23 Kasım 2017 Perşembe 04:38
  • 3,638 TL
  • 3,903 TL
  • 144,20 TL
  • 90.491
KOCAELİ 13°

Güngör Arslan

gungorarslan@bizimkocaeli.com
Yazarın Tüm Yazıları

Köken’e artık birileri DUR demeli..!

17 Temmuz 2017 Pazartesi - 00:00

Kim ne derse desin AKP ilimizde başsız.

Kimin eli cebinde belli değil.

Kim ne yapıyor, kim kiminle ilginç işler çeviriyor bu bile belli değil.

Partinin patronu ya da abisi yok.

Herkes kendini kurtarmanın peşinde.

Küçük ama küçücük siyasi hesaplar nedeniyle kimse kimseye ses çıkaramıyor.

Bakan Fikri Işık’ın kendini ortaya koyarak il başkanı seçtirdiği Şemsettin Ceyhan’da kendisini il başkanı seçtiren kişiden habersiz deyim yerindeyse tuvalete bile gitmiyor.

Bakan Işık ve ekibi ayrı telden, Karaosmanoğlu ayrı telden çalışıyor.

Bakmayın siz onların medya önünde ya da kamuoyu önünde birlik beraberlik görüntüleri verdiklerine.

Bir kaşık suda boğarlar aslında birbirlerini.

Milletvekilleri ise kendi dünyalarında.

Bir ara iyi bir performans sergileyen Şevki Yılmaz’ın oğlu Mehmet Akif Yılmaz’ın bile sesi soluğu kesildi.

İlçe başkanları ise kendilerini kurtarmanın peşinde.

İşte bu garip, başsız ve karmaşık durumdaki AKP’de ilçe belediye başkanları kendi cumhuriyetlerini kurmuş durumdalar.

Bir daha aday olmayacaklarını bilen ve kokusunu alan pek çok ilçe başkanı geride kalan zamanında kendisine ‘Ne yaparımın’ derdinde.

Bu belediye başkanlarından birisi de Kandıra Belediye Başkanı Ünal Köken.

Eski bir imam olan, belediye başkanı seçilmeden öncede Kandıra İSU’da şube müdürü olarak görev yapan Ünal Köken’in normal şartlarda belediye başkan adayı olması mümkün değildi.

Ama AKP içindeki küçük siyasi hesaplar sonunda eski il başkanı Mahmut Civelek Ünal Köken’i aday yaptı ve belediye başkanı seçildi.

Oysa Kandıra’ya AKP’den gerçekten çok iyi kişiler aday adayı olmuştu.

Belediye başkanlığı koltuğuna oturan Ünal Köken birden bire ‘ Ne oldum delisi’ oldu.

Nüfusu 50 binin altına düşen ve ilimizde göç almayıp göç veren tek ilçemiz olan Kandıra’da Ünal Köken, belediye başkanlığı yaptığı ilçede oturmayan tek belediye başkanı.

Evet, Ünal Köken, Kandıra’da oturmuyor.

Hergün İzmit’ten Kandıra’ya, Kandıra’dan İzmit’e gidip geliyor.

Kandıra’da hiç takılmıyor.

Ya Yahya Kaptan Mahallesi’nde ya da İzmit’te başka yerlerde takılıyor.

Makamına ise ya öğlen saatlerinde geliyor ya da bazen hiç gelmiyor.

Eşi Elif Köken’e Kandıra Belediyesi’nin bir şoförü tahsis edilmiş durumda.

İzmit Belediyesi’nde koordinatör olarak işe başlayan Elif Köken, AKP İl Başkanı Şemsettin Ceyhan’ın talimatı ile bir gün sonra işine son verildi.

Kandıra Belediyesi’ni Ünal Köken’in eşi Elif Köken’in yönettiği ifade ediliyor.

Daha düne kadar İSU’da şube müdürü olarak görev yapan Köken şimdi evine 100 bin TL nakit para ile mobilya alabilen, 200 bin TL’lil BMW araba alan hale gelmiş.

Hatta son dedikodulara göre Kandıra’nın girişinde bulunan bir siteden ev aldığı öne sürülüyor Ünal Köken’in.

Şimdi de aylık 5-10 bin TL kira getirisi olan bir işyeri aradığı söyleniyor.

Bunlar Kandıra’da dilden dile dolaşan Ünal Köken ile ilgili dedikodu ve iddiaların çok küçük bir bölümü.

Ünal Köken’in il başkanı Şemsettin Ceyhan ile de arasının iyi olmadığı öne sürülüyor.

Referandum öncesinde Kandıra’da bütün Kandıra Teşkilatı’nın Turan Güneş Kültür Merkezi’nde yaptığı toplantıya il başkanı Ceyhan katıldığı halde Ünal Köken, bisiklet dağıtımı törenini bahane ederek katılmamış.

Buraya kadar yazdıklarım bile normal şartlarda Ünal Köken’in kafasının kopmasına yeterde artar bile.

Ama bunlar daha ne ki.

Ünal Köken’in yakın akrabası tarafından NEDEN ve NİÇİN dövüldüğünü de çıklayacağım.

Kısacası önümüzdeki günlerde Kandıra’da olan bitenleri daha ayrıntılı okuyacaksınız.

Yine AYAZ, yine AYAZ..!

Bizim anlı şanlı sempatik Başiskele Belediye Başkanımız Hüseyin Ayaz ile ilgili sakın yazılara son verdi falan diye aklınızdan geçirmeyin.

Memleketin ve ilimizin gündemi o kadar yoğun o kadar çabuk değişiyor ki Hüseyin kardeşimizin yaptıkları ya arada kaynıyor ya da başka zamana kalıyor.

Kalıyor kalmasına ama bizim Hüseyin hiç boş durmuyor ki..!

Gülerken ısıran, herkese mavi boncuk dağıtıp makamını korumaya çalışan Hüseyin Ayaz’ın son vukuatlarından birisi de yeğenine yaptığı kıyak.

Bu güne kadar yazdığım tek bir yazıya cevap vermeyen sadece mahkemelere başvurup yazıların engellemesine çalışan Hüseyin Ayaz’ın son vukuatını okuyun.

Merhaba Güngör Bey,

23.05.2017 tarihinde T.C. BAŞİSKELE KAYMAKAMLIĞI MERKEZ SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA VAKFI BAŞKANLIĞI SÖZLEŞMELİ PERSONEL ALIM İLANI açılmıştı.

Bende istenen tüm şartları sağlayarak başvurumu yaptım ve mülakata çağrılmaya hak kazandım.

20.06.2016 tarihinde mülakata gittiğimde mülakata çağrılan 5 kişi arasında zaten vakıfta sözleşmeli olarak çalışan Hafize Ayaz (HÜSEYİN AYAZ’IN yeğeni) adlı kişinin de mülakata girdiğini gördüm.

Yani zaten kadro onun için açılmış ve göstermelik olarak mülakat yapılmıştı. Bu olaya benimle birlikte mülakata giren diğer 3 kişide şahit oldu.

Bizde maalesef günlerce belge topladık. Sırf mülakata gelebilmek için ameliyat olacak annemi hastanede bırakıp mülakata geldim.

Ve bir ay geçmesine rağmen, bakanlıkta açıklandığı halde (Biz diğer 4 kişinin sonucu olumsuz oldu) resmi olarak kaymakamlık tarafından mülakat sonuçları açıklanmadı ve sorduğumuzda sürekli geçiştiriliyoruz.

Lütfen bu konuyu araştırarak ve yazılarınızda yer vermenizi ve insanların dikkatini çekmenizi rica ediyorum.

Dilerim bir DERS olur..!

Bugün tarzım olmayan bir şey yapıp hem biraz kendimi anlatacağım hem de biraz nacizane tavsiyelerde bulunacağım.

Bunun için sizlerin hoşgörüsüne sığınıyorum.

Ben yaşamım boyunca doğru ya da yanlış hep inandığım şeyleri yaptım.

Kimseye yaranmak, birilerine hoş görünmek için ne bir davranış içine girdim ne de yazı yazdım.

Kimsenin tetikçisi olmadım.

Kimseden talimat alarak ya da birilerine güvenerek yazı yazmadım.

Hiçbir partiye üye olmadım hiçbir partinin, cemaatin şemsiyesi altında ya da gölgesinde yaşamadım.

Sokaktan geldim ve arkamda da kimse yok.

Gültepe’den geldim bu kentte gazeteci oldum sonra da gazete patronu oldum.

Beni sevmezler.

Neden mi?

Çünkü boyun eğmem.

Çünkü kullanamazlar beni.

Parayla asla ve katha satın alamazlar beni.

Gazetecilik yaparken başarılı oldum.

Sürekli büyüdüm, sürekli ileriye gittim.

Güzel yaşadım hala da yaşıyorum.

En lüks arabalara bindim en iyi yerlerde konakladım, eğlendim, yedim, içtim.

Bunları hep kendi kazandığım parayla yaptım.

Ama takdir edileceğim yerde hep komplekslerine yenilenlerin hedefi oldum.

Başarılı oldum diye, kimseye el açmadığım için sevmiyorlar beni.

Benim karşıma gelen bana ne parasıyla ne makamı ile hava atamaz.

Kim olursa olsun benden cevabını alır.

İşte bu nedenle sevmediler, sevmemeye de devam ediyorlar.

Bundan tam bir yıl önce 26 Temmuz’da şeytanın bile aklına gelmeyen bir olayla karşı karşıya kaldım ve bırakın bu kenti ülkemizin en güçlü en büyük ve en modern yerel gazetesi olan, 60 kişinin çalıştığı Bizim Kocaeli Gazetesi’ne FETÖ damgası vurularak kapatıldı ve bütün mallarına el konuldu.

Ben ya ben.

Bana FETÖCÜ dediler.

29 gün boyunca 9 metrekare bir nezarethanede yatırdılar.

Hem de bazen 11 kişi olduk.

24 saat herkes kelepçeliydi.

Bir bana takamadılar kelepçe.

Yerlerde yattım, o sıcaklarda günlerce banyo yapmadan çile çektim.

Ne oldu?

Göbek attı pek çok kişi.

Herkes neredeyse ‘ Oh olsun’ dedi.

Hiç şaşırmadım.

Aslanlar gibi yattım, aslanlar gibi çıktım.

Bir yıldır da aslanlar gibi geziyorum bu sokaklarda.

Yine inandığımı yazıyor yine başım dik inandığım gibi yaşıyorum.

İçerden çıktım www.yeşilkocaeli.com sitesini kurdum.

Onu da kapattılar.

Şimdi www.günaydınkocaeli.com  ile yoluma devam ediyorum.

Ölene kadar da inandığımı yazmaya devam edeceğim.

Ölmeden benden kurtulamazlar.

Bu süre içinde ihanetin babasını gördüm.

Vefasızlığın daniskasını gördüm.

Bana şahsi borcu olanlar bile borcunu ödemedi bana ve hala bu sokaklarda grant takım adam diye geziyorlar.

Nargile içip hava atıyorlar.

Oysa inandığım için, abi dediğim için parasını verdiğim ama tapusunu almadığım evimi bile ikinci kez işi bozulduğu için icradan satın aldım ama parasını bile istemediğim adam görünen adamlardan vefasızlık gördüm.

Olsun.

Bir tane adam çıkıp ‘ Benim Güngör’den alacağım var’ diyemez.

Şimdi bunları neden yazdım?

Daha önce birlikte çalıştığım Yeliz Koray arkadaşımız yazdığı yazı nedeniyle gözaltına alındı.

Şok oldum.

Adliyeye gittim destek olmak ve moral vermek için.

Bu yazıyı yazarken henüz ifadesi bile alınmamıştı.

Bir gece kalmış emniyette, ertesi gün adliyeye çıkarılmış.

Sevindim bu duruma.

Çünkü ben 29 gün kalmıştım ve bir bayanın o kadar kalmadığına hızla adliyeye çıkarılmasına sevindim.

Terör örgütü suçlaması yapılmış.

Şaşırmadım.

Yeliz Koray’ın terör örgütü ile işi olmaz.

Buna yürekten inanıyorum.

Ama Yeliz Koray’ın bu durumunu görünce ilimizdeki yerel medya geldi gözümün önüne.

Hani şu adı kalan ama kendi olmayan, yandaş ve pembe yerel basın.

Kimse yoktu ortalıkta.

Bir avuç insan vardı sadece.

O gaz verenler, sırt sıvazlayanlar ya da gazeteci geçinenlerden kimse yoktu.

İşte Kocaeli yerel basını bu hale gelmişti.

Gazetecinin düşmanı bu kentte gazeteci olmuştu.

Gazetecinin saldırıya uğradığı haberi manşetten ballandıra ballandıra veren, görüntüleri zevkle yayınlayan bir medya var artık bu kentte.

Dün adliye binası önüne gidip Yeliz Koray’a moral vermek istediğim zaman benim saldırıya uğradığım zaman görüntüleri zevkle yayınlayan vatandaş yanıma gelip elini uzattı ve bana selam verdi.

Elimi uzatmadım sadece ‘geçmiş olsun’ dedim.

Ama Yeliz Koray tutuklanırsa ki bunu aklıma bile getirmek istemiyorum onun için samimi üzüleceklerin en başındayım ve onun için her şeyi yaparım.

Çünkü ben gazeteciyim ve ben pek çok arkadaşım gibi 12 Eylül’ü yaşarken Ernesto Che Guevara’nın sözündeki ‘ Dünyanın neresinde olursan ol, haksız yere atılan bir tokadın acısını yüreğinde hissediyor musun?’ düşüncesiyle mücadele edip yaşadık.

Ve dilerim Yeliz Koray’ın başına gelenlerden önce yerel medya denen yerde görev yapanlara ders olur.

Dilerim bu kentte artık gazetecinin düşmanı gazeteci olmaz.

Kınama yapmaktan aciz CEMİYET..!

Bizim kentimizde galiba bir gazeteciler cemiyeti var.

Galiba diyorum çünkü AKP’li belediyelerin kucağına oturan, onların bir dediğini iki etmeyen bir cemiyetten bahsediyorum.

Bir zamanlar üye olduğum, yöneticilik yaptığım bu cemiyet şimdi sadece AKP’li belediyelerin emir eri durumunda.

Bunları neden söylüyorum?

Çünkü AKP’lilerin hiçbir etkinliğini kaçırmayan bu cemiyet yöneticileri hadi beni geçtim Yeliz Koray’ın gözaltına alınmasına bile ses çıkarmayıp tek bir kınama yayınlamadılar.

Ne adliye binası önüne geldiler ne de meslektaşlarına sahip çıktılar.

Ama sakın kızmayın bu cemiyete ve yöneticilerine.

Çünkü ortada bir gazeteciler cemiyeti yok.

Şimdi sadece merak ettiğim şey gazeteci arkadaşların cemiyetin bu davranışına nasıl tepki verecekleri.

İnanın çok merak ediyorum.

24398 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 7 Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

ANKET

KÖŞE YAZARLARI