21 Ocak 2017 Cumartesi 03:05
  • 3,858 TL
  • 4,074 TL
  • 143,75 TL
  • 77.394
KOCAELİ

Efe Büyük

bizim@bizimkocaeli.com
Yazarın Tüm Yazıları

TEKNOFOBİK İNSAN

30 Kasım 2016 Çarşamba 17:00

Bilmiyorum belki bir şey ifade etmiştir bu başlık size ancak ben bunu teknolojiden tiksinen insan anlamında kullandım.

Şöyle bir durum da cabası tabii; tiksiniyor ancak bir o kadar ayrılamıyor.

Ya mecbur olduğundan ya da mecbur olduğundan.

Özür dilerim, iki kere mi mecbur olduğunu belirttim?

Evet, doğru bir hata.

Bizler, yani insanoğlu, şu günden itibaren kelime anlamı ile teknolojiye bağlıyız.

Bakın, bağımlıyız demedim.

Bağlıyız.

Öyle olmak zorunda çünkü ve siz sebeplerini biliyorsunuz.

Günümüzde artık çoğu iş (neredeyse hemen hepsi) bilgisayarlar (ve akıllı cihazların tümü) dolaylı ve dolaysız olarak internet bağlantılı olduğu ve işlerimizi büyük ölçüde kolaylaştırdığı, hızlandırdığı için.

Çocuklara kızıyoruz örneğin. “Bırak şu telefonu!” diye.

Neden kızıyoruz?

Onun kadar anlamadığımız için mi?

Yoksa gerçekten asosyal bir hayata çekildiğini düşündüğümüz için mi?

Buna cevap vermeyeceğim.

Cevabı siz verin.

Elbette çocuklar veya yetişkinler akıllı cihazlar içerisinde ve dolayısı ile internetin içerisinde “ Bir şeyler” buldukları için ‘Var oluyorlar’.

Acaba kendilerini daha özgür hissedebildikleri ve yine kendilerini daha iyi ifade edebildiklerini düşündükleri için olabilir mi?

Hmm.

Olabilir mi?

Durun bir daha düşünelim.

Olabilir mi?

Siz söyleyin.

Teknofobik insan (başka bir tanım ile teknolojiden korkan ve hatta nefret eden insan) aslında arada kalmış bir insandır.

Ne oradadır ne burada.

Sıkılgan bir anlamda.

Peki, var mıdır bunun bir çözümü?

Cevap aslında yine karşınızdaki insanın psikolojine göre değişecek türden.

Bazı insanlara derdim ki; “Evet teknoloji ile daha fazla iç içe olmalısın ve onu öğrenmelisin. Bu sayede aslında hayatında biraz daha huzur bulabilirsin.”

Peki, neden böyle bir şey söylerdim o “ Bazı insanlara”?

Çünkü görünen o ki; gerçekten bazı insanların problemi bu teknolojiyi anlamamakta yatıyor. Kafalarının bir bölümü bununla ilgili sorulara ayrılmış ve cevapları yok!

Gerek iş hayatlarında gerek özel hayatlarında teknoloji ile ilgili sorulara cevap veremediklerinden dolayı sıkıntı yaşıyorlar ve bu sıkıntıyı başkalarına da yaşatıyorlar.

Yine aynı şekilde diğer bazı insanlara da derdim ki; “Hayır, sen teknolojiyi öğrenmek ile kendini yorma. Mümkün olduğunca uzak dur ve düşünmemeye çalış. Unut gitsin. İhtiyacın olan için bilen bir yakınından yardım istersin.”.

Bunu söylemek aslında biraz acıklı.

En azından benim açımdan.

 Ancak bunu söylemek bazı kişiler için gerekli. Bunu çok samimi söylüyorum.

Toplumumuzda ciddi bir kesim var ki ( Bu bir jenerasyonun belirli teknolojik ilerlemelere hızla ayak uyduramamasından kaynaklı?) son teknolojik gelişmelere ( Özellikle sosyal medyanın hâkim olduğu – Facebook, Twitter gibi) “tam” anlamıyla ayak uyduramamış ve bununla da kalmayıp kendi içerisinde bir küskünlük yaratıp (inat?) iş yaşamında gerekli olan temel teknolojik ihtiyaçlara da cevap verememiştir.

Onlara kızamayız.

Neden kızalım ki?

Onların bir suçu yok.

Suç onlara bu hızlı teknolojik değişim sürecinde yardımcı olmayan “sistemde”!

Biliyorum kızınca suçu sisteme atıyoruz ama öyle..!

Bu sebeple, onlara önerim: öğrenmeyin, yardım isteyin.

Özellikle böylesi durumlarda yardım istemek ve yardım etmek gerekiyor.

Son olarak Albert Einstein’dan bir söz ile bitirmek istiyorum;

“Teknolojimizin insanlığımızı aştığının son derece açık olduğu ortaya çıktı.”

Dileyelim de Einstein yanılmış olsun çünkü hiçbir zaman teknolojimiz insanlığımızı aşar noktaya gelmemelidir.

Teknoloji sadece bir araçtır, amaç asla değil.

Biz, insanlar, özümüzü yani insanlık duygu ve düşüncelerimizi sadece çağın gerektirdiği ölçüde teknoloji ile birleştirmeyi daha iyi ve güzele varmak için kabul etmeli ve kullanmalıyız.

2365 defa okundu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI