18 Aralık 2017 Pazartesi 11:58
  • 3.8718 TL
  • 4.5662 TL
KOCAELİ 13°

SUMOTAŞ’TA YENİ DEVRİN ADAMI MARİKA MEHMET TOP

SUMOTAŞ’TA YENİ DEVRİN ADAMI MARİKA MEHMET TOP
  • 0
  • 6284

“İŞLETME AKSİYONUNU ALAN TÜRKİYE’DE İKİ KOOPERATİFDEN BİRİYİZ”

Esnaflığı babasından öğrendi, 

1993 yılında ilk aracını alarak da esnaflığa adım attı.
En alt tabakadan başlayarak, kendini geliştirdi ve
Bugün Kocaeli’nin en büyük sivil toplum örgütlerinden
Biri olan SUMOTAŞ’ın başkanı oldu.
Başkan olur olmaz, en büyük hedefi olan,
Lojistik depo için adımlarını bölge yararına attı.
“İşletme” aksiyonunu alan Türkiye’de iki kooperatiften biri.
Atmış olduğu bu başarılı adımla Türkiye’de örnek gösterilen bir kooperatif yaptı.
Keyifli bir röportaj isminin hikayesiyle
SUMOTAŞ’ın Başkanı MARİKA MEHMET TOP…

 

-Marika Mehmet Top kimdir, bize kendinizi kısaca anlatır mısınız?

Marika Mehmet Top, 1969 Suadiye doğumlu, Kartepe’nin Suadiye beldesinde ikamet eden, 2 çocuk babası bir şahıstır. 21 yaşında üniversite mezunu askere gidecek olan bir oğlu, 18 yaşında da bu sene üniversiteye başlayan kızı var. Kendi halinde yaşayan bir vatandaş. İnsanlarla ilişkileri yüksek olan, aynı zamanda yardımlaşmayı, özellikle yedirmeyi çok seven bir yapıya sahip insan. Kalp kırmam, kırdığım kalbi tamir etmeye çok çalışırım, bana karşı yapılmış bir hakaret varsa da ona hakaretle cevap vermem, ama illa bir gün onu alır tedavi ederim. Yani kavgacı bir tutumum yoktur.

 

 

“EN ALT TABAKADAN BAŞLAYARAK,
KENDİMİZİ GELİŞTİREREK, KİMSENİN
KALBİNİ KIRMADAN, 2016 YILININ
HAZİRAN AYININ 26’SINDA DA
SUMOTAŞ’A BAŞKAN OLDUK.”

-İş hayatınız nasıl başladı?

Okul hayatımız bittikten sonra hemen iş hayatımız başladı. 1982 yılında babamın çok önemli bir rahatsızlığı oluştu, apandisi patlayıp kangrene çevirmişti, o zamanlar 11-12 yaşlarındaydık, babam tedavi olduktan ve iyileştikten sonra ben ticaret lisesine başladım. Ticaret lisesinde açıkçası haylazlıklar yaptık ve okumadık. Okumayınca 15-16 yaşlarında babamızın yanına nakliye sektörüne geçtik. O zaman Shell taşımacılığındaydık ve ehliyetsiz araç kullanmışlığım oldu, İstanbul’da bayağı bir aksiyonlar aldık. (gülüyor) Kısacası alt yapımız böyle başladı. Sonra askerlik dönemim oldu, dönüşte de yine babamın isteğiyle var olan Shell kooperatifindeki işimize devam ettik. Burada birikimlerimiz oldu. Edinmiş olduğumuz birikimlerimiz ve beldemizde açılan ilk fabrikayla beraber Suadiye’ye dönüş yaptık yani kendi beldemizde devam etmeye karar verdik ve açılan fabrikayla çalışmaya başladık. Bir tane aracımız vardı, bu süreçte ikinci aracımızı da aldık. 1993 yılında benim kendi üzerime aracım oldu. Benim esnaflık hayatım da orada başladı. Kendimiz çalışmaya başladık, kendimizi geliştirdik, sonra ikinci fabrikamız açıldı, oradaki aksiyon daha fazlaydı, kendi çabamızla çalışmaya devam ettik. En alt tabakadan başlayarak, kendimizi geliştirerek, kimsenin kalbini kırmadan, 2016 yılının Haziran ayının 26’sında da SUMOTAŞ’a başkan olduk.

 

“İSİM BENZERLİĞİNDEN DOLAYI
GÖZALTINA ALINDIM VE BU
KARŞILIKLILIĞI ÖNLEMEK İÇİN
İSMİMİN ÖNÜNE MARİKA’YI EKLEDİM”

-“Marika” isminin hikayesini alabilir miyiz?

Marika, ismi enteresan bir yerden geliyor. Bir “Pardon” isimli film var, adam suçsuz yere 20 sene hapis yatar ve 20 senenin sonunda adama “Pardon” derler, benim de aynı onun gibi 2010 yılında isim benzerliğinden dolayı gözaltına alındım. Ama o zamana kadar da bu isim benzerliğinden dolayı evime icralar geldi, yolda jandarmalar tarafından alıkoyuldum ve bayağı bir sıkıntılar çektim. Aynı beldede olan 3 tane Mehmet Top var ki; üçümüz de akrabaydık. Gözaltına alındıktan sonra bu yaşadığım şey bana çok ağır geldi, çünkü uyuşturucuyla ilgili bir ithamdı. Sağ olsunlar, Kocaeli halkı ve beldemizin insanları bize sahip çıktı, geldiler emniyetin önünde dikildiler. Bu karşılıklılığı önleme adına babama takılan lakabı adımın önüne ekledim. Anlamı ise sözlüklere göre “Gemi bacası” Balkanlar’da da “Arabuluculuk”olarak adlandırılıyor. Aslında anlamından dolayı değil, babama takılan bir lakap olduğu için.

 

 

-Peki babanıza neden bu lakap takılmış?

Babamın eskiden Feka bir minibüsü varmış. O araçtan dolayı “Madam, Güzel Marika” demişler babama, ben Marika isminden çok memnunum, biz zaten beldemizde lakapla anılıyoruz. Mesela Mehmet derseniz tanımazlar ama Marika Mehmet derseniz tanırlar veya Alirıza derseniz tanımazlar, ama “Süslü Alirıza” derseniz tanırlar.

 

“BİR OYLA KAYBETTİM AMA HİÇBİR
KİŞİYE KIRGINLIK, HİÇBİR KİŞİYE DE
TAŞKINLIK YAPMADIM.”

-SUMOTAŞ’ta başkanlık sürecinizi değerlendirir misiniz, seçimler nasıl geçti?

Başkanlık süreci içinse, 2 sefer aday oldum. Birincisinde aday oldum kaybettim, ikinci adaylığımda 107’ye 106 yani bir oyla kaybettim. Ama hiçbir kişiye kırgınlık, hiçbir kişiye de taşkınlık yapmadım. Oy verenler de bizim tarafımızda olduğunu, vermeyenlerinde tarafımızda olduğunu, her seferinde beldemizin insanlarına söyledik, kimseye kin gütmedim. Hatta etrafımdakiler, bir oyla kaybetmemden dolayı sayımın tekrarlanmasını söylediler, ben ise saydırtmadım. Bir oyla kaybettiğimi kabul ettim. Ama burada asıl önemli olan şuydu; bir oyla seçim kaybetmek kadar zor bir şey yoktur.  Orada sağduyumuzu kaybetmedik, etrafımızdan, arkadaşlarımızdan ve benim yönetimimdeki arkadaşlardan Allah Razı olsun, bizim söylemimizin dışında hareket etmediler ve kazanan yönetimle beraber poz vererek resim çektirdik, basın aracılığıyla da öyle bir mesaj verdik. Bu köyün 30 sene 40 sene öncesindeki gibi olmadığını, insanların dostluk içinde olduklarını gösterdik. Aslında eskiden de öyle şeyler yoktu, ufacık algılar beldemize farklı yüklemeleri getirmiş.

 

 

“SUMOTAŞ’IN KAYBEDENİ

YOKTUR, BİZE OY VEREN DE
VERMEYEN DE EŞİTTİR”

Mesela beldemize gelen insanlar gitmek istemezler, ama yaşamadan duyumlarla gitmek de doğru değil. Bizim oralarda yabancıya hürmet yüksektir, hele bayana daha farklı bakarlar. Misafir gelene yemeğini yedirirler, cebinde parası yoksa parasını koyarlar. En güzel özelliklerimizden bir tanesi de otobüslerde bayanlar ayakta kalmazlar. 5 yaşındaki kız çocuğuna 80 yaşındaki erkek yer verir. Bu da bizim iyi geleneklerimizdendir. Başkanlık sürecimize gelince üçüncü seferde yine aday olduk. İnsanlar bu sefer teveccüh gösterdi, bizi başkan yaptılar. İlk çıktığımda şunu söyledim “SUMOTAŞ’ın kaybedeni yoktur, bize oy veren de vermeyen de eşittir” bu bizim sloganımız olmuştur ve aynı eşit şartlarda da devam etmeye çalışıyoruz. İşleyişin içerisinde üzdüklerimiz ve üzenler olabilir, bu insanın doğasında olan bir şeydir, her gün tatlı yaşarsan, bu yine eksi olur, tatlıyı tatsızı beraber yaşayarak devam ediyoruz.

 

 

“BİZDE HER ÜYE PATRONDUR
ÇÜNKÜ HER ÜYENİN AYNI
ŞARTLARDA HAKKI VARDIR.”

-SUMOTAŞ’ın yapısını ve işleyişini bize anlatır mısınız?

SUMOTAŞ, 491 ortaklı bir sivil toplum örgütüdür. Kocaeli’nde taşımacılık, nakliye ve kooperatif üzerine en büyük sivil toplum örgütlerinden biridir. Bizde her üye patrondur çünkü her üyenin aynı şartlarda hakkı vardır. A üye ile B üye arasında bir fark yoktur. 1 nolu üye de aynıdır, 491 nolu üye de aynıdır. Kooperatifler zaten kar amaçlı kuruluşlar değillerdir, kooperatifler gücünü üyeden alır, kazancını da üyelere verir. Araçlarımıza gelince, 2008-2009’dan sonra “Pay çalışıra” geldik, bunun anlamı da bizde 491 araç var, iki üye gelsin, bir tır yapsın, iki işi götürsün, kazancına ortak olsundur. Çünkü o zamanlar Frito-Lay fabrikasının Tarsus’ta açmış olduğu bir fabrika vardı, orada işimizde bir düşüş oldu, bölge kaybı yaşadık, o zaman ki yönetici arkadaşlar böyle bir proje geliştirdiler ve böyle bir aksiyon içine geçildi. Bu aksiyon içinde şuanda buna kamyon ve tırlar dahil olmak üzere 330’za yakın aracımız var. Sevkiyatlarımızı bu şekilde devam ettiriyoruz. İki fabrikayla çalışıyoruz, biri Crown Bevcan diğeri de Pepsico’nun Frito-Lay tarafı. Buradan Türkiye’nin her yerine sevkiyat yapıyoruz. Kusursuz bir şekilde götürüyoruz.

 

 

“BENİM EN BÜYÜK HEDEFİM,
LOJİSTİK DEPO YAPMAKTI.”

-Peki, başkanım bir seneyi değerlendirmenizi istiyorum, SUMOTAŞ’ta bu bir sene içinde neler oldu?

SUMOTAŞ’a geldiğim zaman benim en büyük hedefim, lojistik depo yapmaktı. Geldiğimiz ilk günden beri depo ile ilgili çalışmalar yaptık. Bu depoyu yaparken de üyelerimizden bir nakit akışı olmayacaktı hatta bunu üyelerimize de söyledim. Bunu da bir dış sermayeyle yapmayı önemsedik. Tabi bunun da alt yapısını, imarını ve projesini hazırlamak kolay değildi.  Kendimizi önce fabrikalara ifade ettik, daha sonra fabrikalarla istişareler yaptık. İmarla ilgili geçilecek yerler vardı, onları aştık, proje aşamasını yaptık, proje aşamasını geçtikten sonra da bizim sadece taşımacılıkla ilgili kooperatif olduğumuzu ve kendimizi geliştirebilmemiz açısından atmamız gereken adımların da olduğunu öğrendik. Evet, SUMOTAŞ büyüyebilir ama kanunların elverdiği kadar büyüyebilir, kooperatif bazındaydık, araştırmalarımızın sonunda kooperatifimizin önünü açıp, sadece taşımacılıktan değil, ticaretimizi geliştirebilmemiz için, “İşletmeyi” eklememizin uygun olduğunu bakanlıktan öğrendik. Onla ilgili çalışmalarımızı başlattık. Bu çalışmalarımızın neticesinde 2017’nin altıncı ayın sonu, yedinci ayın başında da yapmış olduğumuz kongrede “İşletme”’yi eklettirdik. Arkasından bunun tescilini yaptırdık. Tescilimizi yaklaşık 1 ay önce de elimize aldık. İşletmeyi eklettirdikten sonra da çalışmalarımıza devam ediyoruz, fabrikalarla istişare halindeyiz.

 

“İŞLETME AKSİYONUNU
ALAN TÜRKİYE’DE İKİ
KOOPERATİFDEN BİRİYİZ”

Proje büyük ve dev bir proje. Aslında bizler için büyük, yapanlar için ufak bir proje. Biz kırsal bölgenin insanlarıyız, biz üzerimizdeki birikimi yani kendimizdeki geliştirmiş olduğumuz merkezle kırsalın arasındaki aksiyonu, kırsala, kendi beldemizin insanlarına aktarmak istedik. Bizim beldemizin insanı çok hassas. Bunları anlatırken de hem ne yapacağınızı, sadece üyemizin değil, halkımızın da bilmesi gereken hususlar olduğunu, biz yönetim olarak hep almış olduğumuz kararlarda dile getirdik. Yani burada yönetimin alacağı karar değil, üyenin alacağı karar önemlidir. Tabi bir depo yapmak ufak tefek bir proje değil. Bizim için dediğim gibi dev bir proje. Zaten kendimize bunu ifade ederken, projeyle devlete gittiğiniz zaman, devlette katkı sağlıyor. Ama gidilecek yerlere gidip, gerekli onayları aldıktan sonra halkın ve üyenin karşısına çıkmak lazımdı. Biz bunları anlattık, genel kurulda da “Üyenin cebinden bir kuruş çıkmadan bu yatırımlar yapılacak” diye de şerh koyduk. Üyeyle ilgili hiçbir aksiyon olmayacak, neden? Çünkü üye inanacak ki senin yaptığına, sen bir şey yaparken üye de senin arkandan gelsin. Bu görüşe sahip olduğumuz için de üyeye anlattık. Şimdi bu yıl meyvesi yetişmezse de önümüzdeki yıl içerisinde yiyeceğiz. Bu “İşletme” unvanımızla her türlü ticareti yapabiliriz, ayakkabı boyacılığı da yapabiliriz, nakliyecilik de yapabiliriz, otelcilik de yapabiliriz. Yaptırırız, alırız, kiralarız, her türlü aksiyonu yapabiliriz ama genel kurulda, yapılacak yatırımlarda üyenin onayı olmadan hiçbir aksiyonun alınmayacağına dair de hüküm koyduk. Çünkü kırsalın içerisinde bu aksiyonu böyle almazsan, üyeye anlatmazsan, bizler hiçbir yerlere gelemeyiz. Bizler vekiliz, asil olan üyelerdir. Asilin onay vermediği bir işi, vekil yapamaz, her ne kadar yetkili de olsa yapamaz. Yaparsa asil olanlar zamanı geldiğinde gerekli cevabı ve dersi verirler. O yüzden biz, üyenin başımızın üstünde yeri olduğunu hem toplantılarda, hem oturduğumuz kahvelerde, her yerde anlatırız.  İşletmenin olduğu aksiyonda Türkiye’de iki tane kooperatif vardır. Bir biziz, diğeri de bizden önce yapan Sabiha Gökçen Havalimanı. Türkiye’de yok, örnek olarak gösterilen bir kooperatifiz. İnşallah daha da geliştireceğiz kendimizi.

 

 

“TÜRKİYE’DE TEKNOLOJİK
ANLAMDA BÖYLE BİR
YIKAMA TESİSİ YOK”

Bu bir sene içerisinde diğer yaptığımız şey ise, akaryakıtımızın içerisinde alınması gereken bazı rol modeller vardı ve onları aldık. Bunları alırken de gittik Shell’e anlattık. Onlarla mutabık kaldık, onlar da sağ olsunlar bizi dinlediler. Bizim o rol modellerimizi yerine getirdiler. Yakıt satışında Türkiye’nin en iyi rakamlarındayız, istasyonumuz ise halkımıza açık. Bizim zor günümüzde halkımız vardı, etrafı olmayanı çakallar yer. Paylaşımı düzgün yapmazsan, sadece keser olursan, kendine yontarsan yalnız kalırsın, testere olacaksın ki iki tarafa da yararın olacak. Sonra Shell’e dedik ki; biz bu kadar akaryakıt satıyoruz, siz bize daha farklı yardımlar da yapabilirsiniz. Tanker aldılar, yarısını biz, yarısını onlar karşıladılar. Arkasından yıkama tesis kurmalarını istedik, bedelsiz bize yıkama tesisi kurdular ki; Türkiye’de teknolojik anlamda böyle bir tesis yok. Bizim beldemizde yapmış olduğumuz iftarlar vardır, orada da destek oldular.

 

“ARTIK KENDİ ELEKTRİĞİMİZİ
KENDİ TRAFOMUZDAN ALIYORUZ.”

Geldiğimizde bizim trafomuz yoktu, artık işletmemizin içerisinde trafomuz var. Artık kendi elektriğimizi kendi trafomuzdan alıyoruz. Daha önceden sağ olsun komşudan alıyorduk, ama onun işletmesinde farklı bir kullanım gücü olduğundan, akaryakıtımızın içerisinde bulunan bobinleri bazen patlatabiliyordu. Onlar da rakamsal olarak büyük rakamlara tekabül ediyordu. Bu da bize maddi olarak zarar veriyordu. Kendimize ait sigorta acentemiz var. A acenteyiz, böylelikle üyelerimiz hem  indiriminden hem de sağlanan taksit sayılarından yararlanabiliyorlar. Bizim portföyümüze güç katıyor. Lastikte olan anlaşmamız da, kendimiz acente değiliz, A, B, C lastik firmalarıyla görüşüp, kendimize de bir katkı sağlayacak bir protokol yaparak, üyelerimize hizmet veriyoruz. Bölgemizde bir fabrikayla daha görüştük, bizi değerlendirmeye aldılar, onla ilgili de aksiyonlarımız devam ediyor.

 

“BİZİM ÜYELERİMİZ, BANKA
HAREKETLERİMİZİ DAHİ KENDİ
ÜYELİK HAKKINDAN GİRİP KONTROL
EDEBİLECEK MODA GETİRİYORUZ.”

Diğer önemli konu ise, kendimiz yeni bir otomasyon sistemine geçiyoruz. Tamamen manueli ortadan kaldırıyoruz. Bizim üyelerimiz, banka hareketlerimizi dahi kendi üyelik hakkından girip kontrol edebilecek moda getiriyoruz. Tamamen şeffafız. Kurum zarar mı ediyor, kar mı ediyor, Marika Mehmet ne yapıyor, kurumun menfaatlerini kendine mi kullanıyor,  bunların hepsini görebilecekler. Tamamen şeffaf bir düzen getiriyoruz. Zaten bunlar yapılması gereken şeyler. Çünkü dedikodunun, gürültünün çıktığı yerler buralardır. Dedikoduyu gürültüyü engellemek için şeffaf olacaksın. Hata mı yaptın, “Yaptım” diyebileceksin. Biz bunlarla ilgili de çok toplantılar yapıyoruz, mesela ayda bir bilgilendirme toplantıları yaparız. Zararımızı karımızı A’dan Z’ye anlatırız. Gizli kapaklı bir tane iş yapmayız. Hatta çalıştığımız bankaya talimatım vardır; “Benim üyem, kim gelirse gelsin hesap hareketlerini kim istiyorsa vereceksiniz” diye. O kadar şeffafız. Verilmeyen hesap hareketi olmaz, verilecek, neden? Üye de bilecek. Çünkü üye bedel ödüyor, Marika Mehmet’in yaptığı hatayı üye ödüyor veya geçmişin yaptığı hatayı 491 kişi ödüyor, yapan adam da ödüyor. Ben üyelerimin çalışırken ne halde olduğunu bilenlerdenim, biz eziyet çekiyoruz, o yüzden üyemin bir lirasını ne yediririm, ne yedirttiririm. Ona da müsaade etmem. Bizim dibimiz yok, filler dans eder, çimler ezilir, biz çimin de altındayız. Biz esnafız, esnafın altı yok ki!

 

-Üçüncü köprü açıldı, bütün tırlar, kamyonlar oraya yönlendiriliyor ve bu konuda da birçok söylemler, sıkıntılar var, nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu tek SUMOTAŞ’ın sorunu değil, Türkiye’nin sorunudur. Biz devlet ne dediyse, onu yaparız. Devlet “Buradan git” dediyse, oradan gideriz, boynumuz kıldan incedir. Hep konuştuğumuz şu var; evet yolumuz uzasın, İstanbul ayrı bir dünya 3.köprüyü yaptılar Allah razı olsun, 4. ve 5. köprüyü de yapsa yetmez, bu köprüleri de yapmak çocuk oyuncağı değil. Bedeli herkes ödesin, ben de ödeyim, siz de ödeyin ve o da ödesin. Oradaki maliyetin ne olduğunu bilmem etmem, onu da büyükler bilir. Ben köprünün pahalı olduğunu düşünüyorum diğer iki köprüler ucuz, buradaki yapının da nasıl işlediğini bilmem ama ben o köprüleri baz alarak bu köprünün bedelinin yüksek olduğunu düşünenlerdenim. Ve inşallah büyükler bunu görür, farklı bir aksiyon alırlar, bizi de rahatlatırlar diye düşünüyorum.

 

“MARİKA MEHMET TOP’UN
YÖNETİMİ YÜRÜMEYECEK,
SİSTEM YÜRÜYECEK”

-Son olarak başkanım, gelecek hedeflerden ve bir sonraki dönem için başkan adaylığına dair cümleleriniz ne olur?

Depoyu bu yıl içerisinde başlamayı hedefliyoruz, bitirme süresi de 6 ay. Depomuzu yapmadan başka hedeflere geçemeyiz. Bu projeyi bitirmeden, diğerlerini konuşmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü vermiş olduğun sözü yerine getirmezsen, yarın üye söylemiş olduğun söze inanmaz. Aşağı yukarı bir yedi ay sonra yeni hedefleri konuşabiliriz. Kendimizi geliştirmezsek, bu global dünyada aynı yerde kalırsınız, yarın ki hedefleri yakalayamazsınız. Çünkü dünya değişiyor, nakliye sektörü değişiyor. Kartepe bölgesi nakliyede, Avrupa’nın lojistik anlamında en iyi 10 yerden biri, hatta birinci diye de söyleniyor. O yüzden buralarda olmamız için kendimizi geliştirmemiz lazım. Sistemin olmadığı bir yerde hiç başarı olmaz. Marika Mehmet Top’un yönetimi yürümeyecek, sistem yürüyecek. Sistem yürürse her şey yürür. O yüzden SUMOTAŞ’ın bu projeleri bizim için, özellikle benim için çok önemlidir. Ben bunların başarısızlığı olduğu bir yerde aday olmamın da bir anlamı olmadığını düşünüyorum.  Eğer insanlar teveccüh gösterirse tekrar aday oluruz. Ama bir işi yarım bırakmayı istemem.

6284 defa okundu.

DİĞER HABERLER

O zaman, Tüm İzmit’e CHEERS!

O zaman,  Tüm İzmit’e CHEERS!

Wes Hotel’in teras katında açılan Cheers Roof, ‘gastropub’ kültürünü ilimize taşıyarak, iyi yemek, iyi içki ve iyi müziği biraraya getirdi... Hem de Körfez’in muhteşem manzarasına karşı...

Besinlerin Gizli Güçlerinden: ORAC DEĞERLERİ

Besinlerin Gizli Güçlerinden: ORAC DEĞERLERİ

Metabolizma, genetik miras ve çevresel faktörler etkisinde, kendisine sunduğumuz kaynaklarla beslenir, şekillenir ve aktivitesini sürdürmeye çalışır. Oluşturduğu etkiyi sağlık durumu ve fiziksel güç olarak hissettirir

TÜYAP’tan 2018 yılı için; 7 FUAR PROJESİ

TÜYAP’tan 2018 yılı için; 7 FUAR PROJESİ

TÜYAP Bölge Başkanı GÖKALP GÖKDEMİR; ŞUAN 2018 İÇİN KESİNLEŞMİŞ 7 PROJEMİZ VAR VE SÜREKLİ DE ARAYIŞ İÇERİSİNDEYİZ.

WIMBLEDON LANGUAGE ACADEMY TAÇLANDIR KENDİNİ

WIMBLEDON LANGUAGE ACADEMY TAÇLANDIR KENDİNİ

Farklı bir model, farklı bir dil okulu.

CAN DOSTUM ESMA&SEZAR

CAN DOSTUM ESMA&SEZAR

Her şey özel bir şirkette operatör olarak çalışan Ertan Arslan ile İngilizce Öğretmeni Gülsün Arslan’ın 8.sınıf 13 yaşındaki güzeller güzeli kızları Esma’nın bir kedi istemesiyle başlamış.

BACK STAGE Mustafa Alarata

BACK STAGE Mustafa Alarata

Eylül sayımızda mega projelerin adamı Mustafa Alarata ile tanıştırmıştık sizi.

ANKET

KÖŞE YAZARLARI