24 Eylül 2017 Pazar 18:50
  • 3,638 TL
  • 3,903 TL
  • 144,20 TL
  • 90.491
KOCAELİ 25°

Nazlıcan Arslan

nazlicanarslan@bizimkocaeli.com
Yazarın Tüm Yazıları

ZOR AMA ZEVKLİYMİŞ..!

11 Eylül 2017 Pazartesi

Efendim malumunuz üzere ben bir üniversite öğrencisiyim.

Adaletin olmadığı, yerlerde süründüğü ülkemizde ben zor olanı seçtim ve hukuk okuyorum.

Şimdi ikinci sınıftayım.

Her üniversite öğrencisinin yaptığı gibi daha doğrusu büyük çoğunluğunun yaptığı gibi önce okulumun yurdunda kaldım.

Öyle 3-4 kişiyle kalınan bir yurt hayatı yaşamadım.

Aslına bakarsanız yurt öyle yurt gibi falanda değildi.

Üniversitenin içinde, tek kişilik bir otel odasından farksızdı.

Okulumun da Kocaeli ye yakınlığı malum, o nedenle her hafta sonu kendimi ailemin yanına atıyordum.

2 yılın ardından kendime İstanbul’da da bir yaşam kurmam gerektiğine karar verdim ve bir ev tuttum.

Okula yakınlığını göz önünde bulundurarak çok şık bir siteden 1+1 ev tuttum.

Tuttum tutmasına ama bir evi baştan aşağı döşemek zevkli bir o kadar da zormuş.

Bir evden başka bir eve taşınmak, kocaman kolilerin arasında boğulmak ne demekmiş bizzat yaşayarak öğrenmiş oldum.

Ailemin de bu konuda desteği hafife alınamaz ama özellikle de bir iç mimar zevklerine sahip olan babamın desteği bambaşka.

Bir evin her köşesini kendi zevkinize göre yerleştirmek

İnanılmaz bir duygu bu.

Şimdi artık evimdeyim.

Yemek te yapacağım, tatlı da yapacağım, temizlik de yapacağım hatta cam bile sileceğim.

Ev işinden kaçan biri değilim.

Yurtta kaldığım süre boyunca odama gelen her arkadaşım benim ne kadar düzenli olduğumu söylerdi.

Eve gelince biraz üşengeçlikten biraz da naz yapmaktan olmalı ki ev işi yapmaktan kaçıyorum.

Bu konu elbette en çok annemi düşündürüyordu.

Bana ‘’kendi evinde napacaksın’’ gibi sorular sormaktan ve nasihat vermekten elbette kaçınmıyordu.

Merak etme anne Evde yapmadığım, aslında yapmaktan kaçtığım her işi kendi evimde mecbur yapacağım.

Bu durum en çok seni sevindirdi sanırım.

Yani artık hem bir öğrenci hem de bir ev sahibiyim.

Anlatması zor bir o kadar da güzel bir duygu.

Gidin..!

İnsanın insan olduğunu ancak zor günlerde anlarsınız.

İyi gününüzde herkes yanınızdadır ama kötü gününüzde yanınızda kalanlar asıl olanlardır.

Hepinizin bildiği gibi başımıza geçtiğimiz yıl bu günlerde kimsenin hatta şeytanın bile aklına gelmeyecek bir olay meydana geldi.

Babamı FETÖ’ den gözaltına aldılar.

Belki de bu kentte FETÖ’ den dolayı gözaltına alınacak en son kişi babamdır.

Ama aldılar.

Sadece onu gözaltına almakla kalmayıp gazetemizi kapattılar.

Malımıza, mülkümüze el koydular.

İşte o gün dibi gördük.

İşte o günlerde gerçek dostlarımızı gördük.

Hayatın öyle toz pembe olmadığını, yanımızda dediğimiz kocaman adamların kedi gibi saklandıklarını gördük.

Bizden köşe bucak kaçanları, selam vermeye bile korkanları gördük.

Bunların yanında gerçek dostlarımız yok muydu?

Varmış.

Sonuna kadar bizimle olan, yanımızda bizimle yürüyenler de varmış

Hatta adını duymadığım, yüzünü görmediğim dostlarımız da varmış.

O dostlardan biri de Yaşar Arslan’mış.

O günlerde tanıdım Yaşar Arslan’ı.

O günlerde kafamı biraz olsun dağıtmak, hava almak için dışarı çıkıyor olmam bile insanların gözüne batıyordu.

Öyle ki ‘’babası içerideyken, kızı geziyor’’ cümleleri söylediklerinden bazıları.

Hoş insanların yüzüme söylemediklerine pek de kulak asan biri değilimdir ancak o dönemde insan takıyor işte.

Evime yakınlığı sebebiyle o dönemde gittiğim, bütün Yahya Kaptan’nın geldiği Lukka Garden Cafe vardı.

Orada tanıdım Yaşar Arslan’ı.

Bana ağabeylik yaptı.

Bana oradayken kimsenin laf yapamayacağını üstelik istediğim saate kadar oturabileceğimi söyledi.

Bu bana yapılabilecek en güzel şeydi.

Çünkü her gittiğim yerde insanların bakışları bile beni evde oturmaya itmişti.

Çok sevdim Yaşar Arslan’ı.

Benim ve ailem için yeri çok farklı.

Soyadı benzerliğimizden sebep herkes akraba olduğumuzu zannediyor.

Akrabalığımız yok ama akraba gibi olduk.

Dedim ya bana en güzel abiliği en zor zamanımda yaptı.

Bunun için akrabalık bağına ihtiyaç olmadığını en güzel gösteren isimlerden biri.

Şimdi eski ismiyle Lukka Garden Cafe’nin yerine yeni bir soluk getirdi

Eski işletmecisi Sami Durmuşoğlu ile ortak açtıkları bu mekanın ismi SKYFALL

Eski halinden daha modern ve daha farklı konsepte sahip olan SKYFALL’a her gün gidiyorum.

Ne yapayım alışkanlık oldu.

Sizlere de tavsiye ediyorum.

Bu arada yazımın bu kısmı reklam içermiyor.

Bu kadar övgü niye diye sorarsanız;

Burası bir köşe ve bu yazı da bir köşe yazısı.

Dileğimce duygu ve düşüncelerimi en özgür şekilde dile getirebildiğim yer.

O nedenle siz bırakın reklam yapıyor düşüncelerini de eşinizi, dostunuzu alıp bahçesinde keyifle oturacağınız bu mekana gidin.

Pişman olmayacaksınız.

Benden söylemesi.

 

1849 defa okundu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

ANKET

KÖŞE YAZARLARI