15 Aralık 2017 Cuma 16:56
  • 3.8718 TL
  • 4.5662 TL
KOCAELİ 16°

UNLU ELLERDEN, ÜNLÜ LEZZETLER

UNLU ELLERDEN, ÜNLÜ LEZZETLER
  • 2
  • 3854

Hedeflerinde hep vardı, sırf bu uğurda üç sene boyunca Sabah altı, gece on bir onun çalışma saatleri oldu.Hedeflerine ulaşmasındaki en büyük etken ise sevgili eşiydi.Hiç bilmediği İzmit sokakları, navigasyonla çözümlediği sipariş noktalarıBu markanın ilk hikayeleri oldu.Unlu mamullerin hepsinde iddialı,Markasının büyümesindeki en büyük etken de bu iddianın gerçekliliği.Şimdi Kandıra Sapağı’ndaki yeni yerleriyle de Bu işi ne kadar doğru yaptıklarını kanıtladılar.Bu mekanın en güzel yönü İzmit siluetinin duvara yansıması,Her Cafe&Restoran konseptinde bunu görebilirsiniz.Bu marka Kocaeli’nin markası,Bu marka By Unlu ve yaratıcılarıErkan BALCI ve sevgili eşi Güleser BALCI

HAZIRLAYAN:TÜLAY DURAN

FOTOĞRAF:VEHBİ KILIÇ

 

-Erkan bey, eşinizle birlikte bir marka yarattınız, bu markanın hikayesini sizden alabilir miyiz?

Ben yaklaşık 1999 yılından beri bu sektördeyim. Eşimle üniversite döneminde Giresun’da  tanıştık. Ben Artvinliyim, eşim ise Trabzonlu. Okul bittikten sonra İstanbul’a geldim ve eşim de Trabzon’da kaldı, tabi o zamanlar aramızda resmi bir şey yoktu ve akabinde nişan yaptık ki; iki buçuk sene gibi bayağı bir uzun nişanlılık dönemi oldu ve 2006 yılında da evlendik. Ben zaten İstanbul’da gıda sektöründe kurumsal büyük  bir firmada çalışıyordum. O firmada ilk depocu olarak işe başladım ki, hedeflerim o zamandan itibaren vardı, önümü görebiliyordum.  Ailemde gıdayla uğraşan kimse yoktu ama ben hep gıda işleriyle uğraşmak, kafe restoran grubunda çalışmak istiyordum. Bu isteğim tamamen sektörü çok sevmemle alakalıdır. Kısacası kendimi orada geliştirebileceğimi düşündüğüm için bu işe girmiştim. Orada azmimizle hızlı bir yükselmemiz oldu ki; yaklaşık üç sene boyunca sabah altıda işe gidip, gece on birlerde eve gelerek çalıştım.  Bu sektörde kimseyi böyle çalıştıramazsınız, ama benim bu işi öğrenmek ve yapmakla ilgili hedeflerim vardı.  

 

İZMİT ASLINDA BÖREK KENTİ, BİZİMKİ TAMAMEN BİR DELİNİN KUYUYA TAŞ ATMASI GİBİ BİR ŞEYDİ

-İstanbul’da yaşıyordunuz, peki bu markanın tohumları nasıl Kocaeli’nde atıldı?

2008’in sonunda çalıştığım yerden ayrılarak kendi işimi kurma düşüncemi eşimle paylaştım. Eşim de sağ olsun; “Sen nereye gidersen ben oraya gelirim” dedi. Zaten bu süreçte dışardan da işler yapıyordum ve planladığım gibi 2008’in sonunda işimden istifa ederek ayrıldım. Aslında kafamda böyle bir işe girmeyi İstanbul’da düşünüyordum ki; bir arkadaşımız Kocaeli’nde iyi bir pazar olduğunu, burayı neden düşünmediğimizi sordu. Bizim de gerçi Kocaeli’nde çok tanıdıklarımız vardı ama İzmit’i hatta sokaklarını bile hiç bilmiyordum. Ben yaklaşık 2 ay boyunca Kocaeli’ndeki firmaları analiz etmek için gidip geldim. Nerede kalabalık var, nerede börekçi var girip kahvaltı yaptım, böreklerini poğaçalarını yedim, hepsini de tek tek not aldım. Böylece Kocaeli’nin her tarafını ve tüm yerli ile ulusal markalarını gezdim, gezmediğim hiçbir yer kalmadı. Kocaeli’nde sektördeki açıklıklıları, eksiklikleri gördüm. Bu araştırmalarımın neticesinde, yapacağım ürünün kalitesine de güvenerek bu işi İzmit’te yapabileceğimizi eşime söyledim.  İzmit aslında börek kenti ki, burada bir sürü marka vardı. Bizimki tamamen bir delinin kuyuya taş atması gibi bir şeydi ama o riski aldık, eşime İzmit’e benimle gelip gelmeyeceğini sordum, o da “Gelirim” dedi. Tabi hemen ilk etapta İzmit’e taşınmadık. KOSGEB’in karşı ara sokağında yer bulduk ve 2009’un Haziran ayında da açtık. Satışa başladık ama insanlara bunu anlatmak lazımdı. Bizi kim çağırırsa elimizde böreğimizle baklavamızla gidiyorduk.

 

 

“MÜŞTERİLERİMİN DÜKKANLARINI BULABİLMEK İÇİN NAVİGASYON ALDIM”

-Hem İzmit’i tanımıyordunuz hem de İstanbul’a gidip geliyordunuz, zor olmadı mı?

Tabi zor oldu, toplam 4 ay gittim geldim. Gece İstanbul’dan üçte çıkıyordum, buraya gelip böreklerimi pişirip, arabaya yükleyip pazarlamaya çıkıyordum. İnsanlara böreğimi tattırıyordum, fiyatını söylüyordum ve numaramı da bırakıyordum. Ertesi gün mesela arıyorlardı ve sipariş veriyorlardı. Burada tek sorun İzmit’in hala sokaklarına hakim olmadığım için adamın dükkanını bulamıyordum, bana Bekirdere dese bile bilmiyordum ki; Bekirdere nerede(gülüyor) Baktım böyle olmayacak, gittim Real’e, bir navigasyon aldım ve müşterilerimin kodlamasını yaptım. Ama bunda da şöyle bir sıkıntı yaşadım, bölgesel kodlamayı yapmadığım için ilk koda basıp bir merkeze verip, ikinci kodlamada Bekirdere’ye dönüp, üçüncü kodlamada da tekrar merkeze geri dönüyordum. Bu sefer de gecikiyordum. Yapmam gereken şey yön olarak harita bulmam lazımdı. Büyükşehirden yolları gösteren bir harita aldım ve getirdim dükkanımın duvarına astım. Oradan kodları tek tek düzenledim. Bu düzenlemeyi yapsam da gece üçte gelip tekrar yola çıkmak acayip derecede yordu beni. Bir saatten sonra yorgunluk hat safhaya çıktı. Dört ayın üzerine bir sabah Hereke’den dönüşte yolda uyumuşum, beni bir kamyon kornasıyla uyandırdı. İşime geldiğimde eşime bir şey söylemedim, yine servisimi yaptım sonra saat on bir gibi eşimi arayıp, eşyaları toplamasını artık İzmit’e taşınacağımızı söyledim. Bu şekilde İzmit’e taşındık, bu sırada buraları bilen bir eleman da aldım yanıma ki; dükkana sabah erkenden müşteri de gelmeye başlamıştı.

 

 

“BÜTÜN MAMULLERDE İYİYİZ, BU YÜZDEN GENEL BİR İSİM KOYMAK İSTEDİK, BY UNLU DA BU ŞEKİLDE ÇIKTI”

-By Unlu ismi nasıl ortaya çıktı?

Biz ilk buraya geldiğimizde Sini markasıyla geldik. Sini Börek bizim görüştüğümüz biriydi, biz zaten bu işi biliyorduk, neden kendi markamızı oluşturmadığımızı sorguladık ve kendi markamızla yola devam etmeye karar verdik. Burada bir reklamcı arkadaşla tanıştık, çalışmalarımız sonucu “By Unlu” ortaya çıktı çünkü bütün unlu mamullerde iyiyiz, genel bir isim olsun istedik ve böylece By Unlu’nun üzerinde yoğunlaşmaya başladık. Tabelayı asmadan ve markayı almadan önce sıkıntı yaşamamak için tescillememiz lazımdı. 2009-2011 arasında tecille uğraştık. Bu süreçte Sini’de kalmamızın sebebi de oydu. BİM, kendi markası olduğunu savunarak; bizi mahkemeye verdi. Ankara’da bayağı bir mahkemede uğraştık ve en son avukata duruşmaya gelip çıkacağımı söyledim. İlk defa bir mahkemeye gitmiştim ki; duruşma nedir bilmezdim. Söz hakkı bana geldiğinde hakime geçmişimi kısaca anlatarak “Sayın hakimim Kocaeli’nde bir firma kuruyorum, benim BİM’le en ufak bir bağım yok, onların markası Unlum benim markam ise By Unlu. Bizim onlarla bir alakamız yok ama maddi gücümüz olmadığı için bizi eziyorlar, ne olur bu mahkemeyi bugün ya olumlu ya da olumsuz sonuçlandırın, sizden rica ediyorum çünkü ben çok yoruldum, buna harcayacak param da yok, ben çok yeni bir işletmeciyim. Ben avukata ve tescil firmasına para ödemekten yoruldum. Benim herhangi bir mahkeme kültürüm yok, yanlış bir cümle de kurduysam kusura bakmayın” dedim. Hakim, güldü ve anladığını söyledi, karşı taraf ise 3 avukatla gelmişti, onlar da konuştular. Hakim, davanın düşmesine bizim tarafın haklı olduğuna, markanın da tesciline karar verdi. 2011 yılının Şubat ayıydı. Davanın ertesi haftası markamızın belgesini çıkarttıktan sonra Erenkaya Petrol İstasyonu’nda dükkanımızı açtık.

 

 

-Bayileşme süreciniz nasıl başladı?

Zaten dükkanımızı açar açmaz hemen arkasından bayilik teklifleri geldi. İlk Yarımca’da bayilik verdik, ikinci mağazamız Bağçeşme, üçüncü mağazamız Dilovası, dördüncüsünü de Zonguldak Ereğli’de oldu ki; ilk şehir dışı oydu. Şuanda 11 tane mağazamız var, 12. mağazamız çarşıda, 13. mağazamız da Gölcük ‘te yapılıyor. Şuan Yalova ve Sakarya’da görüşmelerimiz devam ediyor. Bu merkez dükkanı açmakla da acayip şekilde talep çıktı. Çünkü insanlar ne yapabileceğimizi gördü. Benim işim konsept kurup bir şeyler çıkarmak.

 

“BURADA BY UNLU’YU BİR YERE GETİRMEK İÇİN KENDİME BÜYÜK BİR YER YAPMAK İSTİYORDUM.”

-Bu büyük mağazanız nasıl oluştu?

Burada By Unlu’yu bir yere getirmek için kendime büyük bir yer yapmak istiyordum. Arayış içindeydim, o ara sokaktan çıkmak da istiyordum. Tesadüf burayı gördük ve hemen değerlendirmek istedik çünkü alışık mevcut müşteriye uzak olmadığı gibi buranın geleceğini de görerek buraya geldik. 1 Nisan’dan itibaren bu mağazamızda hizmet vermekteyiz. Binamızı kendimiz yaptırdık ki; yarısını kiraya vermeyi düşünüyorduk. İstanbul’da eski çalıştığım yerdeki arkadaşlarımdan biri gelerek; niye böyle bir hata yaptığımı sordu ve burada gelecek görüyorsan, niye kiracı getiriyorsun dedi. Eşimle düşündük taşındık, çünkü binayı ne kadar büyük yaparsak maliyeti de artacaktı. Eşim “Olan oldu zaten, girdik bu işe, tam olsun madem” dedi. (gülüyorlar) Duvar ördürmüştük, mağazayı bölen ustamıza devam etmemesini, duvarı yıkmasını söyledim. Tabi belediyede proje, tekrar projelendirildi, proje değişince alacağımız ekipmanlar bile değişti. İşte burası bitince insanlar “Olabiliyormuş demek ki” demeye başladılar, biz çok memnununuz, artık istediğimiz şeyleri yapabiliyoruz.

 

 

“BİZDE YEDİĞİNİZ PİDEYİ KOCAELİ’NDE HİÇBİR YERDE YİYEMEZSİNİZ”

-Konseptin içinde neler var, detaylandırabilir misiniz?

Börek çeşitlerimiz var, pastamız, sütlü tatlı ile kurabiye grubumuz, zeytinyağlı sarma, mantımız ve pide çeşitlerimiz var. Bir de pidede Kocaeli’nde olmayan bir şeyi yapıyoruz. Pidede Bafra ve Konya’yı harmanladık, bizde yediğiniz pideyi Kocaeli’nde hiçbir yerde yiyemezsiniz. Yiyen herkes çok memnun kalıyor, bizim hamurumuz çok incedir, malzememiz boldur, böreğimizde de bu böyledir, zaten bizim yola çıkışımız ev tarzı ürünleri yapmaktı. Börek, baklava ve pastamız ev tarzıdır. Pastalarımızda hazır krema kullanmıyoruz, hepsini kendimiz hazırlıyoruz, sadece poğaçamda margarin kullanıyorum o da margarinsiz olmadığı için ki; onun da en kalitelisini kullanıyorum. Geri kalan hiçbir üründe margarin kullanmıyorum, tereyağ ve sıvıyağ karışık kullanırız, sağlığımıza önem veriyoruz ki; burada yaptığımız her şeyi çocuklarımıza yedirebiliyoruz. Bu konsepti oluşturduğumuzda “2 konsept” belirledik. Kocaeli’nde küçük sokaklarda ve yerlerde küçük mağazalara “By Unlu Ekspres” ama 250 metrekare üzerine çıkan yere de “By Unlu Cafe Restaurant” dedik.  Mesela alakart mutfak çeşitlerinde makarna yapıyoruz, kafede ne ararsanız o ürün çeşitleri bizde de var, ayrıca çok meşhur mantımız da mevcut, kendimizin yemediği hiçbir şeyi kimseye yedirtmek istemiyoruz. Tabi menüyü yaparken, müşteri istekleri de belirledi. Ben şuna karşıyım, bir yere gittiğinizde 30-35 sayfa menü var ama içinde yürüyen ürün çeşitleri bellidir, benim müşterim buraya geldiği zaman kafası karışmayacak, menü sade olacak. Ben hala burada yeni açılan yerlere gidiyorum, benim için önemli olan bir diğer konu da aynı ürünü üç beş defa gidip yediğinizde, aynı tadı veriyor mu?

 

“BURADA BİR ÇAYIN BİLE TARİHİ, HER ŞEYİN BİR ANLAMI VARDIR”

Ben şuana kadar Kocaeli’nde çok nadir mekanda aynı ürünü, aynı lezzette iki üç kez üst üste yedim. Ama bizde öyle değil, mesela geldiniz pide yediniz, 2 ay sonra gelip yiyin aynı pideyi yersiniz. İmalat kurulduğu yıldan beri, ben ne uncumu, ne peynircimi, ne yağcımı değiştirdim. Çayım bile özel, Ofçay benim okul arkadaşım, şu içtiğiniz çayı oluşturmak için 6 ay boyunca ofiste günde 60-70 bardak çay içtim. Bu çayın içerisinde 5 çeşit bölgenin çayı var. Çayın oranını, her şeyini ben biliyorum, ben bu çayı yaptığımda gramajlarının tescilini bile aldım. Piyasada “Ofçay Efsane” diye geçiyor. Yani anlayacağınız burada bir çayın bile tarihi, her şeyin bir anlamı vardır. Mesela mantının üzerinde de çalıştık, benim mantımın içerisinde bir tane soğan bulamazsınız, satır kıyması zırhla yapıyoruz,  hamuru bir kilo ise; içindeki kıyma da bir kilodur, bu bizim özel mantımızdır.  Kayseri mantısı olarak küçük de yapıyoruz ama öbür mantımız daha iridir, yiyen başka bir mantı yiyemez. Dediğim gibi tüm ürünlerimin bir çalışması var. Ayrıca üst katımızı da kadınlar günü, doğum günü gibi öze organizasyon etkinlikleri için düzenledik. Bir tane çocuk oyun odası var ki; Kocaeli’nde iç mekanda bu kadar büyük bir mekan yoktur. Hanımefendiler günlerini yaparken çocuklar orada oynuyorlar. Özellikle benim için tuvaletler çok önemlidir, ben tuvaletini temiz görmediğim hiçbir işletmede bir şey yemem. Devamlı kontrolünü yaparım ki; bu özellikle hastalıktır bende.

 

 

-Eşinize dönmek istiyorum, Güleser hanım, bu aşamaya gelmenizdeki en büyük sebep neydi?

Bu aşamaya gelene kadar hem maddi hem manevi anlamda çok sıkıntılar çektik aslında. Bir kere çok çalışıyoruz, özellikle Erkan çalışmayı çok seviyor. 2 çocuğumuz var, onları çok özlüyorum ama çocuklar anneme emanet olduğu için bu anlamda annem çok yardımcı oldu. Bugünlere gelmemizin en büyük sebebi çok çalışmamızdır. Biz her şeye çok özeniyoruz, müşteriye her giden şeyi kontrol ediyoruz, tabi bu da bize olumlu yönde geri dönüyor.

 

-Erkan bey, ekipten biraz bahseder misiniz?

Biz burada aile gibi çalışıyoruz. İki baldızım ve kuzenim burada. İstanbul dönemimden beri yıllardır birlikte çalıştığımız teyzemin oğlu Hamit Karamehmetoğlu özellikle bayi kontrollerini gerçekleştiriyor. Dönem dönem baskınlar yapar ki; bayilerimizin de bu hoşuna gidiyor çünkü bazen işletme körlüğü de olabiliyor adam işletmesinde çalışıyor ama bazen sorunları göremeyebiliyor. Hamit dönem dönem gider, bazen 3-4 gün orada çalışır, eğitim verir ki; şeftir unlu mamullerden tutun da mutfakta ki her şeyi bilir.

 

“BEYNİMİZİN EŞİM OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİRİM”

-Bayilik kriterlerinizden bahseder misiniz?

Bayilikte ticari ahlaka çok önem veririz. Biz her gelen insana bayilik vermiyoruz. İlk önce o kişileri araştırırım, eğer bize problem çıkmayacak bir referans geliyorsa; biz onlarla başlıyoruz görüşmeye. Bu arada aynı bölgede 2 bayilik de vermiyorum. Bölge sınırlandırması yapıyorum. Şuan İstanbul’da 4 tane görüşmemiz var, çok ciddi güzel noktalarda. Bunun için biraz daha süreç var. Bir senelik hedefimde 30 tane bayilik vermek var. İlk etap Kocaeli’yi değerlendiriyorum, önceliğim burası, büyürken dağılmak istemiyorum, kontrollü bir şekilde büyümek istiyorum, yoksa İstanbul’u şuan bile açabiliriz, çok istekliler. En büyük yük aslında eşimde, çünkü ben maddi konulara hiç karışmıyorum benim işim tamamen dışarda, işin büyük yükünü Güleser hanım çekiyor, Allah razı olsun ondan. Beynimizin o olduğunu söyleyebilirim.

 

 

“BENİM MANTIĞIM; BAYİMİN PARASI CEBİNDE KALSIN, TİCARET YAPARKEN GÜÇLÜ OLSUN”

Bayilik verirken, kişinin istediği yere göre projemi yapıyorum, kişiye projenin fiyatını söylüyorum, bizim sektörde bayilik verenler şunu yapıyorlar; isim bedeli alıyorlar, proje bedeline kar bedel ekleyerek fiyat veriyorlar. Kısacası dükkan kurulurken, para kazanmaya uğraşıyorlar. Bizde böyle bir şey yok, mutfakçımı alıp direk adamın karşısına götürüyorum ve aralarında anlaşma sağlattırıyorum, faturayı ben kesmiyorum direk mutfakçı kesiyor, ben burada bayinin garantörü oluyorum. Benim mantığım; bayimin parası cebinde kalsın, ticaret yaparken güçlü olsun ki; benim götürdüğüm ürünün parasını zamanında verebilsin.

 

-Kısa vadedeki hedeflerinizi 30 tane bayi olarak söylediniz, son olarak uzun vadedeki hedeflerinizden bahseder misiniz?

Eşimde anne ruhu olduğu için, bir yerden sonra nokta koymamızı, durmamızı istiyor. Bu sektörde durduğunuz gün, küçülmeye başladığınız gündür. Ben tabi ki bunu istemiyorum ama eşimi de sürekli yormayacağım. Belli bir süreçten sonra ciddi profesyonel ekip ki; şuan yetiştiriyoruz, onlarla birlikte daha da büyütmeyi düşünüyoruz. Şuan yurtdışında iki yerle görüşüyorum ama kendilerine de söyledim, “2018 sonundan önce olmaz” diye çünkü benim burada yapmak istediklerimin bölünmesini istemiyorum. Benim hedefimde Türkiye’de bu konseptte yani kafe restoran tarzında 50 tane mağaza açmak, ondan sonrasını da artık bilmiyorum, onu da çocuklar düşünsünler, yapsınlar (gülüyor) Kızım 6 yaşında, sürekli onu yanımda getiriyorum, bu işi aşılıyorum ona, tabi ki eğitimini de alsın ama kendi işimi ona aktarmak istiyorum. Kızım bayağı bir hevesli, pide ustasının yanına geçip bayağı bayağı pide yapıyor, getirip bana “Senin için yaptım” diyor, benim için o pide dünyanın en güzel pidesidir. Hevesli, sevgisini katıyor diyorum ben, onun yaptığı pideyi yediğim zaman, o gün hiçbir şey kolay kolay benim moralimi bozamaz. Hedefimiz yavaş yavaş tabi ki büyümek.

3854 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 2 Yorum

DİĞER HABERLER

İzmit’te bütün ilkleri yaşamak ve yaşatmak istiyoruz

İzmit’te bütün ilkleri yaşamak ve yaşatmak istiyoruz

İŞÇİLİKTEN PATRONLUĞA MİNE KOÇ&EBRU ALAGEYİK “İZMİT’TE BÜTÜN İLKLERİ YAŞAMAK VE YAŞATMAK İSTİYORUZ”

MURAT ILGAR; “GELECEK NESİLLERDE TEMİZ BİR TÜRKİYE İÇİN GERİ DÖNÜŞÜM, OLMAZSA OLMAZDIR.”

MURAT ILGAR; “GELECEK NESİLLERDE TEMİZ  BİR TÜRKİYE İÇİN GERİ DÖNÜŞÜM,  OLMAZSA OLMAZDIR.”

Hayatta 3 kurala önem veriyor, akıl, kalp ve fizik.Bunların da her birinin bir nedeni var. Ticarete ilkokuldayken simit satarak başlamış. Spor ise O’nun olmazsa olmazı. O, Türkiye’nin ilk Elektronik Atık ve Lamba Geri Dönüşüm Tesisi  Exitcom Recycling’in kurucusu. Bu konuda hala ilk ve tekler. Geri dönüşüme dair söylediği cümleler ise çok önemli. En büyük hayali engellilere istihdam sağlamak.

Hakan Özsoy; Zenginlik, bence BAŞARILI OLMAKTIR

Hakan Özsoy; Zenginlik, bence BAŞARILI OLMAKTIR

Ticaretin içinde yetişmiş bir genç, Ama ona göre ticareti ve hayatı Unilever’de öğrenmiş. Edinmiş olduğu tecrübeleri kendi kurduğu firmasında uygulamış. Bu konuda da oldukça başarılı olmuş. O, çelik konstrüksiyon işini ve büyük firmalara danışmanlık yapıyor. O, Haksoy A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı, Ve O, başarılı genç işadamı HAKAN ÖZSOY…

MUSTAFA ALARATA… “ZOR PROJELERİN ADAMI”

MUSTAFA ALARATA… “ZOR PROJELERİN ADAMI”

Çelik konstrüksiyon işinde Türkiye’nin en iddialı projelerinde yer almış isim; MUSTAFA ALARATA…

KARADİZAYN MÜHENDİSLİK; MURAT KARADAŞ&ÜMİT KARALI

KARADİZAYN MÜHENDİSLİK; MURAT KARADAŞ&ÜMİT KARALI

“İLK 5 BİN 10 BİN TL’LİK RAKAMLARLA BAŞLADIK, ŞU ANDA 100 BİN 200 BİN DOLARLIK İŞLER YAPIYORUZ”

BRC ESTETİK FATMA BURCU AKTI; “GÜZEL KADIN, BEDENİNDEN ÖNCE RUHUNU MARKALAYANDIR.”

BRC ESTETİK FATMA BURCU AKTI; “GÜZEL KADIN, BEDENİNDEN ÖNCE  RUHUNU MARKALAYANDIR.”

Düzce’de doğup, büyümüş, Çok küçük yaşta da kızı Ayça’yı kucağına almış. 20 yaşında hayatını nerde bıraktıysa oradan da devam etmiş.Liseyi dışardan bitirmiş, üniversiteye giderek de Mesleğine dair ilk adımlarını atmış ve bir bakıma çocuğu ile okumuş. İzmit’e geliş bir bakıma mesleğindeki en önemli adımlarından biri olmuş. Özel hastane tecrübeleri onu başarıya bir adım daha yaklaştırmış. Cebindeki 200 TL ile kendine işyeri açma cesaretiyle başlayan başarılı bir estetisyen. O, Gazi Üniversitesi Cilt Bakımı mezunu. O, Yenicuma Camii yanında bulunan BRC Estetik’in sahibi.O, müşteri memnuniyetiyle reklam yapmadan zirveye oynayan işkadını. O, titiz, mesleğine aşık ve o güzelliğe dair cümlelerin sahibi…Ve O, FATMA BURCU AKTI

ANKET

KÖŞE YAZARLARI