu sapağında yani limanlar kavşağında bulunan Patnoslu hemşerimizin büfesine gittik. Zaten biz bura hedefli gelmiştik. Baktık limanlarda çok fazla iş sirkülasyonu ve tempolu bir iş var, biz de sonuçta çalışkanız, burada işimize devam etmeye karar verdik.

 

“BABAMA “AİLEMİZE BATIDA HAK ETTİKLERİ GİBİ BİR YAŞAMI SAĞLAYACAĞIM VE ÖN AYAK OLACAĞIM” DEMİŞTİM.”

-Neden burayı hedefleyerek bir göçü düşündünüz?

Memleketimizde hali, vakti yerinde köklü bir aileyiz ama bölgenin değişen şartları ağırlaştı. Terör olaylarının azdığı dönemlerdi, bizim de başımıza, bizim de ayağımıza böyle bir sıkıntılı durum bulaşmasın diye, ben askerden önce babama mutlaka bu tarafa gelmemiz gerektiğini söylemiştim. Hatta babama “Ben askerden dönene kadar batıda bir yere demir atabilirsen ailemizi götür, götürmezsen ben asker dönüşü evi göçü alır giderim, ailemize batıda hak ettikleri gibi bir yaşamı sağlayacağım ve ön ayak olacağım” demiştim. Ve nitekim de öyle oldu.

 

“BEN SAHİP OLDUĞUM HER ŞEYİ ÖNCE ALLAH’A SONRA YÜCEL BORU’NUN SAHİBİ GÖKŞEN MUSTAFA YÜCEL’E BORÇLUYUM.”

-Süreciniz nasıl ilerledi ve Kılıç Nakliyat nasıl var oldu?

Dediğim gibi, burada büyük bir hareket ve operasyonel boyut olduğunu gördük. Bizim de arabamız burada çalışan kamyonların içerisinde en güçlü, en düzgün, sıfır arabaydı, 92 model Fatihimiz vardı. Çolakoğlu’na giderken sol tarafta terk edilmiş bir ev vardır, biz o zaman oraya “Beyaz saray” diyorduk, kendi bekar evimizdi, ondan 6-7 ay sonra amcam geldi ve birçok eş dosta ön ayak olarak 1993 yılında yani 1 sene sonrasında biz göçü getirdik buraya. O dönemler evliydim ve 3 çocuğum vardı. 1994 yılında da biz Körfez’e yerleştik. Bu arada 1993 yılında da ikinci arabamızı aldık, arkasından şuan çalıştığımız Kroman Çelik’e çalışır duruma geçtik. Kroman Çelik’le o dönem Ali Yıldırım’ın sahip olduğu Yıldırım Nakliyat’ta aracımızı kiralayarak çalıştık ki; şuan Ali Yıldırım bizimle çalışıyor. Benim çıkış noktam ise Yücel Boru’dur, ben sahip olduğum her şeyi önce Allah’a sonra Yücel Boru’nun sahibi Gökşen Mustafa Yücel’e borçluyum. 1994 yılında da yolumuz Kroman’la kesişti. Ali beye buradaki karanlık güçler, işi yaptırtmadı ve Ali bey kendi rızası ile işi bırakmak zorunda kaldı. Biz de Yücel Boru’nun işini yaparken “Bu firma sizin işinizi yapabilir, bu firmayla çalışabilirsiniz” referansıyla Yücel Boru’dan sonra Kroman’a başladık ve biz o gün, bugündür yaklaşık 25 yıldır Kroman’la çalışıyoruz.

 

 

“BU KADAR DİKKATLİ, TİTİZ, HIZLI ÇALIŞIRKEN; BURADAKİ BÜYÜK GRUPLAR DA BİZİ TERCİH ETTİ VE ONLARLA DA ÇALIŞMAYA BAŞLADIK, İŞLERİMİZ ÇIĞ GİBİ BÜYÜDÜ. 1994 YILINDA DA ŞİRKETLEŞTİK”

-İşinizi bugünlere nasıl taşıdınız, geldiğinizde hiç zorluk yaşamadınız mı?

Tabi ki; buraya geliş sürecimizde çok inişli, çıkışlı, meşakkatli, çok zorlu süreçler yaşadık. Burası Dilovası jandarma bölgesiyken burada çok gayri resmi işler olurdu, burası karanlık güçlerin yatağıydı. Devletimize Allah zeval vermesin, emniyet geldikten sonra olaylar terse döndü. Ama ona rağmen biz işimize devam ettik. İşimizi biz çok disiplinli, çok düzenli, çok özenli ve çok dikkatli çalışarak, çok da güven vererek bugünlere taşıdık. Tabi bu kadar dikkatli, titiz, hızlı çalışırken; buradaki büyük gruplar da bizi tercih etti ve onlarla da çalışmaya başladık, işlerimiz çığ gibi büyüdü. Dolayısıyla lojistik sektörünün zorluklarını yaşayarak 1994 yılında şirketleştik yani limited şirketi olduk. O zamanlarda da araç sayımız 6 taneydi. Ondan sonraki süreçte nakliyeden kazandığımızı araca yatırdık, nakliyeden kazandığımızı bu işin alt yapısına yatırdık, nakliyeden kazandığımızı bu işi geliştirme adına yatırdık ve bugünlere bu şirketi taşıdık.

-Şuan kaç aracınız var?

2015 ile 2017 arasında yaşanan krizlerden kaynaklı 150 aracımızı sattık, şuan 250 araçla hizmet vermekteyiz. Lojistik sektörünün çok sıkıntılı geçtiği hatta ülkenin bütün sektörlerinin çok zor geçirdiği yılların ağırlığından, zorluğundan kaynaklı 150 aracı satarak kapasiteyi düşürdük, verimi de artırmak için değişik modeller uyguladık ve değişik aksiyonlar aldık. İş hacimiz arttı ama biz daha az araçla daha çok iş yapma gayretine girdik. Eskiden bir araca bir şoför kullanırdık, şimdi bir araca iki şoför kullanıyoruz. Araç yatmıyor, araç sürekli aktif çalışıyor.

 

“TÜRKİYE’NİN HAKLI GURUNU TAŞIYAN YÜCEL BORU, ÇOLAKOĞLU, RZK DEMİRÇELİK, HASÇELİK, SARKUYSAN, MUTLU AKÜ,
PETROL OFİSİ, KASTAMONU ENTEGRE GİBİ BİRÇOK FİRMA İLE ÇALIŞIRKEN ONLARIN YAPILARINA UYGUN, İSTER İSTEMEZ
YAPILANMAYA GİDİYORSUNUZ.”

-Hacminiz artarken, personel süreciniz nasıl ilerledi, çalıştığınız bu büyük firmalarla nasıl entegre oldunuz?

Çok zor olmadı, çok dikkatli, çok sistemli, çok düzenli ve çok prensipli şirketlerle çalışırsanız zaten o şirketlerin prensipleri, sizi bir yere taşıyıp, entegre oluyorsunuz. Hem şirket çalışanı açısından, hem şirket prensibi açısından, hem de şirket disiplini açısından, ister istemez çalıştığınız o şirkete entegre oluyorsunuz. Dolayısıyla bizim de tüm Türkiye’nin kabul ettiği, Türkiye’nin haklı gurunu taşıyan Yücel Boru, Çolakoğlu, RZK Demirçelik, Hasçelik, Sarkuysan, İskenderun Demirçelik, Mutlu Akü, Petrol Ofisi, Kastamonu Entegre gibi daha ismini sayamayacağım birçok firma ile çalışırken onların yapılarına uygun, ister istemez yapılanmaya gidiyorsunuz. Yavaş yavaş da yapılandığınız için size de ağır gelmiyor, bizi de kurumsallaştırıyor, siz de farkında olmadan akıntıya bırakıyorsunuz kendinizi, akıntı da sizi bir yere taşıyor, şekilleniyorsunuz. Mesela biz Kocaeli Dilovası limanlar bölgesinde ilk defa şoföre yeme içme hizmeti veren bir firmayız. 7/24 bizim yemekhanemiz ve ocağımız çalışır. Şoförlerimize banyo, şoförlerimize çamaşırhane gibi tüm ihtiyaçlarını gidereceği alanı temin ve tesis etmişizdir. Şoförlükten geldiğimiz için şoförün ihtiyacı olan her şeyi biliyoruz.

-Yurtdışı ağını neden kullanmıyorsunuz?

Biz esasında Marmara bölgesinin en güçlü firmalarından biriyiz. Bizim lojistik üzerine bütün yeterlilik, lisanslarımız, belgelerimiz var. Global teminat lisansından tutun da uluslararası nakliyecilik lisansına kadar her türlü lisansımız var. Ancak uluslararası nakliyenin biz sorunlarını biliyoruz. Araç yurtdışına çıktığı zaman sizin kontrolünüzden çıkıyor ve hoş olmayan, sizin kontrolünüzün dışında, sizin inisiyatifinizin dışında, sizin tasarrufunuzun dışında, bir hal, bir hareket, bir iş, bir eylem cereyan edebiliyor. Biz böylesi olaylarla anılmamak için, yurtdışı taşımayı yapmıyoruz. O alanda yapabilir durumumuz duruyor ama biz onu donuk tutuyoruz.

 

“KENDİ SAHAMIZDA YURTDIŞINDAN İTHAL EDİLEN İTHAL ÜRÜNLERİ GÜMRÜK SAHASINDA DEĞİL DE MÜŞTERİYE MALİYETİ DAHA UYGUN DURUMA GETİRMEK İÇİN, KENDİ SAHAMIZDA İÇ BOŞALTMA HİZMETİ YAPIYORUZ.”

-Kılıç Nakliyat içerisinde hangi faaliyet alanları var?

Kılıç Nakliyat’ın faaliyet alanı, ağırlıklı olarak demir çelik firmalarının taşımalarını yapıyoruz. Yurtdışından gelen yarı mamulü fabrikalara, mamule dönüştürebilmek için taşıyoruz, fabrikalarda mamule dönüştürülen ürünleri de yurtdışına ihraç edilmek üzere limanlara, gemilere taşıyoruz. Bunun yanında depoculuk hizmeti de veriyoruz, proje taşımacılığımız var, konteynır taşımacılığı yapıyoruz, aynı zamanda konteynır terminalimiz de var. Bu terminalde yurt dışına yapılan ihracatları kendi sahamızda limanlara götürülmek üzere konteynırların dolumunu yapıyoruz, oradan da limanlara gönderiyoruz. Kendi sahamızda yurtdışından ithal edilen ithal ürünleri gümrük sahasında değil de müşteriye maliyeti daha uygun duruma getirmek için, kendi sahamızda iç boşaltma hizmeti yapıyoruz. Boşalttığımız bu ürünleri de fabrikalara sevk ediyoruz.

 

 

 “AVRUPA’NIN EN BÜYÜK LOJİSTİK ÜSSÜNE SAHİBİZ AMA BUNUN YANINDA BİZİM AVRUPA’NIN LOJİSTİK OPERASYONLARIYLA YARIŞACAK BİR ALT YAPIMIZ YOK”

-Lojistik sektöründe Avrupa’yı baz alırsak Türkiye’deki durumu ve sorunları nelerdir?

Avrupa’nın en büyük lojistik üssüne sahibiz. Ama bunun yanında bizim Avrupa’nın lojistik operasyonlarıyla yarışacak bir alt yapımız, lojistik hizmetini verecek iller bazında köylerimiz yok. Mesela Dilovası Türkiye’nin lojistik üssü ilan edilmesine rağmen, buranın lojistik operasyon alanı yok, bu olmayınca bütün irili ufaklı lojistik firmaları kendi güçleri ölçeğinde, kendi imkanlarıyla lojistik operasyon alanları temin etmek zorunda kalıyorlar. Bu da onları Avrupa’nın lojistik oyuncularıyla yarışamaz hale düşürüyor ve dolayısıyla itibarsız, güçsüz bir lojistik fotoğrafı ortaya çıkıyor. Avrupa’nın en büyük lojistik üssüne sahip olan Türkiye’de lojistiğin, hayatımızdaki yerinin, fark edilebildiğinin ben inancında değilim. Şöyle ki; hepimizin çocukları okula gidiyor, bunun içinde valilerimizin, bakanlarımızın, milletvekillerimizin, üst düzey bürokratlarımızın, askerimizin, müdürlerimizin, polisimizin, bütün üst düzey hatırı sayılır insanların çocukları eğitime ihtiyacı olduğu ve dolayısıyla evden okula bir servis ihtiyacı olduğu için, servis taşımacılığının tavan, taban ve servis taşımacılığının kriterleri ülkemizde belirlenmiş durumdadır.

 

“HAYATIN ATARDAMARININ TAMAMINI SAĞLAYAN LOJİSTİĞİN GERİ KALAN YÜZDE 95’ŞİNİN DE SAHİPLENİLMESİNİ İSTİYORUM.”

Tabi ki bunun yanında servis taşımacılığının da lojistik hizmeti olduğunu kabul ediyorum. Ancak lojistik operasyonunun içerisinde lojistik payının yüzde 5, yüzde 10’nunu geçemeyecek bir operasyon olmasının yanında, lojistiğin yüzde 95 payının çok çok üstünde hatta yüzde 95’şi hiç hissedilmeden, hiç sayılmadan, hiç gözükmeden, sadece yüzde 5’şi sahiplenilmiş durumdadır. Ben servis taşımacılığı lojistiğinin önemsendiğini memnuniyetle karşılıyorum, bunun yanında hayatın atardamarının tamamını sağlayan lojistiğin geri kalan yüzde 95’şinin de sahiplenilmesini istiyorum. Bunun içerisinde sağlık lojistiği var, bunların içerisinde kargo operasyon lojistiği var, bunun içerisinde yeme içme su operasyon lojistiği var, bunun içerisinde kimyasal lojistik var, bunun içerisinde makine lojistiği var ki; aklınızı gelebilecek, hayatın her alanında ihtiyacımız olan, her şeyin lojistikle temin edildiğini görebiliyoruz. Bu bahçenizdeki çiçekten tutun da dolabınızdaki su şişesine kadar, aklınıza gelebilecek her şey lojistikle sonuçlanıyor ve bunun tamamı sahipsiz kalmıştır.

 

“HER ALANIN, HER SEKTÖRÜN BİR ALT YAPISI VAR, BİR MESLEKİ OKULU VAR, ANCAK ŞOFÖR ESNAFININ BİR OKULU YOK.”

-Bu sorunların çözümü ve lojistik sektörünün yerini bulabilmesi için neler yapılması gerekiyor?

Çok acıdır ki; her alanın, her sektörün bir alt yapısı var, bir mesleki okulu var, ancak şoför esnafının bir okulu yok. Lojistik denildiğinde sadece operasyonel yönetim tarifinde tanımlanmamalı, lojistik bir yerden bir yere malın başlangıçtan sona sevkidir, tamamıdır. Ancak başlangıçtaki ve varıştaki operasyonlarının doğru olması, lojistiğin tamamının doğru olduğu anlamına gelmez. Esas can alıcı yer, sevk anıdır. Sevk anı tamamen itibarsızlaştırılmış, güvensiz, değersiz bir hizmet alanı olarak kalmıştır. Ancak ülkemizde çok daha hayati konular cereyan ettiğinden bu ve bunun gibi konular, hep ikinci, üçüncü plana ötelenmiştir. Ümit ediyorum ki; önümüzdeki kısa zamanlarda bu şekillenecek, belli bir çerçeveye alınacaktır. Çünkü bizim taşımacılıkta, ülke ekonomisine çok büyük bir katma değer payımız vardır. Taşımacılığın bir tavan taban fiyat uygulaması yoktur. Dolayısıyla bu çok ciddi haksız bir rekabeti oluşturur ve şoför esnafının lojistik faaliyeti gösteren lojistikçi esnafı çok ciddi anlamda yıpratmaktadır. Taşımacılığın da taban tavan fiyatının il bazında, ülke bazında Ulaştırma Bakanlığı nezdinde yapılması gerekiyor.

 

“500 TON BİR KAPASİTEYE ULAŞIRSA BİR ÖZ MAL SAHİBİ LOJİSTİKÇİ, NAKLİYECİ ONA GÖRE DE YAPILANIR.”

Eskiden okullarda Türkiye’nin tanımı şöyle yapılıyordu; Türkiye, üç tarafı denizlerle kaplı, bir toprak bütünlüğüne sahiptir, geçim kaynağı da tarım ve hayvancılıktır. Şimdi tarımı dışardan ithal ediyoruz, hayvancılığı da dışardan ithal ediyoruz. Sebebi de biz bu dinamiklerimizi kullanamıyoruz. Çünkü biz bunu kolektif yapmıyoruz, bireysel yapıyoruz. Dolayısıyla lojistikte de uluslararası taşımacılığı şirketleşmiş güçlü ki; 500 ton yük kapasitesine sahip olan, öz mal araç taşıma kabiliyetiniz yoksa uluslararası taşımacılık lisansını alamazsınız. Bu standartlar da sizi kurumsallaştırıyor ve şekilli bir nakliyeci olma zorunda oluyorsunuz. Yurtiçi nakliyeciliğinde de 100 ton taşıma kapasitesini öngören bir kural vardır. Ben diyorum ki; hayır, 500 ton yurtdışınaysa 500 ton da yurtiçine, benim ülkemin şartları Avrupa’dan daha düşük niye olsun, benim ülkemin can varlığı niye Avrupa’dakinden değersiz olsun, benim ülkemin kaynakları niye yurtdışından daha değersiz olsun. Ben de 500 ton kıstasını uygulayayım, yurtiçine çalışacak nakliyeci esnaf da 500 tonu dolduracak kapasiteye sahip bir öz mala sahip olursa her tarafı yapar. Buradaki 500 ton kıstası şunun için olmalı, 500 ton bir kapasiteye ulaşırsa bir öz mal sahibi lojistikçi, nakliyeci ona göre de yapılanır.

 

“LOJİSTİK SEKTÖRÜNÜN GELİŞMESİ İÇİN EN ÖNEMLİ UNSUR, ŞOFÖR ESNAFININ YETİŞECEĞİ BİR ALANIN OLMASI, EĞİTİM BİR ALANININ OLMASI, EĞİTİMLİ BİR ŞOFÖR ESNAFININ OLMASIDIR.”

Alt yapısıyla, donanımıyla her şeyiyle dolayısıyla güçsüz ve değersiz bir durumdan da kurtulur ülkenin lojistik sektörü. Lojistik sektörünün gelişmesi için bunlar çok önemlidir ama en önemli unsur, şoför esnafının yetişeceği bir alanın olması, eğitim bir alanının olması, eğitimli bir şoför esnafının olmasıdır. Ülkemizde yaygın olarak sürücü belgesi veren sürücü kursları var, bunu ne şekilde verdiğini tartışmıyorum ancak eğitimsiz bir insanın sürücü belgesinin olmasıyla sürücü olunup olunmadığını ben tartışmaya açıyorum. Sürücü belgesiyle sürücü olunmuyor. Sürücü alt yapısıyla, aracın donanımıyla, aracın trafikteki hareketiyle, aracın trafikteki riskleriyle, aracın trafikteki hareket esnasındaki kaza anında yapması gerekenleri bilmesiyle ilgili, bir sürücü belgesinin ona nasıl bir artısı olabilir. Dolayısıyla bunun şoför esnafında oluşabilmesi için, bir şoför okulu eğitim alanının olması lazım. Ve bu çok ciddi bir iş kapısı olacaktır. Bu eğitim alanları açılmazsa, önümüzdeki 10 yılda şoför ve lojistik sektörü en büyük kara para aklanılan yer olur ve en büyük yeraltı dünyasının eline geçer. Çünkü bu iş eğitimsiz, ihmal edilmiş bir yer olarak kalırsa, birileri gelir sahiplenir. Artık bunu iyi niyetle mi kötü niyetle mi sahiplenir, onu da bilemeyiz.

 

“FİRMALARIMIZIN KAPASİTE ARTIŞLARI BİZİ DE 2018 YILINDA BİR ARTIŞA GÖTÜREBİLİR.”

-2018 yılını firmanız açısından değerlendirebilir misiniz?

Daha önceden belirttiğim gibi Türkiye’deki lojistik sektörü hiçbir şekilde hak ettiği yerde değil. Ancak bizim çalıştığımız firmalarla bir aidiyet duygusu, bir aile ortamı doğduğu ve biz bu firmalarımızın nakliye tarafında zorda bırakmamak için, nakliye faaliyetine devam etmek zorundayız. Bu firmaların hacimsel artışları nedeniyle biz de ister istemez bir büyüme durumu içerisinde olmak durumundayız. Planlarımızda büyümeyi arzu etmiyoruz ama gözlemlediğimiz firmalarımızın kapasite artışları bizi de 2018 yılında bir artışa götürebilir. Dolayısıyla bir kapasite artışı 2018 yılında öngörüyoruz.

 

“2018 YILINDA TAMAMEN KURUMSAL BİR YAPIYA DÖNÜŞMÜŞ KILIÇ NAKLİYAT’I GÖRMEK İÇİN, BÜTÜN ALT YAPIMIZI OLUŞTURUYORUZ.”

2018’de tam kurumsallaşmış bir firma olarak inşallah göreceksiniz bizi. Tanımı da; şirketin işleyişini, şirketin sahiplerinin duygusal niyetlerine göre davranmayı engelleyen yönetim şeklidir. Duygusal değil, profesyonel yaklaşım yönetim biçimidir. Ülkemizde de gördüğümüz gibi şirketlerin üçüncü kuşakta eridiği, profesyonel yönetimin de şirketlere ne kadar faydalı olduğudur. Biz de ne kadar erken profesyonelleşirsek, kurumsallaşırsak, şirketimizin ömrü de o kadar sağlıklı olur. 2018 yılında tamamen kurumsal bir yapıya dönüşmüş Kılıç Nakliyat’ı görmek için, bütün alt yapımızı oluşturuyoruz. Ben 2018’deKılıç Nakliyat’ta organın başı olarak kalırım, ancak bütün kararları, sevk ve idareyi, benim ilgili bölüm müdürlerim, genel müdürlerim yürütür. Bunun için alt yapımı oluşturuyorum ki; arzu ettiğim de budur.

 

“BİZ BÜTÜN LOJİSTİK AĞIMIZIN BÜTÜN ÇALIŞAN ARAÇLARINI HER YIL YENİLİYORUZ, BU DA
DÜNYADA BİR İLKTİR”

Ayrıca, Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyoruz, biz öz malla lojistik hizmeti veriyoruz. Üzerinde Kılıç yazan bütün araçlar bizimdir. Bütün lojistik operasyonlarında bu, Türkiye’ de bir ilktir, biz kendi araçlarımızı kullanıyoruz ve Türkiye’de hatta dünyada bir ilki gerçekleştiriyoruz. 2012’den beri biz, her yıl bütün araçlarımızı yeniliyoruz. Bunu Türkiye’de bir tek Koç’un Avis firması yapar, her yıl kiraladığı araçları yeniler ama biz bütün lojistik ağımızın bütün çalışan araçlarını her yıl yeniliyoruz. Biz öz malımız olan araçlarımızı alıp, bir sene sonra satıp, tekrar yerine sıfır öz mal alıyoruz. Sebebi de, bir demir çelik sektörünün özellikle 2015 yılında çektiği sıkıntıları, yüzyıldır demir çelik sektörü yaşamamıştır. Dolayısıyla bu sıkıntılardan kaynaklı biz de müşterilerimize nasıl maliyet avantajı sağlarız diye bir arayış içerisine girdik. Biz de giderlerimizi minimize etmek için; bunun içerisinde yağ giderleri, servis giderleri, lastik balata giderleri aklınıza gelebilecek aracın çalışmayla alakalı bütün giderlerini biz sıfırladık. Ticari araçlarda araç üretim garantisi 2 yıldır, biz garantinin bir yılını kendimiz kullanıyoruz, ikinci yılını da ikinci ele döndüğünde sattığımız kişiye kullandırıyoruz. Bu Türkiye’de de dünyada da ilktir. Lojistik sektörü ihmal edildiğinden, bu konu dikkate alınmamış, fark edilmemiştir, eğer Avrupa’daki gibi lojistik sektör sahiplenilseydi, biz şimdi Ulaştırma Bakanlığı’ndan birçok ödül almıştık. Ama biz burada şirketimizin devamı ve müşterilerimize de maliyet avantajı sağlamak için yaptık ve de başardık.

-Ayhan bey; son olarak ne söylemek istersiniz?

Ülkemizin yaşadığı bu kaostan kaynaklı, ülkemizin bütün sektörlerinin, bütün alanlarının yaşamış olduğu sıkıntılardan kaynaklı, biz de sıkıntılar çektik ve yaralar aldık. Umuyorum ve diliyorum, ülkemiz adına bundan sonra böyle sıkıntılar yaşanmasın, 2018 yılı hem bu cennet ve güzel vatanımızın geleceği için, hem şirketimiz için, hem de ülkemizin güzel insanları için hayırlı, uğurlu, bereketli güzel bir yıl olsun.

5986 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 2 Yorum

DİĞER HABERLER

BEN DE YOK DEMEMELİ, İNSAN KENDİNİ KONTROL ETMELİ.

BEN DE YOK DEMEMELİ, İNSAN KENDİNİ KONTROL ETMELİ.

Yakalandığı meme kanseri hayatının geri kalanına yön verdi

ENEZ’DE (AİNOS) ÜÇ GÜN

ENEZ’DE (AİNOS) ÜÇ GÜN

Gülerek; “Yine kayboldun” tatlı sitemini yapan dostlara; “Üç günlüğüne Enez’e kaçtım” yanıtını verdiğimde, bir bölümünün; “Enez nerede” sorusuyla karşılaştım.

Kasım’da AŞK BAŞKADIR

Kasım’da AŞK BAŞKADIR

Kasım ayından hepinize kucak dolusu sevgiler. Kasım ayı yemyeşil ağaçların yapraklarını sararttığı, sonbaharın iyice hissedildiği bir ay olması sebebiyle insanda hüznü çağrıştırır. Ben ve kızımda ise bu hüznün sebebi bir tık daha fazladır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, bir kasım sabahı aramızdan ayıran bu ay yaklaştıkça, onu anmak için her sene bir etkinlik yaparız

TURK CHOPPER “BAŞKAN”

TURK CHOPPER “BAŞKAN”

Geçtiğimiz sayılarda Ender Garage ile yaptığımız röportajda Selahattin Ender ile keyifli bir çekim gerçekleştirdik. Her ay farklı konular ve konuklar ile yaptığım çekimlerde farklı hikayelere şahit oluyorum

Benim Güzel Ailem “GÖKMEN AİLESİ”

Benim Güzel Ailem “GÖKMEN AİLESİ”

Bu ay Özel Mira Anaokulu Miracle Kids’in kurucuları Eyüp Gökmen ve Lena Tuğper Gökmen’in evine konuk olduk. Bir kere özellikle şunu söylemek isterim, kahkahaların bir röportajı nasıl sabote ettiğini bu röportajda tanık oldum. i

Uzman Konuşma Terapisti YASEMİN TEKİN uyarıyor! ANNE VE BABALAR MUTLAKA OKUMALI!

Uzman Konuşma Terapisti YASEMİN TEKİN uyarıyor! ANNE VE BABALAR MUTLAKA OKUMALI!

Fizomer Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi, Uzman Konuşma Terapisti Yasemin Tekin, İki yaş itibariyle konuşmayan çocuk derhal bir konuşma terapistine götürülmeli çünkü gecikme ileri de hem konuşma güçlüğüne hem de biliçsel geriliğe neden olabilir" dedi.

ANKET

KÖŞE YAZARLARI