21 Kasım 2017 Salı 07:14
  • 3,638 TL
  • 3,903 TL
  • 144,20 TL
  • 90.491
KOCAELİ 10°

İKİ GENÇ KIZ DUBLIN’DE…

İKİ GENÇ KIZ DUBLIN’DE…
  • 0
  • 4576

Onlar iki genç kız…

IES aracılığı ile dil eğitimi için İrlanda’ya gittiler.

Daha önceden de yurtdışı eğitim tecrübeleri olmuştu.
Ama bu sefer herhangi bir grupla değil, sadece iki arkadaş olarak gittiler.
Edindikleri tecrübeler, bana göre yaşlarından oldukça fazla.
Hazırlayan bu sefer Tülay Duran demeyeceğim…
Çünkü gözlemleriyle, edinmiş oldukları tecrübeleriyle,
Onların gözüyle ve kendi kalemlerinden
İşte iki genç kızın Dublin Maceraları…

 

HAZIRLAYAN: İLGİ DURAN&ILGIN UÇUM

 

İRLANDA MACERAMIZ BAŞLIYOR…

Biz bu sene IES aracılığı ile 1 aylığına İrlanda’ ya dil okuluna gittik. Bu 1 ayımız öğrenerek, gezerek ve eğlenerek geçti. Bu gezideki sponsorluğumuzu ailelerimiz üstlendi. Bize de sadece yaşayıp tecrübe etmesi kaldı. 1 ay sürecek olan bu maceramız havaalanına bırakılmamızla başladı. Birkaç sene önce Londra’ya birlikte gitmiştik ama bu sefer başımızda bir öğretmen yoktu ya da birlikte takılabileceğimiz bir grubumuz. Belki de herkesin bavullarını bırakırken yaşadığı “Acaba bavulum kilo sınırını geçecek mi?” kaygısını yaşarken, bavullarımızı teslim ettik. Birimiz kilo sınırını 100 gram ile geçerken birimiz 100 gram ile altında kaldı. İşlemlerimizi tamamladıktan sonra uçağa geçtik. Uçağın havalanmasıyla 4 saatlik yolculuğumuz başladı. Bizim gibi uzun yolculuk yapacaklara tavsiye: Uçakta yapacaklarınızı önceden belirleyin çünkü maalesef uçuşlar o kadar çabuk geçmiyor. Uçağın tekerleklerinin yere değmesiyle resmen İrlanda maceramız başlamış oldu. Pasaport kontrolü sırasına geçerken Avrupa vatandaşı olmadığımız için metrelerce uzunluğu olan “Diğerleri” sırasına girmek zorunda kaldık. Pasaport kontrollerimiz yapıldı ve okula bırakıldık ve ilk sorunumuzla karşı karşıya geldik.

 

“MUTLAKA SİZ BİR ŞEYLER
YAPTIKÇA ÇÖZÜM ENİNDE
SONUNDA SİZE ULAŞACAKTIR”

Odalarımız temiz değildi. Hemen görevlilerle konuştuk. Onlar da bize halledeceklerini söylediler. Bu problemimizi çözemeden başka bir problem ortaya çıktı. Bu seferde Ilgın’ın kapısının anahtar kartı çalışmıyordu. Biz geldiğimiz anda 2 problemle karşılaşınca bizim moraller geldiği gibi gitmiş oldu. Ailelerimizle ve bizi gönderen Sevil Hanımla konuştuk. Biraz moral aldıktan sonra görevlilerle konuştuk. Biraz da direttikten sonra en azından temiz çarşaflar aldık. Belki de bizim yaşıtlarımızın yapmadığı bir şey yaptık ve çarşafları değiştirdik. Ertesi sabah sınava girdik fakat birimizin sınıfı seviyesine göre çok düşük çıktı. O ilk hafta onunla uğraşmak zorunda kaldık. Ama ailelerimiz ve Sevil Hanım sayesinde bu bir haftayı iyi kötü atlattık. Yine bizden yabancı bir yerde kalacaklara tavsiye: Ne olursa olsun bu yemeklere alışamamak olabilir okulla ve ya kaldığınız yerle sıkıntı yaşamak olabilir moralinizi yüksek tutun. Mutlaka siz bir şeyler yaptıkça çözüm eninde sonunda size ulaşacaktır.

 

“TANIDIĞIMIZ HERKESE HEDİYE ALMA
İSTEĞİ UYANDIRSA DA BÜTÜN PARAMIZI
ORAYA YATIRMAKTAN ZOR KURTULDUK.
NOEL ANNELER DEĞİLİZ SONUÇTA!”

 

Tabi biz sadece sorunlarla uğraşmadık. Aslında baya bir eğlendik. Mesela şehir merkezine çıktığımızda bir sürü yer gezdik ve baya bir alışveriş yaptık. Aslında bir yere gideceğiniz zaman gitmeden önce alış veriş yapmak istediğiniz yerlere bir haritadan bakın böylelikle bizim gibi mağaza ararken şehrin içinde kaybolmazsınız. İrlanda’nın kendi hediyelik dükkanı markası var. “Carrolls” denen bu dükkanlar zincirinde hediyelik ne ararsanız var. Bazen tanıdığımız herkese hediye alma isteği uyandırsa da bütün paramızı oraya yatırmaktan zor kurtulduk. Noel anneler değiliz sonuçta! Bu nokta da bizden size bir tavsiye daha: Eğer öğrenci olarak gittiyseniz ve kısıtlı bir bütçeniz varsa biraz bencil olun. Hediye vermek çok güzel bir şey ama yıllar sonra elinizde hatıra olarak saklayacağınız bir eşyanızın kalması önemli. Bu yüzden ” Disney store, Hard Rock Cafe,  Vans, Dance World, Urban Outfitters, Levis, Şekerci Dükkanı” bizim için mutlaka gitmemiz gerekenler listesindeydi. Yeni keşfimiz olan “Penny’s” başka ülkelerde de “Primark” diye geçiyor. Ülkede zaten çok ünlü. Mağaza da ne ararsanız var. Makyaj malzemesinden tutun da ayakkabıya kadar her şey var. Mağazadaki ürünler hem ucuz, hem de kaliteli. Bizi en çok şaşırtan ise bazı kıyafetlerin arkasında “Made in Turkey” yazmasıydı.   

 

“  BİZ İLK GÖRDÜĞÜMÜZDE
‘TÜRKİYE’DE OLSA BUNU
KESİN ÇALARLAR’ DEMİŞTİK”

 Gezilecek yerlerden bahsetmek gerekirse; kalabalık şehirlerle kıyaslarsak küçük bir şehir merkezi var ve bol bol yeşil alana ve bu nedenle parklara sahipler. Bu parklarda bizim ülkemizdeki gibi oyun alanları yok. Çim alan, bisiklete binilecek, yürüyüş yapılacak, piknik yapılacak yerlere sahip. Bizim pek ilgimizi çekmese de doğayı çok seven insanlar için gayet ilginç yerler var. Tarih açısından çok zengin bir ülke değil ama olayları irdelediğiniz zaman ilginç sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. Yine bizden size bir tavsiye: Gezeceğiniz yerlere ön yargıyla gitmeyin, olabildiğince objektif yaklaşın ve eğer yanınızda size bilgi verecek biri varsa sonuna kadar sorgulayın. Zira ilginç sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. Mesela bizim buluşma noktamız bankanın bahçesinde duran bir bakır topun önünüydü ve ilk gittiğimizde bize anlatılanlara göre İrlanda Avrupa Birliğine kabul edildiğinde ve para birimini değiştirdiğinde halk bütün madeni paralarını bankaya getirmiş ve bankada madeni paraları dönüştüremedikleri için paraları eritip bu topu yapmışlar. Bu devasa topa da “Money tree(Para ağacı)” demişler. Biz ilk gördüğümüzde ‘Türkiye’de olsa bunu kesin çalarlar’ demiştik ve bunun baya bir şakası olmuştu.

 

 

“ONLAR ÇEKİRDEKLERİ DİŞLERİYLE
AÇMAYA ÇALIŞIP, İÇİNİ YEMEĞE
ÇALIŞIRKEN BİZ OTOMATİĞE
BAĞLAMIŞ, DEVAMLI YİYORDUK.”

Böyle organizasyonların bir iyi noktası da, edindiğiniz arkadaşlar. Bu sınırlı sürede edindiğiniz yeni arkadaşlar size ortama alışma konusunda baya yardımcı oluyor. Arkadaşlarınızın ülkesi ve dili hakkında belki de çok şaşıracağınız yeni bilgiler edinmiş oluyorsunuz. Bu noktada tekrar bir tavsiye vermek için biraz ara veriyoruz: Milletler hakkında ön yargılı olmayın belki hiç anlaşamayacağını düşündüğün bir milletten çok yakın bir arkadaşınız olabilir. Biz yakın arkadaş grubumuzla her hafta geç yatabileceğimiz bir gün seçip koridorumuzun sonunda olan mutfakta buluşup, bazen sadece konuşuyorduk, bazen abur cubur yiyorduk, bazen film izliyorduk, bazense yeni aldığımız yüz maskelerini deniyorduk. Hatta bir seferinde bizim getirdiğimiz ay çekirdeklerini yemeyi öğretmeye kalkmıştık. Onlar çekirdekleri dişleriyle açmaya çalışıp, içini yemeğe çalışırken biz otomatiğe bağlamış, devamlı yiyorduk. Bizim bu kadar hızlı yiyebilmemiz oradakilere hem çok ilginç hem de imkansız gibi gelmişti. Bir nevi pijama partisi gibi bir şey yapıyorduk. Sınıfta da bazen sadece kendi ülkelerimizde yaptığımız onlara ilginç gelebilecek bir alışkanlıklarımızı anlatıyorduk. Mesela sınıftaki arkadaşlarımız sayesinde İtalyanca 1’den 10’a kadar sayabiliyoruz. Biz de onlara Türkçe saymayı öğrettik. Arkadaşlarla eğlendiğimiz bir etkinlik de disko. Okulda her Cuma gidenler için düzenlenen veda diskosu. Bir hafta İspanyollar çoğunluktaydı ve biz ilk defa şu anda baya popüler olan ama İspanyolca olduğu için kimsenin söyleyemediği “Despacito” şarkısını salonun %80’nin söyleyebildiği bir ortamda ilk defa bulunduğumuz için afallamıştık. Salonun yarısından fazlası şarkının bütün sözlerini söyleyebilirken bizim sadece şarkının ismini söyleyebildiğimiz için birazcık bozulmuştuk. Ama her seferinde çok mutlu başlayıp arkadaşlarımız gidiyor diye her seferinde çok üzülmüştük.

 

“ONLARA VEDA ETTİKTEN SONRA
İKİMİZ DE OTOBÜSTE YOLCULUĞUN
SONUNA KADAR DURUP DURUP AĞLADIK.”

Yine böyle organizasyonlarda sizi en çok üzen orada edindiğiniz yakın arkadaşlarınızdan ayrılmak. Bizim 3. haftamızda çok yakın arkadaş olduğumuz bir grup gidecekti ve biz bunun için çok üzgündük. O akşam bizim mutfağımıza geldiler. O akşam saat dörde kadar konuştuk lokum, pişmaniye, nutella yedik. Aklınızda bulunsun böyle ortamlara giderken herkesin sevebileceği hem Türkiye’ye özgü şeyler hem de dünyaca yenen yiyecekler götürün. Daha çabuk arkadaş edinmenize, var olan arkadaşlarınızı pekiştirmenize yardımcı oluyor. Daha sonra mutfakta uyumaya karar verdik. Maalesef biz rahat edemediğimiz için odalarımıza gitmek zorunda kaldık ve saat beşte yani Arthuro’nun  gitme saatinde uyandırmaları için uyardık. 10dk erken uyanmışız, o yüzden 10dk sonra geleceğimizi söyledik ama maalesef uyanamamışız. Uyandığımızda kahvaltı bitmişti ve bizim gezi otobüsünün kalkmasına çok az kalmıştı. Geziye gitmeden önce de hem Marinele hem de Albertoyla vedalaşmamız gerekiyordu çünkü biz geziye gittikten sonra onlar okuldan ayrılacaklardı. İkisi de uyuyormuş. Ama sonuçta belki de hiç görüşemeyeceğiz o yüzden vedalaşmak için ikisini de uyandırdık. Marina ve bizim bir haftamız daha vardı ama Marine, Alberto ve Arthuro gittiği için çok üzülüyorduk. Onlara veda ettikten sonra ikimiz de otobüste yolculuğun sonuna kadar durup durup ağladık. Yabancı arkadaşlarımızla çok iyi vakit geçirmiştik ama yurdumuzun insanları Türk arkadaşlarımız da vardı. Bir tanesi bizden bir hafta önce gelmişti ve bizim 3. haftamızda gitmişti. Diğer arkadaşımız ise bizim son haftamızda gelmişti ve bizden sonra 3 haftası daha vardı. Erdal bize okula adapte olmamızda çok yardımcı olmuştu, biz de Zeynep’ e okula alışmasında yardımcı olmaya çalıştık.

 

DUBLIN’DEN MACERALAR

4 haftamızın geçtiği Dublin’de olan maceralarımızdan bahsetmek istiyoruz.

Ilgın UÇUM
“İLGİ KARTINI YİNE UNUTMUŞTU.
BÖYLELİKLE İLGİ’NİN DERSİNİ HİÇBİR
ZAMAN ALAMAYACAĞINI DA
ÖĞRENMİŞ OLDUK.”

8 Temmuz 2017

Saat Türkiye’ye göre 00:00. Ben de doğum günümü kutlayanlara teşekkür etmek için koridorun başına oturuyordum. Bana doğru muhteşem pijamalarıyla gelen İlgi, elinde vanilyalı yoğurtla bana doğum günü şarkısını söylüyor. Yoğurdun içinde de mum yerine kaşık. İlgi kendi yöntemleriyle doğum günümü kutladıktan sonra içeride sıkıldığımı ve dışarı çıkmak istediğimi söyledim. Yoğun uğraşlar sonucunda İlgi’yi ikna edebildim. Hemen videoya aldım ve benim için kıyafetlerini değiştirmeyi kabul etti, kamerayı ona çevirdiğimde ağzı açık bana bakan bir İlgi. Hemen ne olduğunu anlamıştım. İlgi oda kartını yine odasında unutmuştu. Birkaç dakika birbirimize bakıp güldükten sonra oda kartını almak için dışarı çıktık. Görevliden odasının kapısını açmasını istedik. Görevli kapıyı açacağını ama önce İlgi’nin 20 tane şınav çekmesi ve dersini almasını istedi. Görevli kapıyı açtı ve İlgi üzerini değiştirdi kapıyı çekti ve bana baktı. Evet, İlgi kartını yine unutmuştu. Böylelikle İlgi’nin dersini hiçbir zaman alamayacağını da öğrenmiş olduk. Bu sefer başka bir görevliye gittik ve kapıyı açmasını istedik. Görevli kapıyı açacağını ama bir daha olursa 20 şınav çekmesi gerektiğini söyledi. İlgi’yle bakıştık ve gülüştük. Sonunda dışarı çıktık. Fakat sadece 5 dakika durabildik çünkü İlgi’nin kartı için çok zaman kaybetmiştik.

 

“İLGİ EN AZ 8 DEFA KARTINI
ODASINDA UNUTTU VE BİZ
BÜTÜN GÖREVLİLERE EN AZ
1 DEFA SORDUK.”

Tarihini hatırlayamadığım başka bir gün;

İrlanda saatiyle saat 23:30. Resmi olarak ışıkların kapanma saati. Ama biz İlgi ile benim odamda dizi izliyorduk. Dizi bitince İlgi eşyalarını aldı ve odasına gitti. Fakat birkaç saniye sonra geri döndü ve oda kartını benim odamda unuttuğunu söyledi ama kartı benim odamda değildi. O saatte görevliler çalışmıyordu. Bu yüzden de İlgi odasına gidemiyordu. Biz de birlikte yatmaya karar verdik. Yatak küçük olduğu için sandalyeleri de yatağa yasladık. Ben duvar kenarında yattım, İlgi ise dış kenarda yattı ve ayaklarını sandalyelere uzattı. Maalesef İlgi’nin ayakları o uyurken benim üstüme çıkıyordu. Her seferinde duvarla bütünleşmeme ramak kala uyanıp onu uyandırıyordum. Sabah olduğunda yorgan yetmezliğinden hasta olmuştum. Yemekhaneye gitmemiz gerekiyordu. Çünkü bütün görevli liderler yemek yiyorlardı. İlgi mickeyli pijamaları, kar taneli çorapları ve parmak arası terlikleriyle kantine gitmesi gerekiyordu. Görevliler İlgiyi gördüklerinde ağızları açık kaldı, daha sonra toparlanıp “Oda kartını unuttun değil mi?” dediler. Bunlar sadece 2 anı İlgi en az 8 defa kartını odasında unuttu ve biz bütün görevlilere en az 1 defa sorduk.

 

İlgi DURAN
“KORİDORUMUZDAKİ DİĞER
ARKADAŞLARIMIZIN ODALARININ
KAPISINI DA YAĞLADIM VE KALAN
HAFTALARDA DAHA RAHAT ETTİK”

Biz ilk geldiğimiz zaman odamın kapısı aşırı sesli bir şekilde gıcırdıyordu ve ikimiz de artık dayanamayacak hale gelmiştik, her kapıyı açtığımızda ve kapattığımızda çok rahatsız edici bir şekilde ses çıkartıyordu. O kadar sesliydi ki; Ilgın odasına geldiğimi anlıyordu. Bir gün ailemle konuşurken  aklıma bir şey gelmişti, ben yanımda bebek yağı getirmiştim ve onu sürersem belki işe yarardı ve öyle de oldu. Hatta koridorumuzdaki diğer arkadaşlarımızın odalarının kapısını da yağladım ve kalan haftalarda daha rahat ettik. Bazen bazı sorunlar sıra dışı çözümler gerektirebiliyor yani gözleri dört açmak lazım.

 

“ADAM İÇERİYE BİRKAÇ ADIM
ATTI AMA BEN GÖRÜNMEMEK İÇİN
RESMEN DUVARA YAPIŞMIŞTIM.”

Bizim bir de iki defa görevli liderlere yakalanışımız var.

Yine Ilgın’ın odasında bir şeyler izlerken kapı çok sesli bir şekilde çalındı. Ilgın kapıyı açtı, ben de duvarın arkasına saklandım. Gelen görevli yüksek sesle Ilgın’a ne yaptığını sordu. Ilgın yatmaya hazırlandığını söyledi. Adam yanında birinin olup olmadığını sordu. Ilgın olmadığını İpad’den ailesiyle konuştuğunu söyledi. Adam içeriye birkaç adım attı ama ben görünmemek için resmen duvara yapışmıştım. Adam gittikten sonra 15dk kadar çıksam mı çıkmasam mı diye kapının önünde bekledik. Gerçekten ikimiz de çok korkmuştuk. Bize kızan adam da diskoda muzlu panço giyip diskooo diye bağıran bir liderdi. Başka bir zaman öğleden sonra  aktivitemizi öğrenmek için bilgi panosuna baktık ve grup liderlerimizden Tony bizi gördü ve “Geliyor muyuz?” diye sordu. Ilgın da “Herhalde gelmeyiz” dedi. Tony de gelmemiz gerektiğini kontrol edeceğini söyledi ama biz çok ciddiye almadık. Odada öyle oturuyorduk, birden koridorun kapısından ses geldi, Ilgın direk dedi ki; “Tony geldi”, tabi bizim gözler büyüdü, hemen banyoya saklandık. Tony oturduğumuz odanın kapısını çaldı, kartla içeri girdi ve bize seslendi. Biz tuvaletin içinde karanlıkta bekliyoruz. Tony çıktı ama biz hala korkudan titriyorduk. 10dk kadar bekledik sonra hemen bahçeye çıktık ve yürümeye başladık. Tony bize odamıza kadar çıktığını söyledi biz “Aaa öle mi?” falan dedik, o kadar korktuk.

 

VE EVE DÖNÜŞ ZAMANI
“MADENİ PARA ÇEVRİLEMEDİĞİ İÇİN
GÖRDÜĞÜMÜZ HER OTOMATTA
MADENİ PARALARIMIZI
HARCAMAYA ÇALIŞIYORDUK.”

Son hafta özellikle son gün hem ayrılacağımız için üzgündük hem de döneceğimiz için mutlu. Ülkemize,  ailemize ve yemeklere dönecektik ama alıştığımız ortam, arkadaşlarımız hepsinden de ayrılacaktık. Böyle zamanlarda bizce hatırlamak için yeterince fotoğraf biriktirmek yani çevrenin ve arkadaşlarınızla yeterince fotoğrafınız olduğuna emin olun, böylelikle hatıralarınıza erişiminiz kolaylaşır. Arkadaşlarınızın iletişim bilgilerini alın, böylelikle arkadaşlıklarınızı devam ettirebilirsiniz. Okuldan ayrılmamız aslında biraz uzun sürdü çünkü o gün Dublin’de iki tane maç varmış, o yüzden trafik vardı. Hava alanına ulaştığımızda biraz geç kalmıştık. Bizi gören bir daha bakıyordu çünkü bavulları kendinden büyük iki kız birinin elinde Disney Store’dan alınmış pelüş, her birinde iki tane sırt çantası. Peki, bizim niye bu kadar çok eşyamız vardı? İkimizin de bavulları biraz ağır olduğu için el bagajını da doldurduk. Fakat gördük ki; pek fayda etmemiş çünkü bizim bavullarımızın kilosundan biri 20kg biri 24.5 kg idi. Birimizin elinde pelüş zaten kim görse ilk ona bakıyor daha sonra bizimle ilgileniyordu. Belki de memurları yumuşatacak bir şey bulmuştuk. Beklememiz gereken kapıya geldiğimizde otomatları gördük, madeni para çevrilemediği için gördüğümüz her otomatta madeni paralarımızı harcamaya çalışıyorduk. Bu nokta da bizden size bir tavsiye; gittiğiniz yerde çok fazla bütün para kullanmamaya ücreti ne kadarsa tam vermeye çalışın, böylelikle bizim gibi otomat aramanız gerekmez. Türkiye’ye döndüğümüz için haliyle çok fazla Türk vardı. Bizim de birkaç tanesiyle konuşma fırsatımız oldu ve ülkemizi çok özlediğimizi fark ettik. Uçak havalandı ve yemekler geldi. Neredeyse 1 aydır Türk yemeği yememiştik. Uçağımız indi ve pasaport kontrolünden geçtik. Artık resmen Türkiye sınırları içerisindeydik. Böylelikle de İrlanda maceramız bitmiş oldu. Ailelerimize kavuştuk ve öbürsü gün bir restorana gidip yemek yiyeceğimize dair kendimize söz verdik.

 

 

         

  

4576 defa okundu.

DİĞER HABERLER

BEN DE YOK DEMEMELİ, İNSAN KENDİNİ KONTROL ETMELİ.

BEN DE YOK DEMEMELİ, İNSAN KENDİNİ KONTROL ETMELİ.

Yakalandığı meme kanseri hayatının geri kalanına yön verdi

ENEZ’DE (AİNOS) ÜÇ GÜN

ENEZ’DE (AİNOS) ÜÇ GÜN

Gülerek; “Yine kayboldun” tatlı sitemini yapan dostlara; “Üç günlüğüne Enez’e kaçtım” yanıtını verdiğimde, bir bölümünün; “Enez nerede” sorusuyla karşılaştım.

Kasım’da AŞK BAŞKADIR

Kasım’da AŞK BAŞKADIR

Kasım ayından hepinize kucak dolusu sevgiler. Kasım ayı yemyeşil ağaçların yapraklarını sararttığı, sonbaharın iyice hissedildiği bir ay olması sebebiyle insanda hüznü çağrıştırır. Ben ve kızımda ise bu hüznün sebebi bir tık daha fazladır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, bir kasım sabahı aramızdan ayıran bu ay yaklaştıkça, onu anmak için her sene bir etkinlik yaparız

TURK CHOPPER “BAŞKAN”

TURK CHOPPER “BAŞKAN”

Geçtiğimiz sayılarda Ender Garage ile yaptığımız röportajda Selahattin Ender ile keyifli bir çekim gerçekleştirdik. Her ay farklı konular ve konuklar ile yaptığım çekimlerde farklı hikayelere şahit oluyorum

Benim Güzel Ailem “GÖKMEN AİLESİ”

Benim Güzel Ailem “GÖKMEN AİLESİ”

Bu ay Özel Mira Anaokulu Miracle Kids’in kurucuları Eyüp Gökmen ve Lena Tuğper Gökmen’in evine konuk olduk. Bir kere özellikle şunu söylemek isterim, kahkahaların bir röportajı nasıl sabote ettiğini bu röportajda tanık oldum. i

Uzman Konuşma Terapisti YASEMİN TEKİN uyarıyor! ANNE VE BABALAR MUTLAKA OKUMALI!

Uzman Konuşma Terapisti YASEMİN TEKİN uyarıyor! ANNE VE BABALAR MUTLAKA OKUMALI!

Fizomer Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi, Uzman Konuşma Terapisti Yasemin Tekin, İki yaş itibariyle konuşmayan çocuk derhal bir konuşma terapistine götürülmeli çünkü gecikme ileri de hem konuşma güçlüğüne hem de biliçsel geriliğe neden olabilir" dedi.

ANKET

KÖŞE YAZARLARI