23 Ocak 2018 Salı 18:53
  • 3.7999 TL
  • 4.6522 TL
KOCAELİ

LEGOLAND'TE HER ŞEY ÇOK GÜZEL, HER ŞEY ÇOK MÜKEMMEL

Bigman Çakman
  • 0
  • 1570

Yeni yılın ilk ayından hepinize kocaman bir MERHABA…

Havaların buz gibi olduğu şu günlerde, minik fındığımla üşümeden nasıl eğlenebiliriz diye düşünürken aklımıza süper bir fikir geldi. 

Eğlencesiyle içimizi ısıtacak “LEGOLAND” e gitmeye karar verdik.

Açıldığı günden bu güne bir türlü gitme fırsatı bulamadığımız bu harika eğlence merkezinde ebeveynlere söyleyebileceğim tek şey ; “ Dikkat edin, bir şeyler inşa etmekten ve Lego oynamaktan hoşlanıyorsanız çocuğunuzdan daha fazla

eğlenebilirsiniz”

 

LEGOLAND İÇİN YOLA ÇIKILSIN

 

LEGOLAND, İstanbul Bayrampaşa’da bulunan Forum İstanbul Alışveriş Merkezi’nin içinde yer alıyor.

İzmit’ten trafik durumuna bağlı olmakla birlikte ortalama 1,5 - 2 saat içinde ulaşabiliyorsunuz.
İşimiz gereği çok sık İstanbul’a gidiyor olmamız sebebiyle bu yolculuk bize kısa geliyor olsa da, çocuklar için biraz uzun olabiliyor.
Bu yüzden yol boyunca yanında eğlenebilecekleri bir oyuncak almanız, çocuğunuzun daha az sıkılmasını sağlayabilir. Bu yolculuğun dönüşünde Ecrin’in yanında iki adet yol arkadaşı oldu.

Yazının ilerleyen bölümlerinde yeni yol arkadaşımızı nasıl edindiğimizi size anlatacağım.

 

HEYECAN DORUKTA LEGOLAND’E GİRİYORUZ

 

Trafik umduğumuzdan daha açık olduğu için 1,5 saatte LEGOLAND’ e ulaşıyoruz.
Daha arabamızı otoparka park etmemizle, Ecrin’in bizi heyecanla çekiştirmesi bir oluyor.
Her gitmeyi planladığımız yeri öncesinde internetten araştırdığımız için, Ecrin daha içeri girmeden neler yapacağımızı sıraya koymuş bile.
Bıcır bıcır bana neler yapmak istediğini anlatıyor ve sonunda bir istek geliyor. “ Anne, çıkışında ki satış mağazasından artık kızına bir Lego alırsın diye düşünüyorum?”.

 

BİLETLERİMİZİ ALALIM

Ecrin ile oyuncak pazarlığımız sürerken LEGOLAND’in giriş bankolarına ulaşıyoruz.

Güler yüzlü bir abla

Ecrin’i karşılıyor.

Giriş biletlerimizi alıyoruz.
Ecrin bugüne kadar gittiği her yerin biletlerini sakladığı için, biletlere koleksiyonuna eklenecek yeni parçalarmış gibi bakıyor. Babası biletleri cebine koyacakken, Ecrin’den bir ikaz geliyor “ Babacım onlar cebinde kırışmasın olur mu?”.
Babamız hemen biletleri özenli bir şekilde ceplerine yerleştiriyor.

 

HATIRA FOTOĞRAF ÇEKİLELİM

Girişin hemen ardından bir görevli bizi karşılıyor.

Bu kısımda giren tüm çocukların resimleri çekiliyor.

Çekilen resimler burada değişik Lego efektleriyle düzenleniyor.
Miniland gezisi öncesinde çekilen bu resimleri stanttan satın alabiliyorsunuz. Resimlerinizle küçük magnetler de hazırlanabiliyor.
Eğer sizde bizim gibi buzdolabınıza magnet asmayı seven bir aile iseniz bu ürünleri severek satın alabilirsiniz. Pozlarımızı verip, başlıyoruz asıl maceraya…

 

LEGOLAND FABRİKA GEZİSİ

Resimlerimizi çekildikten sonra, LEGOLAND Fabrika Gezisi için bir odaya giriyoruz.

Tüm etkinliklere

girmeden önce bu odada Lego’ların nasıl üretildiğini öğreniyoruz.
Odanın 4 tarafında bulunan büyük ekranların her birinin önünde, çocukların bu film esnasında kendi mini figürlerinin seçimlerini yapabileceği konsollar bulunuyor.

Bir nevi kokpiti andıran bu odaya girer girmez Ecrin’in heyecanı iki kat artıyor.
Fabrika gezisini izlerken, yönergeler dâhilinde ekranda bulunması gereken kayıp Lego parçalarını gördüklerin de sesli olarak “LEGO” diye bağırmaları isteniyor.
Karanlık olan bu odada “LEGO” diye bağırdıklarında ekranda parçanın öne çıkması eğlenceyi zirveye çıkarıyor.

Sonra çocuklardan kendi Lego figürlerini yapmaları isteniyor.
Önlerinde bulunan konsollarda kendi seçimlerine göre; Legoların baş, gövde ve ayak kısımlarını oluşturuyorlar.

Artık tam bir Lego ustası olunca karanlık odada LEGOLAND’e giren kapı otomatik olarak açılıyor.
Ecrin programın bitmesiyle, kapının açılmasını görünce sevinçten çıldırıyor.

”Anne, nasıl yapmışlaaaarrrrr gördün müüüüü?”

 

HADİ TRENLE GEZİP, DÜŞMANLARI VURALIM

Kapıların açılması ile bizi güler yüzle karşılayan görevli personel minik bir tren vagonuna binmemizi

istiyor.

Vagona bindikten sonra bize, önümüzde bulunan lazer tabancaların nasıl kullanabileceğimizi

gösteriyor.
Yolculuk boyunca karşımıza çıkacak olan düşmanları vurmamızı istiyorlar. Karanlık bir girişi bulunan bu tünele girerken acaba “Ecrin korkar mı?” diye düşünmedim değil.

Lunaparklarda ki korku tünellerini andıran trene girerken Ecrin’in elini tutuyorum ve korkmamasını söylüyorum.
Ama bu tren yolculuğu hiç umduğumuz gibi olmuyor. Düşmanlar karşımıza interaktif ekranlarda çıkıyor.

Bize ne yapmamız gerektiğine dair yönergeleri , “Bir Lego Sesi” sözlü olarak söylüyor.

Ecrin’e bir bakıyorum ki korkudan eser yok.

Başlıyor tabancasıyla taş atan düşmanları vurmaya.
Ama bir türlü nedense biz daha Ecrinle vuramadan düşmanlar yok olmaya başlıyor.

Bu durumun bir sistem hatası olduğunu düşünüp sinirlenirken, vagonumuzun arka kısmının biraz fazla sallandığını fark ediyorum.

Bindiğimiz tren vagonunun ön bankında Ecrin ile ben, arka bankında ise babamız oturuyor.

O tek başına oturduğu için önünde 2 tabanca kalıyor.

Eğlenceye kendini fazla kaptıran babamız tüm düşmanları elinde ki iki tabancasıyla birlikte vuruyor.
Sinirli sinirli dönmüş olan biz, onun suratında ki utanmış ifadeyi görünce patlatıyoruz kahkahayı…

 

EYFEL MİNİKLERİN AYAĞINA GELDİ…
SIRADA MINILAND

Trenden indikten sonra, MINILAND’e geçiyoruz.

MINILAND’TE Lego parçaları ile Türkiye’nin ve

Dünya’nın en ünlü yerlerinin birer örnek çalışması yapılmış.
Her bir yapının tek tek Lego parçaları ile yapılmış olmasına hayran kalıyoruz.

Birinci bölümde Kız Kulesi, Dolmabahçe Sarayı, Galata Köprüsü, Galata Kulesi, Haydarpaşa Tren Garı ve Taksim Meydanı Anıtı bulunuyor.
Her biri aslının bire bir kopyası.

Standın alt tarafından çocukların eğilerek geçebileceği minik bir tünel yapılmış. Bu tünel sayesinde; stantların orta kısmında kenardan bakıldığında görülemeyecek nesneler için oluşturulan gözetleme fanusuna geçilebiliyor.

Çocukların her biri bu tünelden geçmek için can atıyor.
Benim fıstıkta onlardan biri. Gözetleme fanusunda İstanbul manzarasını seyreden Ecrin’in gözü karşı standa takılıyor. Hemen tünelden geçip geliyor yanımıza. Burası da yine içinde İstanbul’un tüm güzelliklerini barındırıyor.
Oluşturulan minyatür deniz üstünde Legolardan yapılan vapur ve küçük motorlar yüzüyor.

Ayasofya Müzesi, Topkapı Sarayı, Boğaziçi Köprüsü, Kapalı Çarşı ve boğaz yalıları karşımızda tüm güzellikleriyle duruyor. Tam bu stanttan ayrılıp yürümeye başlamışken Ecrin bana sesleniyor.

“Anneeeee!İnanamıyorum Yerebatan Sarnıcını, resmen standın altına yapmışlar. Bakar mısın şunaaaaa?!”.

 

İNCE AYRINTILAR , KÜÇÜK SÜRPRİZLER ZAMANI...

Biz büyükler her geçen gün gözümüzün önündeki incelikleri görme yetimizi sanırım kaybediyoruz.

Minik Ecrin’im bana Yerebatan Sarnıcı’nı göstermese büyük ihtimalle onun önünden yürür geçer ve

bu harika düşünülmüş planlamayı görememiş olurdum.
Bizim gibi bu durumu fark etmemiş ziyaretçiler, benim Ecrin’e “Aferin benim dikkatli kuzuma!” nidalarıma kayıtsız kalamayıp yanaşıyorlar tekrardan standın önüne. Ecrin ise burayı keşfetmenin verdiği hevesle başlıyor yeni gizli bölümler aramaya.
Miniland’in ilerleyen bölümlerinde Dünya üzerinde iz bırakmış tarihi eserlere geçiyoruz. Bu kısımda stantların önünde minik ayaklı ekranlar ve butonlar görüyoruz.

Mısır Piramidi’ne yaklaştığımızda ekranda bu örneğin kaç Lego ile inşa edilmiş olabileceğini soruyor ?
Tahmini cevabımızı seçtiğimizde doğru çıkıyor ve Mısır Piramidinin üst kısmından ufak bir bölüm hareket edip öne geliyor.

İçinde ise küçük bir inşaatçı lego adam duruyor.

Bu yeni sürprizleri görünce heyecanımız daha da artıyor.
Roma’nın meşhur tarihi eseri olan Kolezyum’un önüne geliyoruz neresine bakarsak bakalım hiç bir sürpriz bulamıyoruz.

Tam standın önünden ayrılacakken benim minik fındıktan yine bir çığlık yükseliyor.
“Anneee! eğilmemiz lazım Kolezyum’un sahnesinde ayna ile alttan yansıtılan bir lego filmi oynuyor!”.

Eğilip bu mini filmi izledikten sonra, bu harika düşünceyi bulan kişiye hayranlık duyamadan edemiyorum.

Miniland turumuzun sonuna gelip, kendimizi hangi taraftan başlayacağımızı bilemediğimiz bir alanda buluyoruz.

 

MERLİN’İN ÇIRAĞI

Alanın sol tarafında bulunan Merlin’in Çırağı denilen, lunaparklarda da sıklıkla değişik türevlerini

Gördüğümüz dönen cadı şapkalarına biniyoruz.
Kabinlere yerleştikten görevli personel ablası Ecrin’e dönüp; pedalları gösteriyor.

Pedalları çevirdiğimizde yükseleceğimizi, çevirmeyi bıraktığımızda ise alçalacağımızı söylüyor.

Bir başka şapkaya binmiş olan babamıza rekabetin başladığını gösteren bakışlarımızı attıktan sonra, başlıyoruz pedalları çevirmeye…
Daha yükseğe çıkacağız diye öyle hızlı çevirmişiz ki pedalları, en tepeye vardığımızda bir bizim şapka havada…

Bu sefer başlıyoruz pedalları çevirip bir yükselmeye , bir alçalmaya.

Burada bir not düşmeliyim ki uzun zamandır, kendimi çocuk gibi hissettiğim ve bu kadar eğlendiğim hiç bir an olmamıştı..

 

İNŞA ET VE TEST ET...

Merlin’in Çırağı’nda bol bol eğlendikten sonra hemen yanında bulunan İNŞA ET VE TEST ET” alanına

geçiyoruz. Burada her bir çocuğun lego parçalarından kendi hayallerindeki arabaları yapması

isteniyor.
Yaptıkları arabaları ise bulunan yarış parkurlarında yarıştırmaları fırsatı veriliyor. Ecrin başlıyor arabasını tasarlamak için gereken parçaları bulmaya.

Ben ise kızıma istediği parçaları bulmak

için oturmuşken kendimi kendi arabamı tasarlarken buluyorum.
Kafamı kaldırıp gözlerim eşimi ararken , o çoktan kendi arabasını yapmış yarıştırmaya rampanın başına gitmiş bile.

Ecrin ile göz göz gelince “Annecim bana bulduğun parçalar için çok teşekkür ederim, arabanda çok güzel duruyorlar” demez mi!
Ben ise başlıyorum kendimi savunmaya “Baksana baban yarıştırmaya bile başlamış, ben daha yeni bitirdim !”

 

UZAY GÖREVİ

Arabalarımızı kıyasıya yarıştırıp, rampaların tozunu attırdıktan sonra görevimiz ciddileşiyor.

“UZAY GÖREVİ alanına giriyoruz.

Bu bölüme Ecrin bayılıyor.
Çünkü uzay ile ilgili her şey onun için inanılmaz ilgi çekici.

Mekik kokpitine geçiyoruz, her bir şeyin legolarla yapıldığına inanmak maalesef çok güç.

Kesin bunda başka parçalar kullanmışlardır diye bakınırken olmadığını anlıyoruz. O sırada bir geri sayım duyuyoruz sesin geldiği yere kafamızı çevirince gerçek bir geri sayım ekranı görüyoruz.

Ekrandaki sayıları izlemeye başlıyoruz.. 5-4-3-2-1 veeee… Lego parçalarından hazırlanmış uzay

mekiği düzenek ile yukarıya kalkıyor. Projeksiyon ile duvarda uzay görüntüleri beliriyor.

Ecrin bu

gösteriye hayran kalıyor.
Yerini alan uzay mekiğinin bir daha ne zaman havaya kalkacağını görmek için geçiyor geri sayım ekranının karşısına, ama önünde 5 dakikası var.

İkinci kez bu gösteriyi izledikten sonra Mars yüzeyinde kendi uzay aracımızı legolardan tasarlamaya başlıyoruz.

Uzay aracını tasarlamış olan Ecrin ondan ayrılmak istemiyor.

Onu maalesef burada bırakması gerektiğini söyleyince onu standın en üstüne sanki standın parçasıymış gibi koyuyor.

Ve bir dilek diliyor. “Anne, umarım bir sonraki gelişimizde onu bozulmamış halde burada bulabilirim.”

 

4D LEGO FİLMİ SEYRETMEDEN OLUR MU?

Uzay mekiğimizle vedalaştıktan sonra “SİNEMA VAKTİİİ diye anons yapan görevli personellere

doğru ilerliyoruz.

Salonun girişini bize gösterip, üç boyutlu gözlüklerimizi teslim ediyorlar.
Koltuk seçme işini Ecrin’e bırakıyoruz. Bir önceki seanstan kalan ıslaklıklar başımıza geleceklerin belirtisi olarak gözümüzün önünde duruyor.
 Eşimle birbirimize umarım en çok kar yağan yere oturmak zorunda kalmayız bakışları atarken, Ecrin sesleniyor.

“Annecim burası olsun!” .

Neden hiç şaşırmadım diyerek , kar makinelerinin hemen altındaki koltuklara yerleşiyoruz.. Başlıyoruz filmimizi izlemeye..
Sinemadan çıkarken dilime Lego Filmi’nin o meşhur şarkısı takılmış durumda.

“HER ŞEY ÇOK GÜZELLLL, HER ŞEY ÇOK MÜKEMMELLLL”

 

BİTTİ Mİ SANDIM Kİ? YOK CANIM NE ALAKA!

Sinemadan çıktıktan sonra fark ediyorum ki alanda bulunan tüm etkinliklere girmişiz.

Yorgunluğum

ayaklarımın karıncalanma hissiyle kendini gösterirken, içimde çıkıyor oluşumuza karşı bir sevinç yok

diyemem :)
Fındığım yine bana sesleniyor “Anne yürüyen merdivenlerle yukarı çıkılıyor.”

İç sesimle vücuduma sesleniyorum; “Hadi bakalım Burcu, tüm enerjini toparlamalısın!”.

Yürüyen merdivenlerden yukarı çıktığımızda bizi kafe alanı, Olivia’nın evi ve İç mekan oyun parkuru karşılıyor.
Ecrin ilk tercihini oyun parkurundan yana kullanıyor. Oyun parkında atlaya zıplaya geçirdiği yarım saatten sonra, kahve eşliğinde biraz oturabilme fırsatı bulmuş anne ve babasının yanına geliyor. Yorulduğumuzu düşünüp isterseniz; “Olivia’nın Evi’ne girmeyebiliriz annecim.” diyor.

Ama bu sefer onu ben yanıltıyorum.

Çünkü o oyun parkurunda, babamız ise bize kahve alırken, ufak bir kaçamak yapıp Olivia’nın Evi’ne

girip önden bilgi toplamıştım.

Giremeyeceğini düşünen Ecrin’e “Benimle şarkı söylemeye var mısın?”

diyorum.
Hem son etkinlik alanına gireceği için, hem de annesinin önden araştırmasına pek memnun olmuş halde giriyoruz “Olivia’nın Evi’ne”

 

OLIVIA’NIN EVİ...

Burası LEGOLAND’te sanki kızlar için düşünülmüş bir yer. Lego parçaları ile yemekler yapabilecekleri

bir mutfak alanı ve minik fıstıkların güzel sesleriyle şarkılar söyleyebileceği bir karaoke alanı

bulunuyor.
Mutfak kısmı Ecrin’in pek ilgisini çekmiyor ve karaoke alanına doğru yöneliyor. Karaoke alanındaki minik mor koltuklara babasıyla beraber yerleşip, ön sıradan minik starımızın şarkısını dinlemeye kendimizi hazırlıyoruz. Ekrandan Frozen filminin ünlü şarkısı “Let It Go” şarkısını seçiyor ve

söylemeye başlıyor. Şarkısını bitirirken babası ve ben onu ayakta alkışlıyoruz. Suratında ki mahcup

gülümsemesine dayanamayıp, bir de ona kocaman sarılıp , öpüyoruz..

 

BUGÜNÜ TAÇLANDIRALIM...

Harika bir gün geçirmiş olmanın verdiği keyifle çıkış alanına doğru yürüyoruz.

Çıkış alanında bizi Lego ürünlerinin satıldığı bir mağaza karşılıyor.
Ecrin’in istediği bir lego setini ona alarak bugün ki eğlencemizi taçlandırıyoruz.

Çıkış yapmamızla birlikte Ecrin hemen dönüp soruyor ; “Anne ,bir daha ne zaman gelebiliriz?”.

Yine iç sesimle irtibat halindeyim; “Neden Şaşırmadım Ki!” :)

 

OCAK AYININ BAŞUCU NOTLARI

  • Öncelikle yeni bir yıla girdiğimiz şu günlerde beni okuyan herkese mutluluk, huzur ve sağlık

diliyorum.

İkinci dileğim ise bu sene çocuklarınızla birbirinden eğlenceli vakitler geçirmeniz

de umarım biraz olsun katkım olabilir. Tüm Anneler ve Babalar Yeni Yılınız Kutlu Olsun!

  • Legoland’e gittiğinizde Lego satış Mağazasından çocuğunuzun ismini yazdırabileceğiniz Lego

anahtarlıklardan alabilirsiniz.

Onların ismine özel olması, çocuklarımızı inanılmaz

heyecanlandırabiliyor.

  • Evde legonuz var ise ve uzun zamandır çocuğunuz oynamadıysa onları açığa çıkarmanızda

fayda var. Legoland’e gitmeden önce yapacağı bu pratik orada hangi parçaya ihtiyacı

olduğunu daha çabuk çözmesine faydalı olabilir.

  • Eğer Legoland’ten çıktıktan sonra vaktiniz kalırsa Forum İstanbul Avm içinde bulunan

“Build-A-Bear Workshop” a muhakkak uğramalısınız.

Çocuğunuzun burada istediği bir

oyuncağı kendi yapmasını sağlayabilir, oyuncağına online olarak isim verebilir ve kaybolması

durumunda onu bulabilmek için sisteme kaydedebilirsiniz.

Bizim minik Trol arkadaşımız olan

“YUMUŞ” dönüş yolculuğumuzda ki ikinci yol arkadaşımız oldu.

Şubat ayında yeniden görüşene kadar HOŞÇAKALIN.

1570 defa okundu.

DİĞER HABERLER

Can Dostum Vehbi ve Latte

Can Dostum Vehbi ve Latte

Kedisinin fotoğraflarını paylaşmaktan bıkmayan Vehbi’nin hikayesine ortak olduk

RE/MAX MAXIMUM OFİS YENİ YILA HIZLI GİRİYOR…

RE/MAX MAXIMUM OFİS YENİ YILA HIZLI GİRİYOR…

Gayrimenkul sektöründe dünya devi olan RE/MAX’in ilimizdeki güçlü temsilcisi Maximum Ofis, yeni yıla yeni hedeflerle giriyor.

KIŞIN GİDİLECEK 8 EŞSİZ DURAK

KIŞIN GİDİLECEK 8 EŞSİZ DURAK

Kış ülkemizde iyice kapıya dayandı

IŞIĞINI YANSIT

IŞIĞINI YANSIT

Bilinçli Güzellik İçin Basit Yöntemler

YENİ YILDA HEDEF: SAĞLIKLI VE FORMDA OLMAK

YENİ YILDA HEDEF: SAĞLIKLI VE FORMDA OLMAK

Yeni bir yıla, yeni umutlarla girmiş bulunuyoruz. Dileğimiz, sağlıklı bir yıl geçirmek olsa gerek.

Bütün Kocaeli Ören Bayan ile ÖRÜKLENECEK

Bütün Kocaeli Ören Bayan ile ÖRÜKLENECEK

8 yıl önce Ören Bayan ismiyle yola çıkan Çiğdem Eroğlu,  Afrika Örgüsü ve Rasta saç modellerini müşterilerine uygulayarak kısa zaman içinde Kocaeli’de bir marka haline geldi

ANKET

KÖŞE YAZARLARI