19 Ekim 2017 Perşembe 03:02
  • 3,638 TL
  • 3,903 TL
  • 144,20 TL
  • 90.491
KOCAELİ 21°

SİZİ DAVET EDİYORUM..!

Sizi DAVET ediyorum..!
  • 0
  • 2544

İnsanoğlunun özünde vardır;Başkalarının sahip olduğuna özenmek, başkalarında olanı istemek...Elinde olanı değil de başkasına ait olanı benimsemek...Özellikle söz konusu benim yaş grubumsa bu rakam daha da artabiliyor.Her konuda alçakgönüllü davranan biriyim.Ne altımda olan arabayla ne de kullandığım bir çantanın markasıyla hava atmayı sevmem.Kimseyi ayağındaki ayakkabı veya cebindeki parasına göre sınıflandırmam.Kısacası kimseyi kıskanmam.Ta ki; Eskişehir’e gidene kadar…

HAZIRLAYAN: NAZLICAN ARSLAN

 

“TEK YAPMANIZ GEREKEN HANGİ VAGONDA OTURMAK İSTEDİĞİNİZE KARAR VERMEK.”

Hayatımda ilk defa kıskançlık duygusunu yaşadım hem de öyle böyle değil tam anlamıyla zirvede yaşadım. Sebebine gelecek olursak sizlere Eskişehir gezimden bahsetmem yerinde olur. Doğu Ekspresi ile yaptığım 24 saatlik tren gezisinin ardından trenle seyahat etme korkumun tamamen önüne geçtim. Trenle yolculuk yapmayı özlemiş olmalıyım ki; babama bir gün otururken ‘’Eskişehir’e gidelim mi ?’’ diye sordum. Onun da içindeki gezginci ruhu canlanmış olmalı ki “Trenle gidelim” dedi ve sabah ilk tren olan 8.20 trenine bilet aldık, böylelikle Eskişehir’e doğru yola çıktık. Eskişehir’i anlatmadan önce tren yolculuğu hakkında bildiklerimi aktarmayı bir borç bilirim. Öncelikle trenle yolculuğun en güzel yanı gideceğiniz yerde ne park yeri arıyorsunuz ne de gereksiz otopark ücretleri veriyorsunuz. İstediğiniz her noktadan taksi bulabilme imkanınız varken, insanın arabayla bir yere gidesi gelmiyor.

Trenle yolculuğun avantajlarından biri ve bence en önemli olanı ise trafik çilesi olmaması.

Trenle yolculuğa çıkarken tek yapmanız gereken hangi vagonda oturmak istediğinize karar vermek. Sonrası inanın ki çok ama çok keyifli. Veee Eskişehir.

 

 

“BÖYLE GELİŞMİŞ BİR ŞEHRİN İÇİNDE TARİHİ YAŞATAN VE KENDİNİ KORUMAYI BAŞARMIŞ BİR YER ODUN PAZARI.”

Bir buçuk saatlik tren yolculuğumuzun ardından Eskişehir Garı’na vardık. Hemen bir taksiye atlayıp daha önceden Eskişehir’de bulunan babamın yani o günkü tur rehberimin öncülüğünde Odun Pazarı’na gittik. Fotoğrafların gerçeğini yansıtamadığını orada öğrendim.

İtiraf etmek gerekirse fotoğrafların yansıtamadığı bir ruhu var Odun Pazarı’nın.

Hala böyle tarih kokan yerler var mı ? Hala size bir yer sorduğunuzda şurada demek yerine gideceğiniz yere sizinle eşlik eden insanlar var mı ? Güler yüzlü tontiş teyzeler var mı ?

Hepsi Odun Pazarı’nda var. Böyle gelişmiş bir şehrin içinde tarihi yaşatan ve kendini korumayı başarmış bir yer Odun Pazarı. Sokağın başından sonuna uzanan renkli ahşap evler, bahçelerinden organik sebzeler satan köylüler ve elbette antika dükkanları... Antika dükkanlarına özellikle dikkat çekmek isterim çünkü babamın yeni hobisi haline gelen antika bizi Odun Pazarı’nın bütün dükkanlarına girmeye sürükledi. Her girdiğimiz yerde sıcakkanlı insanları gördükçe yaptığımız sohbetin keyfi tarifi olmayacak bir hal aldı, elbette yeni dostluklar da kurmadık değil. Odun Pazarı’na gidenlerin olmazsa olmazı Çi börek yeme akımından da elbette geri kalmadık.

 

 

“MEĞER ESKİŞEHİR PARKLARIYLA ÜNLÜ OLAN, İÇİNDE KİLOMETRELERCE YÜRÜYÜŞ ALANI BULUNAN, HER PARKTA FARKLI AKTİVİTELER YAPABİLECEĞİNİZ BİR YERMİŞ.”

Odun Pazarı’nın ardından rotamızı her fotoğrafları süsleyen sanki yurt dışında çekilen bir fotoğraf izlenimi veren meşhur Masal Şatosu’na çevirdik. Taksiciye Masal Şatosu dediğimizde bize Şazova Parkı mı ? diye bir soru yöneltti. Ben Masal Şatosu diye ısrar edince bana oranın bir parkın içinde olduğunu söyledi. Ben nasıl yani, bir parkın içinde devasa bir şato nasıl olabilir diye düşünürken bizi devasa girişi olan yeşillik bir parka getirdi. Burası neresi dediğimde bana şatonun bu parkın içinde olduğunu söyledi. Söyledi söylemesine de ben o şaşkınlıkla taksiden inemedim bile. Uzun atışmalar sonunda babam “Gel bir bakalım” dedi ve biz o devasa demir kapıdan içeri yürümeye başladık. İlk şokumu orada yaşadım.

Bizim dilimizde dolanan park kelimesinden çok farklıydı burası. Meğer Eskişehir parklarıyla ünlü olan, içinde kilometrelerce yürüyüş alanı bulunan, her parkta farklı aktiviteler yapabileceğiniz bir yermiş. Hal böyle olunca biz de başladık parkın içini keşfetmeye.

Yürüdükçe yürüyesiniz geldiği bu parkta bir hayvanat bahçesi bile mevcut. Gerçi hayvanat bahçesi demek hakaret olur. Bir hayvanat bahçesi düşünün içindeki bütün hayvanların gönlünce gezdiği, onlara dokunabileceğiniz, hatta ağızlarını kocaman açtıklarında kafanızı ağızlarının içine bile sokabileceğiniz... Burası hayvanat bahçesiyse bizim oradaki ne diyor insan.

 

 

“MÜZEDE SERGİLENEN HER BİR BALMUMU HEYKELİNDE EMEĞİ OLAN KİŞİ YILMAZ BÜYÜKERŞEN’MİŞ.”

Sazova Parkı’nda yaptığımız gezi sonrası kendimizi Balmumu Müzesi’nde bulduk.

Yurtdışına gidenlerin uğrak noktası olmazsa olmazı, gerçeğiyle çekilemesek de balmumu da yeter dediği Madame Tussauds Müzesi’nin Türkiye’deki ilk örneği bu müze. Yanlış anlaşılmasın öyle sanatçılar getirtilip yapılmadı bu müze. Bu müze Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen tarafından yapıldı. Yapıldı diyorum çünkü müzede sergilenen her bir balmumu heykelinde emeği olan kişi Yılmaz Büyükerşen’miş. Bir belediye başkanı düşünün balmumundan heykeller yapıyor üstelik bunları sergilemek için de bir de müze açıyor. Balmumu Müzesi’nin ardından rotamızı Kentpark’a çeviriyoruz.

 

 

“KAMYONLARLA KUMLAR GETİRTİLİP SEVİMLİ ŞEMSİYELERLE SÜSLENMİŞ, DENİZ KENARI HAVASI VEREN BİR PLAJI VE YAPAY DA OLSA BİR DENİZLERİ VAR”

Ne var bu Kentpark’ta? Plaj var, deniz var. Nasıl yani ? Sen de Eskişehir’i öveceğim diye iyice abarttın Nazo. Eskişehir’de plaj ne arasın deniz mi var ? Evet var. Eskişehir’de bulunan Kentpark’ta Türkiye’nin ilk yapay plajı var. Siz okurken gözlerine inanamadınız hatta bazılarınız yazıyı okumayı yarıda kesip hemen arama motoruna bu yapay plajın olup olmadığına baktınız. Ama var. Hem de kamyonlarla kumlar getirtilip sevimli şemsiyelerle süslenmiş, deniz kenarı havası veren bir plajı ve yapay da olsa bir denizleri var. Meğer burada hafta sonları yer bulmak imkansızmış. Hayret ettiniz değil mi ? Ben de öyle.

 

“HAYATIMDA İLK DEFA KISKANDIM.”

Yazıyı biraz gezi yazısı havasından çıkartıp sitemlerime gelecek olursak; Hayatımda ilk defa KISKANDIM. Birinin taktığı çantayı, kullandığı arabayı, makamını veya mevkiini değil. Ben bir şehri KISKANDIM. Ben Eskişehir’i KISKANDIM. Ve buradan sayın büyüklerimize sesleniyorum. Sizleri DAVET EDİYORUM. Her kim biz de bunun iyisi var diyorsa o kişiyi DAVET EDİYORUM. Tur rehberliği yapmaya da gönüllüğüm üstelik. Eskişehir yalnızca bir şehir olmaktan çok fazlası ve daha da ilerlemeye devam ediyor. Yaşım gereği haddime midir bilemem ancak Eskişehir’e bu değerleri katan Eskişehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’i de gönülden takdir ediyorum.

2544 defa okundu.

DİĞER HABERLER

Çekici bakışlar ya da YAKICI BAKIŞLAR

Çekici bakışlar ya da YAKICI BAKIŞLAR

Tahsin Eryılmaz'dan öneriler...

Bunları okuyun..!

Bunları okuyun..!

Bir işin tam vakti derler ya işte o hesap. Şimdi kitap okuma zamanı. Tatil bitti. Sıcaklar gitti. Artık sonbaharın o hüzünlü ama tatlı günlerini yaşıyoruz. Böylesi gün ve mevsimlerde yapılacak en güzel işlerden birisi de kitap okumak. Gerçi kitap okumanın yeri ve zamanı yoktur ya neyse.

İzmit’te YEŞİLÇAM KOKUSU

İzmit’te YEŞİLÇAM KOKUSU

“Bir filmde görmüştüm, insanlar birbirini gerçekten seviyordu” gibi iddialı sloganla yola çıkan Uğur Sayaroğlu, 70 ve 80’lerin yansımasını taşıyan mistik yapısıyla dikkat çeken ve Karabaş Mahallesi, Şehit Musa Sokak 14/A İzmit adresinde bulunan işletme, huzur ve nostaljiyi bütünleyerek müşterilerine zamanda yolculuğa sürüklüyor.

ATATÜRK VE KOCAELİ

ATATÜRK VE KOCAELİ

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 94. yıldönümü… Atatürk için İzmit her zaman çok önemliydi. Özellikle Cumhuriyet’i ilan etmeden önce, 16 Ocak 1923’de o dönemin gazeteci ve yazarlarıyla İzmit’te toplantı yapmış, Cumhuriyet ile ilgili fikirlerini ilk kez burada onlara açıklamıştı. Bu vesileyle Ata’mızı saygı ile anarken, o dönemlerde şehrimizde çekilmiş, tarihte yeri olan fotoğraflara yer vermek istedik. Bu araştırmayı yaparken de çok güzel bir hikayenin yansıdığı ilimizde çekilmiş fotoğrafa rastladık. İşte o hikayeyle başlayan, tarihe yansıyan ATATÜRK VE KOCAELİ

Tam zamanı: balık ve diğer DENİZ ÜRÜNLERİ

Tam zamanı: balık ve diğer DENİZ ÜRÜNLERİ

Besin ögelerinin depolanması, sağlık kriterlerinin başında gelen taleplerimizden.  Zira, metabolizma ihtiyaç duyduğunda yoksunluğunu hissetmesin ve işleyiş tıkırında devam etsin…  İçinde bulunduğumuz dönem de deniz ürünleri sayesinde birçok önemli besin öğesini depolama olanağı sunuyor

Bu lezzetleri mutlaka DENEMELİSİNİZ

Bu lezzetleri mutlaka DENEMELİSİNİZ

Geçen ay binlerce kilometre öteden Brezilya ve Arjantin’den iki çok iyi restoranı tanıtmıştım

ANKET

KÖŞE YAZARLARI